Estetik müdahalelerde yaş sınırı hızla aşağı çekiliyor. Bir zamanlar yaşlanmayı geciktirme ve botoks yalnızca olgun yaşlara özgü görülürken, bugün genç kadınlar 18-20 yaşında iğne ve bıçak altına yatıyor.
Sosyal medyadaki kusursuz görünen fotoğraflar, dayatılan güzellik standartları ve "fotoshop etkisi" olarak adlandırılan olgu, aynada gerçekte var olmayan kusurlar gören bir genç kuşak yarattı.
Plastik ve estetik cerrahi uzmanı Dr. Dušan Pravica, pratikte giderek daha sık, tıbbi ya da estetik hiçbir endikasyonu olmayan işlemlerde ısrar eden çok genç kadınlarla karşılaştığını belirtiyor.
Pravica, yasal olarak alt sınırın 18 olduğunu, ancak yirmili yaşlarda "yaşlanmayı önleme" gerekçesiyle botoks yapmanın tamamen yanlış olduğunu söylüyor. Bu yaşta dinlenme halinde kalıcı statik kırışıklıkların değil, yalnızca mimik kaynaklı dinamik kırışıklıkların bulunduğunu vurgulayan Pravica, gülmediğinde ya da kaşını çatmadığında da kalan bir kırışıklık ortaya çıktığında tedaviden söz edilebileceğini ifade ediyor. Böyle bir talebi olan 20 yaşındaki bir genç kadına işlemi yapmamayı önerdiğini ve neden gerekli olmadığını anlattığını aktaran Pravica, sorunun, yalnızca para almak için "olur" diyecek birinin her zaman bulunması olduğunu dile getiriyor.
Psikoterapist Maja Milačić ise gençlikte fiziksel görünümü değiştirmeye yönelik takıntılı ihtiyacın arkasında aslında derin bir güvensizlik duygusu ve kişinin kendi yaşamı üzerindeki kontrol eksikliğinin yattığı uyarısında bulunuyor. Yirmili yaşların kendi başına güzel olduğunu, ancak kariyer ve duygusal ilişkiler konusunda bir kimlik krizi de barındırdığını belirten Milačić, dış koşullar üzerinde kontrol hissi olmadığında en kolayının kişinin kendi bedenine odaklanmak olduğunu söylüyor. Kabul edilmeme korkusunu "kendine bakım" olarak adlandırdıklarını ifade eden Milačić, genç kadınların bugün kendilerini filtreli selfieler üzerinden gördüğünü, filtresiz aynaya baktıklarında ise kendi yüzlerinin tamamen yanlış göründüğünü anlatıyor. Milačić, bunun da kişinin aslında var olmayan kusurlar algıladığı beden dismorfisi adı verilen tehlikeli bir tuzağa yol açtığını vurguluyor.
Özellikle endişe verici bir eğilim olarak, ebeveynlerin yeni reşit olan çocuklarının estetik düzeltmelerini kendilerinin finanse edip desteklemesi, 18. yaş günü hediyesi olarak göğüs büyütme ya da hyaluronik asit dolgu yaptırması öne çıkıyor.
Milačić, ebeveynlerin çocuğa hangi değerler sistemini dayattığını sorgulaması gerektiğini belirtiyor. Ailelerin bu tür taleplere sıklıkla, bir ergenle çatışmaya ya da konuşmaya güçleri olmadığı için razı olduğunu ifade eden psikoterapist, körü körüne istekleri yerine getirmek yerine ebeveynlerin görevinin çocukla oturup bir uzmana götürmek ve herhangi bir karar verilmeden önce olası tüm riskler ve sonuçlar hakkında konuşmak olduğunu vurguluyor.
Dr. Pravica ayrıca, genç kadınların sözde "botoks partilerinde" ya da uzman olmayan güzellik salonlarında zarar gördüğü, haberlerde giderek daha sık rastlanan örneklere dikkat çekiyor.
Botoks partileri, çoğunlukla içki ve sohbet eşliğinde ev toplantıları olup, katılımcılara (genellikle konuk kadınlara) cildi gerginleştirmek ve kırışıklıkları gidermek amacıyla botoks enjekte ediliyor. İşlemleri sıklıkla uygun tıbbi lisansa sahip olmayan kişiler, hatta yetkisiz ve kaçak hekimler gerçekleştiriyor.
Pravica, botoksun bir ilaç olduğunu ve uygulamasının yalnızca eğitimli ve lisanslı hekimler ile diş hekimlerinin yapabileceği ciddi bir sağlık prosedürü olduğunu belirtiyor. Kökeni şüpheli, yüksek konsantrasyonlu, kayıtlı olmayan preparatların kullanımının ağır komplikasyonlara, hatta botulizme yol açabileceği uyarısında bulunan Pravica, işlemi onaylı preparatlarla bir uzman yaptığında hata olasılığının en aza indiğini, göz kapağı düşmesi gibi küçük bir komplikasyon ortaya çıksa bile bunun geçici bir durum olduğunu sözlerine ekliyor.