İran'dan fırlatılan balistik bir füzenin Mart ayı başlarında Türkiye'nin Hatay ilinin Suriye sınırına yakın bir bölgesinde durdurulması ve parçalarının İncirlik Hava Üssü yakınlarındaki Dörtyol'a düşmesi, Batılı askeri-siyasi çevrelerde büyük endişeye neden oldu. Bu olay, İran'ın Türkiye'yi hedef alması halinde NATO'nun savaşa dahil olma ihtimalini gündeme taşıdı. İran'dan fırlatılan balistik füzenin Türkiye'nin Hatay ili üzerinde durdurulduğu, parçalarının Dörtyol'a, kritik İncirlik Hava Üssü yakınlarına düştüğü aktarıldı. Analistler Sinan Cidi ve William Doran, bunun savaşın başlangıcından bu yana İran'dan gelen bir füzenin NATO topraklarının hava sahasına ulaştığı ilk olay olduğunu kaydetti. Füzenin Türkiye'yi mi yoksa bölgedeki başka bir hedefi mi amaçladığı tam olarak belli olmasa da, hava sahası ihlali ciddi bir güvenlik olayı olarak değerlendiriliyor. Batı'dan gelen tepkiler hızlı oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmede "Türkiye'nin egemen topraklarına yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu" belirtti ve Washington'ın Ankara'ya tam destek sözü verdiğini Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott açıkladı. NATO da benzer bir mesaj yayınlayarak, İttifak Sözcüsü Alison Hart aracılığıyla "İran'ın bölge genelindeki ayrım gözetmeyen saldırılarına devam etmesi nedeniyle NATO'nun Türkiye dahil tüm müttefiklerinin yanında durduğunu" vurguladı. Ankara'nın ise olay üzerine İran Büyükelçisi'ni çağırarak Tahran'ı çatışmayı daha da tırmandıracak adımlar atmama konusunda uyardığı AFP tarafından aktarıldı. Endişenin temel nedeni NATO'nun yapısında yatıyor. Kuzey Atlantik Anlaşması'nın 5. Maddesi uyarınca, bir üye devlete yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılabilir. Böyle bir kararın tüm üyelerin siyasi konsensüsünü gerektirmesine rağmen, Türkiye'ye yönelik bir saldırının kolektif askeri tepkiyi tetikleme potansiyeli, İran için güçlü bir caydırıcı faktör teşkil ediyor. Uluslararası medyada yayınlanan analizlerde, "Türkiye topraklarına doğrudan bir saldırının, bu savaşın hukuki ve askeri çerçevesini değiştireceği" kaydedildi. Uzmanlar, Basra Körfezi'ndeki Arap ülkelerinin halihazırda İran füzeleri ve dronları tarafından vurulmasına karşın, Türkiye'nin dünyanın en güçlü askeri ittifakının bir parçası olması nedeniyle Tahran'ın Ankara ile doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalıştığını belirtiyor. Ankara Üniversitesi'nden İran uzmanı Arif Keskin, AFP'ye yaptığı açıklamada, "Türkiye'ye karşı doğrudan bir askeri eylem, Ankara'dan simetrik bir yanıtı tetikleyebilir ve çatışmayı kontrol edilebilir sınırların dışına itebilir" uyarısında bulundu. Ankara'daki İran Çalışmaları Merkezi (IRAM) Direktörü Serhan Afakan ise, böyle bir saldırının NATO'nun kolektif savunma mekanizmalarını harekete geçirebileceği için çatışmanın stratejik maliyetini önemli ölçüde artıracağını vurguladı. Analistler, İran'ın şu ana kadar Türkiye'yi hedef almamasının tesadüf değil, karmaşık stratejik bir hesaplamanın sonucu olduğuna inanıyor. Durumu, Ankara'nın çatışan taraflar arasında denge kurmaya çalıştığı politikası daha da karmaşık hale getiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede şiddetin sona ermesi çağrısında bulunmuş ve Türkiye'nin İran, ABD ve İsrail arasında barış istediğini vurgulamıştı. Analistler Sinan Cidi ve William Doran, Washington'ın bu füze olayını Türkiye'yi Batı blokuna daha sıkı bağlamak için bir fırsat olarak kullanmaya çalıştığını değerlendirdi. İran'ın gerçekten Türk topraklarını veya İncirlik gibi bir NATO üssünü vurması halinde sonuçların dramatik olabileceği belirtildi. Böyle bir saldırının NATO içinde 4. Madde uyarınca istişareleri, aşırı bir durumda ise 5. Maddenin aktivasyonunu tetikleyebileceği, bunun da İttifak'ın tamamının İran'a karşı savaşa girmesi anlamına geleceği aktarıldı. Bu senaryoda, İran ile İsrail arasında bölgesel bir savaş olarak başlayan çatışmanın büyük bir uluslararası çatışmaya dönüşebileceği kaydedildi.