Alman-Kanadalı kriminal psikolog Dr. Julia Shaw, narsisizmin yaygın bir büyüklük ve empati eksikliği modeli olarak resmi bir kişilik bozukluğu olduğunu açıkladı. Shaw, bu durumun kişilerin aşırı kendine odaklı, sağlıksız derecede kendine düşkün ve sürekli dikkat, hayranlık ile övgü arayışında olan bireylerde görüldüğünü belirtti. Uzmanlar, genel kanının aksine ABD nüfusunun sadece yüzde bir veya ikisinin narsistik kişilik bozukluğuna sahip olduğunu kaydetti. Dr. Shaw, gerçek bir narsisti tanımanın en iyi yolunu aktardı. "İnsanlar şu anda bu terimi çok seviyor, değil mi? Narsisist," diyen Shaw, bir narsistin bir ebeveyn, eski bir partner ve hatta bir terapist olabileceğini vurguladı. Psikolojik araştırmalarla, başlangıçta 20 olan kilit soruların zamanla 15'e, nihayetinde ise "basit narsisizm ölçeği" olarak adlandırılan tek bir soruya indirgendiği bildirildi. Shaw, bu tek sorunun "Kelimenin tam anlamıyla sadece: 'Sen bir narsist misin?'" olduğunu açıkladı. Bu sorunun, bir narsistin kaçınabileceği bariz bir soru gibi görünse de, Dr. Shaw bunun şaşırtıcı derecede "faydalı" olduğunu kaydetti. Shaw, "Bir narsist muhtemelen 'Evet, ama ben çoğu insandan daha iyiyim. Bu benim gerçekçi bir değerlendirmemdir' yanıtını verecektir, çünkü narsisizmin özü budur. Bu aşırı özgüvendir, harika olduğunuza ve aslında olduğunuzdan daha iyi olduğunuza dair inançtır" ifadelerini kullandı. Dr. Shaw, bu terimin günlük dile girdiğini ve kullanımında "son derece dikkatli" olunması gerektiğini vurguladı. Uzman, terimin gündelik ve yanlış kullanımının narsist gibi kavramların "suç bağlamı gibi önemli durumlarda değerini azalttığını" belirtti. Shaw, günlük hayatta öfkelenilen kişilere karşı bu terminolojinin kullanılmasının yararlı olmadığını, dolayısıyla terapötik dilin bu kadar rahat, aşırı özgüvenli ve yanlış bir şekilde kullanılmaması gerektiğini aktardı, zira bunun gerçekten önemli olduğu bağlamlardan anlamı uzaklaştırdığını kaydetti.