İran'daki çatışmalar, Batı ekonomilerinin endüstriyel üretim için hayati önem taşıyan alüminyum tedarikindeki zayıflığını gün yüzüne çıkardı. Jeopolitik gerilimler ve üretimdeki aksaklıklar sebebiyle Londra Metal Borsası'nda alüminyum fiyatlarının son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi. Piyasa verilerine göre, fiyatın metrik ton başına 3.418 dolara ulaşarak 2021'den bu yana en yüksek seviyeyi gördüğü aktarıldı. Fiyat artışının Orta Doğu'daki üretim sorunları tarafından ayrıca tetiklendiği kaydedildi. Körfez bölgesindeki üreticilerden birinin eritme tesisini kapatmaya başladığı, Aluminium Bahrain şirketinin ise piyasadaki durum nedeniyle mücbir sebep ilan ettiği bildirildi. Hürmüz Boğazı çevresindeki durumun özel bir endişe kaynağı olduğu vurgulandı. Bu stratejik deniz geçidinden dünya enerji ve hammadde taşımacılığının büyük bir kısmının geçtiği belirtildi. Bölgenin, Çin dışındaki küresel alüminyum arzının yaklaşık yüzde 23'ünü sağladığı aktarıldı. Bu geçitten yapılan taşımacılığın kapanması veya kısıtlanmasının küresel piyasayı daha da istikrarsızlaştırabileceği ve Batı'daki sanayi için maliyetleri artırabileceği kaydedildi. Küresel alüminyum piyasasının, stokların önemli ölçüde azalması nedeniyle eskisinden çok daha hassas olduğu belirtildi. Londra Metal Borsası'ndan alınan verilere göre, kayıtlı ve kayıtsız stokların toplam seviyesinin Şubat sonunda yaklaşık 583.000 tona düştüğü ve bu rakamın verilerin açıklanmaya başlandığı tarihten bu yana en düşük seviye olduğu bildirildi. Kalan stokların önemli bir kısmının Rusya'dan kaynaklandığı gerçeğinin ek bir sorun teşkil ettiği aktarıldı. Ocak ayı sonunda, borsa sistemindeki stokların yüzde 58'ini Rus metalinin oluşturduğu, ancak birçok Batılı alıcının yaptırımlar nedeniyle bunu kullanmadığı kaydedildi. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık'ın 2024 yılında Rus alüminyum ithalatını yasakladığı, Avrupa Birliği'nin ise benzer bir adım atmayı planladığı açıklandı. Küresel alüminyum piyasasının yıllarca Çin'in üretimi sayesinde istikrarlı olduğu belirtildi. Fiyatlar yükseldiğinde, Çinli üreticilerin üretimi artırarak aksaklıkları hafiflettiği aktarıldı. Ancak bu durumun değiştiği kaydedildi. Çin hükümetinin üretim kapasitesini yılda 45 milyon tonun biraz üzerine sınırladığı ve bunun üretim büyümesini yavaşlattığı açıklandı. Bu nedenle Çin'in şu anda özellikle Rusya'dan alüminyum ithalatını artırdığı, aynı zamanda sac, boru ve folyo gibi yarı mamul ürünlerin ihracatını azalttığı aktarıldı. Bunun Batı pazarındaki arzı daha da azalttığı vurgulandı. Uluslararası Alüminyum Enstitüsü'nün analizine göre, Batı ülkelerindeki alüminyum üretiminin durgunlaştığı açıklandı. Ana nedenin, alüminyum eritme sürecinde kilit bir maliyet kalemi olan yüksek enerji fiyatları olduğu belirtildi. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılmayan eritme tesisi kapasiteleri olmasına rağmen, bunların yeniden devreye alınmasının istikrarlı ve ucuz elektrik tedariki gerektirdiği kaydedildi. Sanayinin bu alanda, büyük miktarda enerji tüketen veri merkezleri gibi diğer sektörlerle giderek daha fazla rekabet ettiği aktarıldı. Alüminyumun modern endüstrinin en önemli malzemelerinden biri olduğu vurgulandı. İnşaat, otomotiv endüstrisi, ambalaj üretimi ve enerji geçişini destekleyen teknolojilerde kullanıldığı belirtildi. Bu nedenle, bu pazardaki aksaklıkların küresel ekonomi üzerinde geniş kapsamlı sonuçları olabileceği aktarıldı. Analistlerin, olası bir alüminyum kıtlığının çok sayıda sektördeki üretimi etkileyebileceği ve dünya genelinde maliyetleri daha da artırabileceği konusunda uyardığı kaydedildi.