Saatlerin yılda iki kez ileri-geri alınması uygulamasının sona erdirilmesi ve kalıcı kış saati ile kalıcı yaz saati arasındaki tercih, 20-23 Ekim tarihlerinde Maastricht'te düzenlenen Avrupa Uyku Kongresi Sleep Europe 2026'nın gündeminde yer alacak. Kongreye delege olarak katılan Belgrad Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi, iç hastalıkları uzmanı ve sinirbilim alanında bilimsel danışman olan Prof. Dr. Dragan Hrnčić, uygulamanın terk edilmesi gerektiğini savunuyor.
Sırbistan'da kış saati uygulamasına 24-25 Ekim gecesi geçilecek; saatler 03.00'ten 02.00'ye alınacak ve bir saat daha uzun uyuma imkânı doğacak. Son yıllarda sezonluk saat değişikliğinin kaldırılması sıkça tartışılsa da uygulama şu an yürürlükte.
Uyku ve uyku tıbbı uzmanı olan Hrnčić, toplumsal faaliyetlerin insan biyolojisine göre düzenlenmesinin, organizmadan yılda iki kez idari bir karara uyum sağlamasının istenmesinden daha akılcı olduğunu belirtiyor. Hrnčić, saat değişikliğinin kaldırılması ile kalıcı bir saat diliminin seçilmesinin aynı karar olmadığını vurgulayarak, uyku tıbbı açısından Sırbistan için kalıcı standart, yani kış saati uygulamasını tercih edeceğini söylüyor. Başka bir ülkenin çözümünün yerel koşullar değerlendirilmeden alınmaması gerektiğini de ekliyor.
Hrnčić, iç biyolojik saatin bir düğmeye basılarak bir saat kaydırılamayacağını şöyle açıklıyor: "Uyku ve uyanıklık ritmimizi karmaşık ve son derece kusursuz bir sirkadiyen sistem düzenler. Bu, ışık ve karanlığın değişimine, özellikle de sabah ışığına uyum sağlayan iç zaman ölçme mekanizmamızdır. Saat ibrelerini bir saat kaydırdığımızda toplumsal zamanı değiştiririz, ancak biyolojik saatimizin aynı anda bu değişime uyum sağlamasını bekleyemeyiz. Özellikle ilkbaharda saatlerin ileri alınması sorunludur; bir saat uyku kaybederiz ve organizmadan alıştığından daha erken uyumasını ve uyanmasını isteriz. Sonuçlar geçici uyku bozuklukları, yorgunluk, dikkat azalması ve gün içinde işlev görmede zorluk olabilir."
Hrnčić'e göre saat değişikliğinin kaldırılmasından daha önemli soru, kalıcı olarak hangi saat diliminin korunacağı. Uzman, kararın öncelikle belirli bir zaman rejiminin biyolojik ritme ne kadar uyduğuna dayandırılması gerektiğini, yalnızca yaz akşamlarında gün ışığının ne kadar uzun süreceğine bakılmaması gerektiğini belirtiyor. Hrnčić, sezonluk saat değişikliğinin kaldırılmasını desteklediğini ancak kalıcı standart saat ile kalıcı yaz saati arasındaki seçimin bilim, sağlık ve ülkenin jeopolitik konumu açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Konuya ilişkin görüşlerin neden bu kadar çelişkili olduğu sorusuna Hrnčić, tartışmada üç farklı konunun iç içe geçtiği yanıtını veriyor. Kalıcı yaz saatini destekleyenler genellikle daha uzun ve aydınlık akşamların avantajlarını öne çıkarıyor; iş veya okul sonrası daha fazla gün ışığı dışarıda vakit geçirme, dinlenme, sosyalleşme ve turistik faaliyetler için imkân sunuyor, bu da akşam faaliyetlerine bağlı ekonomi ve konaklama sektörüne uygun düşebiliyor. Uyku ve sirkadiyen biyoloji uzmanları ise yalnızca gün ışığının süresinin değil, günün hangi bölümünde ona maruz kalındığının da önemli olduğu uyarısında bulunuyor.
