Marin Le Pen, Fransız siyasetine geri dönüyor ve 2027 yılı seçimlerinde başlıca favori adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Uzun süredir süren bir yargılama sonucunda Le Pen'in siyasi faaliyetleri engellenmişti ancak bu durum şimdi değişti.

Mart 2025'te ilk derece mahkemesi, Le Pen'i Avrupa Parlamentosu fonlarının kötüye kullanımı davasında suçlu bulmuş ve beş yıl boyunca siyasi faaliyetlerden menetmişti. Davanın konusu, parlamenter asistanlara ayrılan paraların parti amaçları için kullanılmasıydı; Le Pen'in kişisel olarak zenginleştiği iddiaları bulunmuyordu.

Le Pen, bu kararı "politik ölüm" girişimine benzetmiş ve rakipleri ise kararın saygı duyulması gerektiğini savunmuştu. Aynı zamanda, aşırı sağ görüşü desteklemeyen bir kısım seçmen de Le Pen'in seçimlerde kazanmasını istiyorlardı.

Bu yıl yaz aylarında yargıtay, Le Pen'i suçlu buldu ancak siyasi faaliyetlerini engelleme kararını hafifletti ve 2027 yılındaki adaylığına izin verdi. Bu durum, Le Pen'in bir anda yeniden başkanlık yarışına katılma pozisyonuna gelmesini sağladı.

Yargıtay kararından sonra yapılan ilk araştırmalar, Le Pen'in ikinci turda potansiyel rakiplerini yeneme ihtimalini gösteriyor. Bu gelişme özellikle önemli çünkü Emmanuel Macron, iki dönemden sonra tekrar aday olamayacağı için ve merkez ve geleneksel sağın henüz Le Pen'i durdurabilecek bir aday bulamadığı için.

Le Pen, 2011'de babası Jean-Marie Le Pen'den devraldığı ulusalcı partiyi, aşırı sağ görüşü, ksenofobi ve çeşitli skandallar ile yükselen bir partiydi. Yıllarca "normalleştirme" çabalarıyla partinin adını Ulusal Topluluk olarak değiştirdi, babasını partiden uzaklaştırdı, retorikte yumuşamaya çalıştı ve daha geniş bir seçmen kitlesine hitap etmeye çalıştı.

Le Pen, 2017 ve 2022'de Macron'a karşı ikinci turda yer aldı ve her iki seçimde de %41'den fazla oy aldı. Günümüzde Ulusal Topluluk, ülkenin en güçlü siyasi güçlerinden biri haline geldi ve göçmenler, güvenlik ve politik sistemle ilgili memnuniyetsizlik Le Pen'e fayda sağlıyor.

Ancak Le Pen'in dönüşü sorunsuz değil. Yargıtay kararı hala geçerli ve rakipleri kampanyada bu olayı kullanacaklar. Ayrıca Le Pen'in Rusya ile yakın ilişkileri, Vladimir Putin ile geçmiş görüşmeleri ve Ukrayna'ya karşı daha az destekli tutumu da sorun yaratabilir.

Ulusal Topluluk içinde de bir problem ortaya çıkabilir. Le Pen'in adaylığı belirsizken, parti lideri Jordan Bardella gerçek bir alternatif haline geldi. 31 yaşındaki Bardella, bu tartışmalı dava ile ilgili değildi ve araştırmalar gösteriyor ki Le Pen'in yokluğunda neredeyse aynı destek seviyesine ulaşabilirdi.

Şimdi eski hiyerarşi yeniden kuruldu: Le Pen başkanlığa aday oluyor ve Bardella, Le Pen kazandığında başbakan olabilir.

Le Monde, aşırı sağın önceki başkanlık dönemlerinden daha güçlü bir konumda olduğunu belirtiyor. Liste, Le Pen'in 2017'de ikinci turda %34 oy almış, 2022'de ise %41'den fazla oy almış ve 2027'de Fransa'da ilk defa aşırı sağın iktidara gelme ihtimalini vurguluyor.

Le Pen'in dönüşü, Fransa'nın müttefiklerini de endişelendiriyor. Politico, NATO'nun yeni bir Fransız başkanının ülkenin Allianse'deki politikasını nasıl değiştirebileceğini ciddi şekilde değerlendirdiğini yazıyor. Le Pen, Fransa'nın NATO entegre komuta yapısına çıkmasını savunuyor ve aşırı sol lider Jean-Luc Mélenchon, Birliği tamamen terk etmeyi öneriyor.

Bir NATO diplomatı Politico'ya "Bu seçimleri korkuyorum" diyerek, Fransa'nın Allianse'den uzaklaşmasının "tehlikeli" olacağını ve özellikle ABD Başkanı Donald Trump döneminde Avrupa'daki askeri varlığın azaltılması sırasında önemli bir sorun yaratacağını belirtiyor.

Fransa, Avrupa Birliği'nin tek nükleer gücü ve NATO'nun en güçlü askeri üyelerinden biridir. Komuta yapılarından çekilmesi, Romanya ve Estonya'daki görevlerde, istihbarat paylaşımında, askeri planlamada ve genel Avrupa savunmasında sonuçlar doğuracaktır.

Şu anda, Marin Le Pen'in rakiplerinin en büyük problemi NATO, Rusya veya yargı kararı değil; onun yenmesi için net bir aday olmamasıdır.