Komşular arasındaki sınır anlaşmazlıkları sanıldığından çok daha yaygın olup, çit veya ağaç dikimiyle ilgili küçük bir anlaşmazlık olarak başlayan durumlar çoğu zaman uzun ve masraflı hukuki davalara dönüşmektedir. Hırvatistan'ın Osijek şehrinden arabulucu Jasna Paunović, tam da bu tür durumlarda önemli bir rol üstlenerek, tarafsız bir kişi olarak anlaşmazlık yaşayan komşuların mahkemeye gitmeden uzlaşmaya varmalarına yardımcı olduğunu belirtti. Paunović, özellikle kırsal bölgelerde arazilerin nesiller boyu miras kaldığı ve sınırların net bir şekilde belirlenmediği yerlerde, mülkiyet sınır anlaşmazlıklarının pratikte en yaygın komşu anlaşmazlıkları arasında yer aldığını açıkladı. Paunović, sorunların çoğunlukla çitin yerinin değiştirilmesi, sınıra yakın dikim yapılması veya komşu parselin bir kısmının kullanılması gibi nedenlerden kaynaklandığını, ancak zamanla tırmanan durumların da etkili olduğunu kaydetti. Anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin varsayımlar olduğunu vurgulayan Paunović, en sık yapılan hatanın yetkili bir kadastrocuya danışmadan çit çekmek olduğunu belirtti. İnsanların eski işaretlere veya sözlü anılara güvendiğini, ancak gerçek durumun genellikle bir anlaşmazlık çıktığında tespit edildiğini ve o zaman genellikle çok geç kalındığını vurguladı. Paunović, bir yapının, üzerinde pencere veya kapı gibi açıklıklar varsa, sınır hattından en az üç metre uzakta olması gerektiğini bildirdi. İstisnalar bulunduğunu, örneğin bir metre mesafeye kadar yapılaşmanın mümkün olduğunu, ancak bu durumda duvarın herhangi bir açıklık içermemesi gerektiğini kaydetti. Herhangi bir usulsüzlük şüphesinde ilk adımın mahkemeye başvurmak değil, ilgili idareye veya yapı denetim birimine gitmek olduğunu belirtti. Mahkemenin her zaman son seçenek olması gerektiğini aktardı. Paunović, en hassas durumlardan birinin, mülk sahibinin parselinin bir kısmını kaybedebileceği durumlar olduğunu vurguladı. Uygulamada, çitlerin 30 veya 40 yıl önce çekildiği ve o zaman kimsenin sınırları tam olarak kontrol etmediği örneklerin sıkça yaşandığını belirtti. Komşuların daha sonra bu çitlere göre araziyi yıllarca kullandığını, işlediğini, bitki diktiğini veya kendi bahçeleri gibi bakımını yaptığını kaydetti. Bu tür bir kullanımın zamanla sahiplik özelliklerine sahip zilyetlik oluşturabileceğini aktaran Paunović, mülk sahibinin yıllarca tepki vermemesi halinde, kazanım yoluyla mülkiyetin de mümkün olduğunu, nihai kararın ise mahkeme tarafından verildiğini açıkladı. Ancak, bir çitin uzun süre durmasının arazi kaybı anlamına gelmediğini, parselin nasıl kullanıldığı ve buna karşı çıkılıp çıkarılmadığının belirleyici olduğunu kaydetti. Kadastro ve tapu kayıtlarının delil niteliği taşıdığını, ancak bir anlaşmazlık durumunda genellikle kadastro uzmanı görevlendirilmesinin gerektiğini belirtti. Anlaşmanın mümkün olmaması halinde, mahkemenin bilirkişi yardımıyla nihai karar verdiği bir sınır düzenleme davasının başlatıldığını vurguladı. Özellikle eski gayrimenkullerde, sahadaki durumun kadastro kayıtlarıyla uyuşmadığı durumların sıkça yaşandığını ve bu nedenle verileri uyumlu hale getirmek için genellikle kadastral bir rapor hazırlanması gerektiğini kaydetti. Paunović, sınır sorunlarının nadiren sadece hukuki boyutta kaldığını bir örnekle açıkladı. Bir vakada, uzun süreli bir anlaşmazlığın bir komşunun sınırın ötesine kimyasal maddeler atmaya başlamasına yol açtığını aktardı. Ailenin yıllarca özenle yetiştirdiği ahududu, böğürtlen ve frenk üzümü gibi ürünlerin, komşunun çocukların bahçelerinde toplanmasını engellemek amacıyla yok edildiğini bildirdi. Jasna Paunović, asıl sorunun genellikle yerdeki sınır çizgisi değil, insanlar arasındaki bozulmuş ilişkiler olduğunu vurguladı. Sınır anlaşmazlıklarının genellikle daha derin kişisel sorunları gizlediğini belirtti. Bu nedenle, olayların her zaman barışçıl yollarla çözülmeye çalışılmasını tavsiye ettiğini açıkladı. Bir kadastro uzmanının yardımıyla profesyonel gerçek tespiti görüşmelere dahil edildiğinde, çoğu durumda uzun süreli bir mahkeme süreci olmadan çözüm bulunabileceğini kaydetti. Mahkemenin her zaman son seçenek olması gerektiğini aktardı.