İtalya'nın ünlü Venedik lagününde durumun düzelmemesi halinde kentin tamamen sular altında kalabileceği bildirildi. Salento Üniversitesi uzmanları, deniz seviyesinin yükselmeye devam etmesiyle en kötü senaryoda Venedik'in gelecekte sadece denizaltıyla erişilebilir hale gelebileceğini vurguladı. Kanalları ve köprüleriyle tanınan şehrin çifte baskı altında olduğu belirtildi. Bir yandan kitlesel turizm dar sokakları doldururken, diğer yandan su kademeli olarak temelleri tahrip etmektedir. Son yıllarda ünlü meydanların sık sık sular altında kalmasının, bu tarihi şehri nelerin beklediğini açıkça gösterdiği kaydedildi. Bilim insanlarının önünde karmaşık bir sorun olduğu belirtildi: Paha biçilmez kültürel mirası korumak ve aynı zamanda şehri fahiş maliyetler olmadan yaşanabilir tutmak. Olası çözümler arasında, Venedik'i açık denizden tamamen ayıracak büyük kalıcı bariyerlerin inşası ve hatta tarihi merkezin taşınması gibi radikal önlemler aktarıldı. Binalar kurtarılsa bile şehrin özünü kaybedeceği kaydedildi. Eşsiz manzara, lagün kültürü ve günlük yaşamın sonsuza dek ortadan kalkacağı belirtildi. Olası bir taşınmanın en az 100 milyar avroya mal olacağı açıklandı. Venedik sakinlerinin kişisel ve finansal bir felaketle karşı karşıya olduğu bildirildi. Evlerini terk etmek zorunda kalacakları ve yaklaşık 6,5 milyar avro değerindeki özel mülklerinin sular altında kalacağı açıklandı. Geride kalanın ise turistlere sadece kısa süreliğine, tekne veya denizaltıyla erişilebilen bir "hayalet şehir" olacağı aktarıldı. Tamamen batmanın yarının senaryosu olmasa da zamanın acımasızca aktığı belirtildi. Bilim insanları, aşırı deniz seviyesi yükselişinin 22. yüzyılda gerçek olabileceğini vurguladı. Tahminlere göre, Venedik çevresindeki deniz seviyesinin 2100 yılına kadar 42 ila 81 santimetre arasında yükselebileceği aktarıldı. Zaten son derece savunmasız olan bir şehir için bunun ölümcül olabileceği kaydedildi. MOSE adı verilen hareketli bariyer sistemi, 2020 yılından bu yana yüksek su seviyelerinin etkilerini hafifletmektedir. Ancak uzmanlar, bunun yalnızca geçici bir çözüm, yani "kaçınılmazı erteleme" olduğunu vurguladı. Uzun vadeli ve kararlı önlemler alınmadığı takdirde, "yüzen şehrin" kaderinin giderek daha belirgin hale geldiği vurgulandı.