Japonya'da çocukların neden bazıları neredeyse hiç soğuk algınlığına yakalanmazken, bazılarının yılda on kez hastalandığına dair önemli bir açıklama yapıldı. Bu durumun, genetik veya pahalı takviyelerle değil, erken çocukluktan itibaren edinilen basit bir alışkanlıkla ilgili olduğu bildirildi.

Bağışıklık sisteminin güçlü olmasının yanı sıra, Japon ailelerinde ve eğitim kurumlarında yaygın olarak uygulanan bir alışkanlık olan ağız ve boğaz boşluğunun suyla, genellikle hafif tuzlu, temizlenmesiyle ilgili olduğu vurgulandı. Çocuklar, oyun oynayarak ve ebeveynlerinin yardımı ile iki yaşından itibaren bu pratiği öğrenmeye başlıyor.

Bu uygulamanın biyolojik temelinin basit olduğu ifade ediliyor. Çoğu üst solunum yolu virüsü, enfeksiyona akciğerlerde değil, ağız, boğaz ve burun yollarından giriş yaparak başlıyor. Virüsler, hücrelere yapışmadan önce mukozanın yüzeyinde bulunuyor ve bu geçiş sürecinde, virüslerin büyük bir kısmını ortadan kaldırmanın mümkün olduğu kaydedildi.

Ağız ve boğazın temizlenmesi, virüslerin fiziksel olarak ortadan kaldırılmasına yardımcı olarak viral yükü azaltıyor ve ilk enfeksiyon aşamasının çoğalmasını kesiyor. Tuzlu su, mikroorganizmalar için olumsuz bir ortam oluşturuyor ve bu durum, virüslerin çoğalmasını zorlaştırıyor. Bu alışkanlık, Japonya'da tedavi değil, önleyici bir yöntem olarak değerlendiriliyor.

Japon ebeveynleri, bu yöntemin ayrıca çocukların boğaz iltihaplarının azaldığını, diş eti ve diş sağlığının iyileştiğini, ferah bir nefesin elde edildiğini ve alerjik reaksiyonların sıklığının azaldığını gözlemliyor. Soğuk algınlığı ve grip mevsiminde genel sağlık durumunun daha stabil olduğunu ve enfeksiyon durumunda iyileşmenin daha hızlı ve hafif geçtiğini aktarıyor.

Japon pediatrist Dr. Tanaka, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki aynı yaş grubundaki çocukların soğuk algınlığı sıklığını karşılaştırdığında, Japon çocukların yılda ortalama bir ila iki kez hastalandığını, Amerikan çocuklarının ise sekiz ila on iki kez hastalandığını belirtti. Biyoloji aynı olmakla birlikte, günlük alışkanlıkların farklılık gösterdiği ifade edildi.

Ancak, bu yöntemin dışarıda, özellikle Japonya dışında pek tanıtılmadığı kaydedildi. Dr. Tanaka, bunun basitliği ve finansal potansiyelin olmaması nedeniyle tıbbi eğitim müfredatlarında yer almadığını belirtti. Ebeveynlerin genellikle çözüm arayışında ilaçlara yöneldiği ifade edildi.

Japon geleneklerine göre, ağız ve boğaz durulamasının eve dönerken, toplu taşıma araçlarından sonra, yemeklerden önce ve zayıf hissettiğinde yapılması öneriliyor. Özel bir ekipman gerektirmeyen bu uygulama için sadece sıcak su ve az miktarda tuz yeterli. Tüm işlem sadece bir dakika sürüyor; ağız on beş yirmi saniye durulanıyor, ardından boğaz yaklaşık otuz saniye kadar gargara yapılıyor ve sıvı tükürülüyor.

Bu alışkanlığın özünün anlık sonuçlar yaratmamaktan ziyade, tutarlılık olduğu belirtiliyor. Japon doktorlar, günlük tekrarların uzun vadede sağlığı şekillendirdiğini vurguladı. Güçlü bir bağışıklığın, takviyeler eklemek yerine vücuda tehlikeleri girişi engelleyerek inşa edileceği mesajını veriyorlar.