Sırbistan müzik sahnesinin önemli isimlerinden, önde gelen orkestra şefi, Müzik Sanatları Fakültesi profesörü ve Belgrad Filarmonisi Direktörü Maestro Bojan Suđić, K1 televizyonunda yayınlanan "Perspektive" programına konuk oldu. Prof. Čedomir Antić ile yaptığı söyleşide maestro, klasik müziğin toplumdaki rolünü ve sanatın ulusal kimliğin şekillenmesindeki önemini vurguladı, ayrıca çağdaş dönemin zorluklarını da eleştirel bir yaklaşımla değerlendirdi. Suđić kendi yolculuğuna değinerek, erken başarıların yıllar içinde edinilen deneyim karşısında önemini yitirdiğini, en büyük tatminin ise sürekli kişisel ilerlemede yattığını kaydetti. Her orkestra şefinin gelişiminin anahtarının, tam da bu deneyimin genişliği ve farklı tarzlarda hızla olgunlaşma yeteneği olduğunu vurguladı, zira müziğin özünde tek olduğunu belirtti. Yetenek kavramından bahsederken, bunu imkansızın sınırlarını zorlayan ilahi bir hediye olarak tanımladı. Ancak, olağanüstü bir yeteneğin otomatik olarak büyük insani nitelikler anlamına gelmediğini, sanatla sadece uğraşanlar ile gerçek sanatçılar arasında net bir ayrım yaptığını açıkladı. Bu nedenle günümüzdeki toplumsal kriterlerin çok daha yüksek olması gerektiğini belirtti. Maestro, toplumumuzun klasik müziğe yönelik tutumuna özel olarak değinerek, yerel dinleyicilerin bu müziğe karşı ilgisiz olduğu stereotipini kesin bir dille reddetti. Dinleyicilerin sanat dünyasına kademeli olarak dahil edilmesi gerektiğine inandığını aktardı, zira uzun yıllar süren çalışmaları boyunca üstün müziğin insanı dönüştürme ve ona maddesel olmayan bir huzur sunma gücüne sahip olduğunu gözlemlediğini bildirdi. Kültür politikası bağlamında Suđić, Sırbistan'ın olağanüstü yeteneklere sahip olduğunu ancak stratejik bir yaklaşımdan yoksun olduğunu kaydetti. Belgrad Filarmonisi ve BEMUS'un büyük uluslararası üne sahip olduğu altmışlı yılların altın çağını hatırlatarak, doksanlı yılların ciddi bir değer düşüşüne yol açtığını belirtti. Kültürün, bir ulusun medeniyet seviyesini belirleyen bir "yumuşak güç" formu olarak stratejik bir mesele haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Son olarak, yüzeyselliğin ve bilginin görecelileştirilmesi yoluyla otoritenin kolayca yıkılmasının hakim olduğu çağdaş topluma yönelik sert bir eleştiri yöneltti. Konuşmasını, kültürün sanatın çok ötesine geçtiğini, her şeyden önce insanlar arası ilişkilerin ve sorunları iletişim kurma ve çözme biçimimizin temeli olduğunu vurgulayan bir mesajla tamamladı.