Ocak ayı sinema sezonunun resmi olarak başladığı bildirildi. Yılın ilk ayı, Hollywood tarafından genellikle en kötü filmlerin ortaya çıktığı bir dönem olarak kabul ediliyor.

Film, gençlerin, özellikle de çeşitli eğlencelere katılmayı sevenlerin ilgisini çekmeyi amaçlarken, lüksü ve aksiyonu sunuyor. Aylık bilet gişe gelirlerine katkı sağlamak için çekilen filmler arasında "Primate" gibi yapımlar, sıradan izleyicilerin hafızasından silikleşerek geçici bir yer edinme çabası içinde.

Film, Lusi adlı genç bir kızın ve arkadaşlarının tropikal Hawaii evinde en çılgın parti organizasyonuna girişimlerini konu alıyor. Ancak, partinin gidişatı, Lusi'nin evcil maymunu Ben'in bulaştığı bir hastalık nedeniyle kanlı bir mücadeleye dönüşüyor. İzleyiciler, maymun karakterinin sıra dışı bir şekilde halk arasında yankı uyandırmasını bekleyebilirler.

Basit bir hikaye akışı sunan "Primate", izleyicinin dikkatini çekmeye çalışırken kendini de eleştiren bir yapım olarak öne çıkıyor. Ancak, film bir ironik kara komedi olma çabasındayken, ikinci planda kalıyor ve böylece sıradan bir yapı olarak algılanıyor. Yine de, Türkiye'de belgesel filme dönmemiş bir maymun katilinin yıllar sonra yeniden sinemalara gelmiş olması dikkate değer bir durum olarak değerlendiriliyor.

Film çekimlerinde, çoğunlukla zayıf CGI efektleri tercih eden yazarlar, burada pratik ve özel efektlere azami derecede önem vermişler. Şiddet dolu sahneler, beklenmedik bir kalite ile sunulmuş ve bu da sinema seyircisi için tatmin edici bir deneyim sağlamış. Özel efekt ve makyajın yüksek standartlarda kullanılması, filmin otantikliği açısından faydalı olmuştur.

Gerilim dolu sahnelerdeki kovalama ve maymunun intikam savaşları, izleyicilere gerilimi hissettirirken, çoğu sahne yeterince iyi işletilmiş durumda. Film, birçok açıdan beklentilerin altında kalsa da, sahne yönetimi açısından tatmin edici bir düzeyde kalıyor. Kurgusal anlamda, maymun katilinin büyüleyici bir şekilde izleyici karşısında yer aldığı bir yapım ortaya konulmuş.

Ayrıca, filmde kullanılan orijinal müzik, izleyicileri memnun edecek bir başka öge olarak öne çıkıyor. Adrian Johnson’un bestesi, zamanla kendini hissettiren bir atmosfer yaratıyor ve filmi izlenebilir kılıyor.

Ben karakteri ise gerçek bir korku filmi kötü adamı olarak karşımıza çıkıyor. Bütün bunlar, izleyicilerin bu tür film deneyimlerini unutmamak adına dikkatlerini çeken unsurlar. Ancak, filmdeki ana karakterlerin unutulabilirliği dikkat çekiyor. Görüntü açısından zengin ancak derinlikten yoksun bir yapı sergileyen film, genel olarak gençleri kanlı bir eğlence ile buluşturuyor.

Oskar ödüllü Troy Kotsur’un filmdeki rolü ise beklenmedik bir sürpriz oldu. Kotsur’un, maymun katilinin gözünden bakış açısını yansıtması, filmin en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturuyor. Ancak, Kotsur'un filmde daha fazla yer almaması, izleyiciler için kayıp olarak değerlendiriliyor.