Hrnčić, "Sabah ışığı biyolojik saatin günle uyum sağlamasına yardımcı olurken, çok geç saatlerdeki akşam ışığı uyku hissini geciktirebilir. Yaz saati kalıcı olsaydı, kışın saate göre gün daha geç ağaracak, özellikle erken okula giden çocuklar ve iş gününe erken başlayan çalışanlar sabah faaliyetlerinin büyük bölümünü karanlıkta yapacaktı" diyor. Uzman, uyku tıbbı derneklerinin genellikle kalıcı standart saati desteklediğini, ancak farklı sağlık sonuçlarına ilişkin araştırmaların her zaman tek anlamlı olmadığını, ülkeler arasında coğrafi konum, yaşam alışkanlıkları ve çalışma düzeni bakımından farklılıklar bulunduğunu da ekliyor.
Hrnčić, Sırbistan için kararın bilimsel kanıtlar, coğrafi konum, nüfusun ihtiyaçları ile sağlık ve güvenlik üzerindeki olası sonuçlara dayanarak verilmesinin en doğrusu olacağı görüşünde. Saatin yalnızca boş zaman faaliyetleri için daha fazla ışık istenen zamana göre değil, nasıl uyunacağı, ne zaman uyanılacağı ve güne hangi ışık koşullarında başlanacağına göre seçilmesi gerektiğini belirten Hrnčić, hangi ülkelerle aynı saat diliminde olunmak istendiğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söylüyor.
Uyku tıbbı açısından kalıcı standart, yani kış saatinin daha iyi uyum sağladığını belirten Hrnčić, bunun kış saatinin her açıdan ideal olduğu anlamına gelmediğini, standart saatin doğal ışık-karanlık döngüsü ve sirkadiyen sistemle daha uyumlu olduğu için tercih edildiğini açıklıyor. Sabah ışığının biyolojik ritmin günle uyum sağlamasına yardımcı olduğunu ve ertesi akşam zamanında uykuya dalmayı kolaylaştırdığını, geç akşam ışığının ise biyolojik uyku hissini geciktirebildiğini belirtiyor.
Yaz saatinin tüm yıl korunması hâlinde kışın güneşin kullanılan saate göre bir saat geç doğacağını, bunun da tam da çocukların okula, birçok yetişkinin işe gittiği dönemde sabah karanlığını artıracağını söyleyen Hrnčić, kışın erken kalkan bir öğrenciyi örnek veriyor: Dışarısı hâlâ karanlıksa, saat güne başlama vakti gelse bile organizma biyolojik gece içinde olabilir. Hrnčić'e göre bu yalnızca öznel bir his meselesi değil; ışık sirkadiyen ritmin düzenlenmesinde rol oynuyor ve bu ritmin okul ile iş yükümlülükleriyle uyumu uyku, uyanıklık ve günlük işlev açısından önem taşıyor.
Hrnčić, kalıcı standart saatin de eksikleri bulunduğunu kabul ediyor: Yazın akşam saatlerinde kalıcı yaz saatine göre daha az ışık olacağını, bunun bazı kişiler için dinlenme ve sosyal faaliyetler açısından daha az uygun düşeceğini belirtiyor. Bu nedenle kararın Sırbistan'ın coğrafi konumu, okul ve iş programları, güvenlik ve nüfusun ihtiyaçlarını da dikkate alması gerektiğini söylüyor. Hrnčić, Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin 2024 tarihli uzman görüşünde insan sirkadiyen biyolojisiyle daha iyi uyumu nedeniyle kalıcı standart saati önerdiğini hatırlatarak bunun ülkemiz için de önemli bir bilimsel çıkış noktası olduğunu değerlendiriyor.
Tüm yıl için tek bir zaman rejimi seçilecekse, yalnızca iş sonrası daha fazla ışık sağlayana değil, biyolojik ritmi daha iyi destekleyene öncelik verilmesi gerektiğini belirten Hrnčić, kararın ekonomik ve jeopolitik boyutları da içermesi gerektiğini, böyle stratejik bir kararın bu unsurlar gözetilerek alınmasının çok önemli olduğunu sözlerine ekliyor.