ClientEarth ve Associacao Unidos em Defesa de Covas do Barroso (UDCB) adlı Portekizli çevre kuruluşları, Avrupa Komisyonu'nun Portekiz'deki Mina do Barroso lityum madeni projesine verdiği desteğe itiraz ederek 5 Şubat Perşembe günü Avrupa Adalet Divanı'na dava açtıklarını bildirdi. Aktivistler, Komisyon'un bu kararının Avrupa Birliği (AB) çevre mevzuatına ve Kritik Hammaddeler Yasası (CRMA) kapsamındaki sürdürülebilirlik yükümlülüklerine aykırı olduğunu belirtti.

ClientEarth avukatı Ilze Tralmaka, EUobserver'a yaptığı açıklamada, Komisyon'un yapması gereken derinlemesine değerlendirmeyi gerçekleştirmediğini savunduklarını kaydetti. Tralmaka, "Komisyon çok yüzeysel bir değerlendirmenin yeterli olduğunu düşünüyor; bu Kritik Hammaddeler Yasası'nın bizim yorumumuz değil," diye vurguladı. Avrupa Komisyonu'nun savunmasını sunmak için iki buçuk ayı olduğu, bu sürenin uzatılabileceği ve Avrupa Adalet Divanı'ndaki yargılama sürecinin 24 ayı bulabileceği aktarıldı. Komisyon sözcüsü, "stratejik" statüsü için başvuran tüm projelerin "bağımsız uzmanlar" tarafından değerlendirildiğini açıkladı. Sözcü, projelerin onaylanmasının, Üye Devletlerden oluşan Kritik Hammaddeler Kurulu'nun olumlu görüşü anlamına geldiğini ve Avrupa Parlamentosu'nun bu kurulda gözlemci rolünde olduğunu belirtti. Projelerin uygulanmasının, çevresel etki değerlendirmeleri ve kamuoyu istişareleri yükümlülükleri dahil olmak üzere, projenin bulunduğu Üye Devletin kurallarına uygun olarak gerçekleştiğini kaydetti. Komisyon, dahili bir denetim talebinin ardından gönderdiği mektupta, su kıtlığı ve biyoçeşitlilik kaybı gibi belirli çevresel koruma konularının Portekiz'in yetki alanında olduğunu belirtmişti. Bu mektubun ekinde, AB tarafından "stratejik" olarak belirlenen bir lityum madeni projesi gibi projelerin, olumsuz çevresel etkilere rağmen belirli yasal kriterlerin karşılanması koşuluyla kamu yararı, hatta ağır basan kamu yararı projesi olarak değerlendirilebileceği bilgisi yer aldı.

Bu davanın, Komisyon'un kritik hammaddeleri güvence altına alarak "stratejik özerkliğini" güçlendirmeye yoğun bir şekilde çabaladığı bir dönemde, Avrupa genelindeki diğer madencilik projeleri için emsal teşkil edebileceği belirtildi. Tralmaka, nihai izin sürecinden ulusal makamların sorumlu olduğunu kabul etse de, bir projenin "stratejik" olup olmadığına ve AB'nin bu projeye siyasi destek verip vermeyeceğine Komisyon'un karar verdiğinin altını çizdi. Tralmaka, "Her madencilik projesinin çevre üzerinde bir etkisi vardır," diye belirtirken, "ancak bu etkileri en aza indirmek için gerçekten çaba gösteren, olası sonuçları derinlemesine değerlendiren ve gerçekten işe yarayan azaltma önlemleri seçen projeler de bulunmaktadır" diye aktardı. Hatırlatmak gerekirse, Rio Tinto şirketinin Jadar projesinin de Avrupa Komisyonu kararıyla Kritik Hammaddeler Yasası (CRMA) kapsamında Avrupa Birliği'nin stratejik projeleri arasına dahil edildiği kaydedildi. Ancak Rio Tinto, Sırbistan'ın batısındaki Jadar Nehri vadisindeki lityum madenciliği projesini erteledi. Bloomberg, Jadar projesinin "bakım ve koruma" statüsüne alınacağını belirten bir muhtıraya ulaştığını aktardı. Muhtırada, "İzin süreçlerindeki ilerleme eksikliği göz önüne alındığında, aynı düzeyde maliyet ve kaynak tahsisini sürdürebilecek durumda değiliz," ifadelerinin yer aldığı bildirildi.