1999 yılında, yirmi üç yaşındaki Şilili öğrenci Jorge Matute Johns'un eğlenmek için dışarı çıktığı ve bir daha geri dönmediği bildirildi. Concepción Üniversitesi'nin saygın bir ailesinin oğlu olan Johns'un, en son bir tekno partinin düzenlendiği diskotekten çıkarken görüldüğü belirtildi. Cesedi beş yıl sonra bulunmasına rağmen, katilinin hiçbir zaman tespit edilemediği kaydedildi. Şili'yi bir zamanlar derinden sarsan bu davanın, Fernando Guzzoni ve Pepa San Martín'in yönettiği Netflix dizisi “Someone Has to Know” (Alguien tiene que saber) için çıkış noktası olduğu aktarıldı. Şilili dizinin yazarlarının, gerçek suçun geçtiği yeri koruduğu ve orijinal olaylara sadık kaldığı belirtildi. Ancak, muhtemel davalar nedeniyle gerçek kişilerin isimlerini değiştirdikleri kaydedildi. Buna rağmen, öldürülen öğrencinin ailesinin, gösterimden önce diziyi boykot etme çağrısı yaptığı aktarıldı. Jurica Pavičić'in Jutarnji için kaleme aldığı yazıya göre, “Alguien tiene que saber” adlı dizinin en ufak bir sansasyonellikten bile yoksun olduğu vurgulandı. Dizi, kayboluşun ertesi günü başladığı belirtildi. Ailenin baskın annesi (Paulina García), medyayı ve tüm şehri ayağa kaldırdığı kaydedildi. Anne, uzun süre oğlunun yaşadığına ve kaçırıldığına inandığını, ancak gerçekleri bilen bir adamın olduğunu belirtti. Bu kişinin, cinayeti itirafta bulunan yerel rahip (Gabriel Cañas) olduğu açıklandı. Rahibin, itiraf sırrına bağlı olduğu ve başpiskoposun baskısına rağmen suçlunun adını açıklamayı reddettiği bildirildi. Olayların etkisiyle Concepción'daki hükümetin, başkentten beş kişilik bir soruşturma ekibi gönderdiği belirtildi. Ekibin başında deneyimli ancak inatçı ve dogmatik müfettiş Montero'nun (Alfredo Castro) bulunduğu kaydedildi. İlk başta, öğrencinin cesedinin, onu kasıtsızca öldüren bir grup akranı tarafından saklandığına inanıldığı aktarıldı. Bu gençlerin çoğunun şehrin elit çocukları olduğu da belirtildi. Şüphelilerin hatta gözaltına alındığı, ancak kurbanın cesedi bulunduğunda otopsinin bu hipotezi desteklemediği açıklandı. Bu sırada, iki genç polisin tamamen farklı bir kişiden şüphelendiği, ancak inatçı Montero'nun onları dinlemeyi bile reddettiği bildirildi. Aylar ve yıllar içinde davanın çözülemeyen bir raşomon'a dönüştüğü, acı çeken ve kırgın annenin zamanla hem polise hem de topluma katlanılmaz hale geldiği kaydedildi. “Someone Has to Know” dizisinin her biri yaklaşık 40 dakika süren sekiz bölümden oluştuğu belirtildi ve diziyi izleyen izleyiciler tarafından en büyük sorununun da bu olduğu kaydedildi. Çok daha gerilimli ve kompakt olabilecekken hikayenin sık sık uzadığı, aynı duygusal noktaları tekrarladığı ve döngüsel bir izlenim bıraktığı vurgulandı. Gerilimin bölümden bölüme artması yerine, izleyicinin genellikle olay örgüsünün yeterince ilerlemediği hissine kapıldığı Index tarafından aktarıldı. Diğer bir deyişle, dizinin atmosferi, ağırlığı ve konusu olduğu, ancak onu ileriye taşıyacak bir ritminin bulunmadığı belirtildi. Bu durumun özellikle gerçek suç türündeki yapımlarda büyük bir sorun teşkil ettiği, çünkü izleyicilerin genellikle güçlü bir duygusal darbe veya zamanla gerçeğe daha da yaklaşıldığı hissini bekledikleri vurgulandı. Dizi, defalarca büyük bir keşfin yaklaştığını ima ettiği, ancak izleyiciye gerçek bir ödül hissi vermekte başarısız kaldığı kaydedildi. Ek bir sorunun ise dizinin resmi olarak hiçbir zaman tam olarak çözülememiş bir vakadan esinlenmiş olması olduğu belirtildi. Bu nedenle, sonunun da izleyicilerin bir kısmının en çok istediği şeyi, yani net bir cevap, bir çözüm ve hikayenin kapanma hissini sunmadığı eleştirilerde belirtildi. Oyuncu kadrosu konusunda daha az ikilem olduğu açıklandı. Başrollerde Paulina García, Alfredo Castro ve Gabriel Cañas'ın yer aldığı ve ilk eleştirilere göre onların performanslarının dizinin en çok övülen unsurları arasında olduğu belirtildi. Paulina García'nın, cevapların hiçbir zaman gelmeyebileceğini kabullenmeyi reddeden bir anne olarak hikayenin duygusal çekirdeğini taşıdığı kaydedildi. Alfredo Castro'nun davayı ve kendi yöntemlerini giderek daha fazla kaybeden bir dedektifi canlandırdığı, Gabriel Cañas'ın ise rahip olarak dizinin ana temalarından biri olan 'sessizliği' somutlaştırdığı vurgulandı. Eleştirmenlerin, onların performanslarının ölçülü, ciddi ve son derece inandırıcı olduğunu, bunun da olay örgüsü ivme kaybetmeye başladığında bile diziye ağırlık kattığını vurguladığı aktarıldı. Görsel olarak, dizinin çok etkileyici olduğu eleştirmenler tarafından vurgulandı. Karanlık tonların, ölçülü kameranın ve kasvetli atmosferin çaresizlik ve hüzün duygusunu iyi aktardığı belirtildi. Bu anlamda, “Someone Has to Know”un ciddi ve düşünülmüş bir drama gibi durduğu, başka bir jenerik suç başlığı gibi olmadığı kaydedildi.