Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in belirttiği gibi, dünya tarihinde ilk kez 65 yaş ve üzeri nüfusun 5 yaş altı çocuklardan daha fazla olduğu gözlemleniyor. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri Nüfus Sayım Bürosu'nun (RHMZ) yeni verilerinden ortaya çıkıyor.
Hem doğum oranında düşüş hem de yaşam süresinin uzaması, önümüzdeki on yıllarda daha da belirgin hale gelecek büyük bir demografik değişimin yolunu açtı. Bu durum, iş piyasasında, sağlık ve emeklilik sistemlerinde hissedilmeye başlanacak. Çünkü giderek azalan çalışan nüfusun, artan yaşlı nüfusun yükünü taşıması gerekecek.
Fertilite verilerine bakıldığında durum daha da net bir şekilde ortaya çıkıyor. 2023 yılında dünya nüfusunun %71'i, doğum oranı 2,1 çocuk veya daha düşük olan ülkelerde yaşıyor. Bu oran, nüfusun basitçe kendini yenilemesi için gereken seviye olarak kabul ediliyor.
Yalnızca 10 yıl önce, yani 2013 yılında, bu tür ülkelerde yaşayan nüfus %45 civarındaydı.
65 yaş ve üzeri nüfus sayısı, 2025 yılında yaklaşık 852 milyon olan rakamın 2060 yılında iki milyara ulaşması bekleniyor. Yaşlı nüfus artışı, o dönemde dünya nüfusunun toplam %55'ini oluşturuyor.
Dünya nüfusu, tahminlere göre 8,13 milyar olan rakımdan 10,23 milyara çıkacak.
Düşük doğum oranı artık sadece gelişmiş ve zengin ülkelerle sınırlı değil. Çin ve Hindistan gibi dünyanın en kalabalık iki ülkesi de doğum oranı 2,1 çocuk veya daha düşük seviyede. Bangladeş, Meksika ve Vietnam gibi ülkeler de 2013 yılından beri bu seviyenin altına düştü.
Bazı ülkelerde "fertilite tuzağı" olarak adlandırılan bir durum ortaya çıkıyor. Az sayıda genç nesil, çok daha büyük sayıda yaşlı nesli takip ediyor. Bu da nüfusun yaşlanması sürecini hızlandırıyor ve bazı ülkelerde toplam nüfusun azalmasına yol açabiliyor.
Bu durum, emeklilik, sağlık ve uzun vadeli bakım sistemlerini finanse edecek potansiyel çalışan sayısının azalması anlamına geliyor.
Avrupa hala dünyanın en yaşlı nüfusa sahip kıtası olmasına rağmen, önümüzdeki yıllarda nüfus artışında en büyük oran Asya'da kaydedilecek. 2060 yılına kadar Asya'daki 65 yaş ve üzeri nüfus sayısı 487 milyondan 1,24 milyara ulaşması bekleniyor. Bu da dünya genelinde yaşlı nüfus artışının yaklaşık %2/3'ünü oluşturuyor.
Afrika, dünyanın en genç kıtası olmaya devam edecek olsa da, 65 yaş ve üzeri nüfus sayısı 60 milyondan 249 milyona çıkabilir. Bu durumla Afrika, 2060 yılına kadar Avrupa'yı aşarak dünyada en büyük yaşlı nüfusa sahip kıta olabilir.
Dünya genelinde 65 yaş ve üzeri nüfus oranı neredeyse iki katına çıkarılacak - %10,5'ten %19,6'ya kadar 2060 yılına kadar.
Demografik yaşlanma, her zaman ekonomik bir tehdit olarak görülmese de, yaşam süresinin uzaması geçen yüzyılın en büyük başarılarından biridir çünkü çok daha az insan erken ve orta yaşta ölüyor.
Yaşlılar, iş piyasasında daha uzun süre kalarak çalışan sayısının azalmasını hafifletebilirler. Ayrıca ailelerine bakma, gönüllülük ve topluluk faaliyetleri gibi önemli roller üstlenerek katkıda bulunabilirler.
Bu nedenle, toplumların yaşlanma sürecine bakış açılarını değiştirmeleri gerekecek. Daha iyi önleyici sağlık hizmetleri, uzun çalışma hayatı olanakları ve yaşlılar için uygun işler sayesinde, yaşam süresinin uzaması sadece bir maliyet değil, aynı zamanda önemli bir sosyal ve ekonomik kaynak olabilir.