Sağlık takip eden akıllı yüzükleriyle tanınan Oura şirketinin Newsweek dergisi ile paylaştığı yeni verilere göre, Japonlar gecelik ortalama 6,23 saat uyuyor. Bu süreye kıyasla, ABD'de ortalama uyku süresi 7,05 saat olarak kaydedilirken, Yeni Zelanda sakinleri ortalama 7,11 saat uyuduğu belirtildi. Araştırma, kültür ve yaşam tarzının uyku alışkanlıklarını önemli ölçüde etkileyebildiğini ancak daha kısa uykunun otomatik olarak kötü sağlık anlamına gelmeyebileceğini aktardı. En az uyuyan ülkeler arasında Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer aldı. Oura Uyku Departmanı Başkanı ve uyku bilimcisi Heli Koskimaki, "Uyku biyolojik bir süreç olmasına rağmen, kültür ve çevreden güçlü bir şekilde etkilenir. Gecelik ortalama uyku süresinin daha kısa olduğu ülkelerde bunu açıkça görüyoruz." diye belirtti. Koskimaki, "Hindistan'da aile yemekleri uyku saatini geciktirirken, Japonya'da uzun çalışma saatleri uykuyu ileri kaydırıyor ve BAE'de aşırı sıcaklar insanları gece geç saatlerde veya sabah çok erken egzersiz yapmaya itiyor." ifadelerini Newsweek'e aktardı. Çalışma verileri, aktivite takibi yapan akıllı yüzük kullanıcılarından toplandı. Verilerin mevcut olduğu on iki ülkenin her birinde, uyku düzenlerini analiz etmek için 5.000 kişilik bir örneklem kullanıldı. İlginç bir şekilde, daha kısa uyku sürelerine sahip ülkelerin sağlık sonuçlarının mutlaka daha kötü olması gerekmediği vurgulandı. Örneğin Japonya'nın, çalışmadaki diğer tüm ülkelerden daha uzun ortalama yaşam süresine sahip olduğu aktarıldı. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ve Uyku Araştırmaları Derneği, yetişkinlerin sağlık risklerinden kaçınmak için gecelik yedi veya daha fazla saat uyuması gerektiğini bildirdi. Johns Hopkins Tıbbı'na göre, kronik uyku eksikliği demans, obezite, kalp hastalıkları, tip 2 diyabet ve potansiyel olarak meme, kolon, yumurtalık ve prostat kanseri riskini artırabileceği belirtildi. Ayrıca günlük yaşamda, işte veya araç kullanırken işlev görme yeteneğini de etkileyebileceği aktarıldı. California Berkeley Üniversitesi'nden Hamid Džalilijan, "Uyku düzenleri kültüre göre oldukça farklılık gösterir. Siesta gibi uyku alışkanlıkları, çalışma programları, ekran başında geçirilen süre ve dinlenmeye yönelik tutumlar coğrafi ve kültürel normlardan güçlü bir şekilde etkilenir." diye açıkladı. Džalilijan, "Ancak insan biyolojisi oldukça tutarlıdır. Çoğu yetişkin için en sağlıklı aralığın gecelik yaklaşık 7 ila 8 saat olduğu görülüyor. Büyük veri kümelerinde, her iki uç noktanın, yani 6 saatten az veya 9 saatten fazla uykunun, daha yüksek kalp hastalığı, diyabet, depresyon, bilişsel gerileme ve hatta ölüm oranlarıyla ilişkili olduğu açık bir U şeklinde bir model görüyoruz." diye kaydetti. Oura verileri, genel olarak sağlıklı kabul edilen aralıkta olsa da uyku süresinde önemli küresel farklılıklar gösterdiğini vurguladı. Koskimaki, farklı popülasyonların sabahçı veya akşamcı olma gibi farklı kronotiplere sahip olduğunu ekledi. Koskimaki, "Bu 'gececi ulusların' karşılaştığı zorluk, modern toplumun – iş, okul, aile – genellikle sabah erken kalkmayı gerektirmesi ve bunun da uykuyu kısalttığı anlamına gelmesidir." diye belirtti. Koskimaki, "İhtiyaç duyulan uyku miktarının kişiye özel olduğunu, insandan insana değiştiğini ve yaşam boyunca değiştiğini anlamak çok önemli. Kronotipinizi ve uyku verilerinizi takip etmek ve ne kadar dinlenmiş hissettiğinizi dinlemek, tutarlı bir rutin oluşturmanıza yardımcı olabilir." diye vurguladı. Havard Tıp Fakültesi'nden Doçent Erik Džou, Newsweek'e yaptığı açıklamada, ABD'deki yetişkinler üzerinde yaptığı son araştırmasının ortalama uyku süresini 7,6 saat olarak bulduğunu, bunun da 6,5 ila 8,9 saat arasında geniş bir aralık gösterdiğini aktardı. Džou, bir sorunun "sosyal jet lag" olduğunu belirtti. "Geleneksel olarak, sosyal jet lag veya çalışma haftası ile hafta sonu arasındaki uyku düzeni kaymasının daha kötü sonuçlarla ilişkili olduğunu düşündük. Bu, kişinin hafta içi yeterince uyumaması ve hafta sonu bunu telafi etmesi nedeniyle olur ki bu iyi değil ve aynı zamanda kötü olan sirkadiyen bir uyumsuzluk yaratır." diye açıkladı. "Tüm bunlar, yetersiz uykunun sınır tanımayan küresel bir sağlık salgını olduğuna işaret etmektedir. Günümüz dünyasında, 24 saat içinde dikkatimizi çeken pek çok ilgi alanı varken, uyku en az eğlenceli aktivite olabilir ancak en faydalısı olabilir." diye vurguladı.