İsrail'in saldırısında, İran rejiminin kilit figürü ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laridžani (67) Tahran'da yaşamını yitirdi. İran devlet medyası bu akşam, İran'ın fiili savaş lideri olarak kabul edilen Laridžani'nin ölümünü doğruladı. El Cezire'nin aktardığına göre, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi de kendi başkanının vefatını kaydetti. Saldırıda, İsrail ordusu tarafından Devrim Muhafızları'na bağlı Basij paramiliter güçlerinin komutanı Golamreza Süleymani'nin de öldürüldüğü belirtildi. Bu milis gücünün gençleri hedef aldığı, İsrail ordusunun ise sivil halka karşı şiddet eylemlerinde başrol oynadığını vurguladığı aktarıldı. Yüksek lider Ali Hamaney'in Ocak ayındaki protestoların başında iktidarın dizginlerini uzun süreli müttefiki Laridžani'ye devrettiği, böylece İslam Cumhuriyeti'nin kendi ölümünden sonra da hayatta kalmasını sağlamayı amaçladığı kaydedildi. İran güvenlik şefinin ortadan kaldırılmasının, Hamaney'in ölümünden bile daha büyük sonuçları olabileceği belirtildi. Ayetullah yaşlıydı ve tüm devlet aygıtı onun biyolojik olarak iktidardan inişine hazırlanıyordu. Laridžani, rejimin 'çekim merkezi' konumunu üstlenmiş; Rusya ve bölgesel ortaklarla işbirliğini koordine etmiş ve Washington ile nükleer müzakereleri denetlemişti. İran'ın en tanınmış siyasi ailelerinden birinden gelen Laridžani'nin, Aralık ve Ocak aylarındaki rejim karşıtı protestoların kanlı bir şekilde bastırılması talimatı nedeniyle ABD yaptırım listesinde yer aldığı açıklandı. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi başkanı ve teokrasi ile Devrim Muhafızları (IRGC) arasındaki dengeyi koruyan kilit bir figür olan Ali Laridžani'nin ölümü, İran'ın zaten iç protestolar ve uluslararası baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde güç boşluğu yaratabileceği belirtildi. İran için asıl sorunun, savaş koşullarında uygun bir yedek bulmanın imkansızlığı olabileceği ve bunun da hizip çatışmalarına kapı aralayabileceği ifade edildi. Zayıflamış bir teokrasi konumunu güçlendirmek istese de, ordu ve güvenlik sistemleri, başta Devrim Muhafızları (IRGC) olmak üzere, iktidarın bir zerresini bile bırakmaya hazır olmadığı vurgulandı. Türbülans ve daha fazla bağımsız fraksiyonun ortaya çıkmasının, olası bir çatışma durdurma anlaşmasını zorlaştırabileceği aktarıldı; zira IRGC'nin, iktidarını korumak amacıyla bölgedeki askeri faaliyetlerden ve Hürmüz Boğazı ablukasından vazgeçemeyeceği belirtildi. Analistlerin, IRGC'nin etkisini sürdürmek için bölgedeki askeri faaliyetlerine devam edeceği görüşünü bildirdiği kaydedildi. Ali Laridžani'nin suikastının, hem iç hem de uluslararası alanda İran için bir dönüm noktası olabileceği açıklandı. Bu olayın sadece Tahran'daki güç dinamiklerini değiştirmekle kalmayıp, İran siyasetinin geleceği ve bölgedeki istikrar hakkında yeni soruları gündeme getirdiği belirtildi. İnsan hakları örgütleri, bu çatışmada en çok sivillerin acı çektiği ve İran ile bölgede yaklaşık 3000 kişinin öldürüldüğü konusunda uyarıda bulundu. Çatışma nedeniyle 45 milyon ek kişinin, gıda ve petrol maliyetlerindeki artış nedeniyle açlıkla karşı karşıya kalacağı, bunun da dünya genelinde tehlike altındaki insan sayısını mevcut rekor seviye olan 319 milyonun üzerine çıkaracağı ifade edildi.