Bilimsel araştırmalara göre, Nirvana'nın "Something in the Way" adlı parçası tüm zamanların en hüzünlü şarkılarından biri olarak öne çıktı. Araştırmalar, yavaş tempoya, minör akorlara ve kasvetli temalara sahip şarkıların insanları üzüntüye veya depresif hissetmeye daha yatkın kıldığını belirtiyor. "Something in the Way" ise, özellikle Kurt Cobain'in hayatının en zor dönemlerinden birini konu alması nedeniyle tüm bu kriterleri karşıladığı kaydedildi.

İnsanların hüzünlü şarkılara yönelmesinin genellikle ruh hallerine uygun bir şey bulma arayışından kaynaklandığı bildirildi. Bazen de depresyon, anksiyete gibi gerçeklikleri veya kaybolmuş, yalnız ya da işlerin ters gittiği zamanlarda insani deneyimin diğer yönlerini anlatan bir şeyin güzelliğini tecrübe etmek istendiği vurgulandı. Ancak bazı şarkıların o kadar karanlık olduğu, ilk dinlemeden sonra bir daha dinlenmesinin neredeyse imkansız olduğu aktarıldı. Bu durumun şarkıların hüzünlü tınısından, kasvetli havasından veya arka plan hikayesinin ağırlığından kaynaklandığı belirtildi. Bir şarkının arka planındaki güçlü bir hikayenin, 'Dancing in the Moonlight' örneğinde olduğu gibi, o şarkıya bakışı tamamen değiştirebildiği kaydedildi. Far Out Magazine, yeniden dinlenmesi zor olan en hüzünlü şarkıları derlediğini açıkladı.

The Smiths grubunun "Asleep" parçasının, var olan en hüzünlü şarkılardan biri olduğu belirtildi. Grubun en karanlık ve melankolik halini yansıtan bu şarkının, depresyonla mücadelenin kaybedilişini işlediği kaydedildi. "The Boy with the Thorn in his Side" single'ının B yüzü olarak yayımlanan şarkının, The Smiths'in tipik iyimser ve komik ritimlerinden uzak, tamamen bir teslimiyet hissi taşıdığı aktarıldı. Bu nedenle yalnızca bir kez canlı çalındığı ve Morrissey'in sahnenin ortasında cenin pozisyonunda kaldığı vurgulandı. Eric Clapton'ın diskografisindeki en hüzünlü şarkılardan biri olan "Tears in Heaven"ın, sanatçının dört yaşındaki oğlunu bir kazada kaybetmesinin derin üzüntüsünü anlattığı bildirildi. Trajedinin müzikal bir yansıması olan bu şarkının, başlangıçta yayımlanma niyeti olmadan bir iyileşme aracı olarak yazıldığı belirtildi. Ancak Clapton'ın şarkıyı dünyaya sunduğunda, düşüncelerinin ve duygularının nihayet ifade edildiğini bilmenin getirdiği bir "mutluluk" yaşadığı, böylece kayıp yaşayan herkesin acısını atlatmasına yardımcı olacak bir müzikal yol arkadaşı bulabileceği kaydedildi. Harry Chapin'in "Cat’s in the Cradle" parçasının, listedeki diğer şarkılardan farklı bir tona sahip olmasına rağmen, özellikle Chapin'in hikayesi bağlamında daha az depresif olmadığı ifade edildi. Hayatını hayır işlerine adayan Chapin'in, konser gelirlerinin çoğunu bağışlayarak ve sayısız yardım etkinliğinde sahne alarak müziğine tutkuyla bağlı olduğu aktarıldı. Ancak bu durumun aile hayatını ihmal etmesine yol açtığı ve şarkının, oğluyla kaybettiği tüm yıllara bir ağıt niteliğinde olduğu belirtildi. Şarkının, baba-oğul ilişkisini ele alan diğer parçalardan farklı olarak, iyi niyetlere rağmen sevdikleriyle kaybedilen zamanın asla telafi edilemeyeceği mesajına odaklandığı, Chapin'in yaşamının sadece 38 yaşında sona ermesiyle bu mesajın daha da güçlendiği vurgulandı. Bruce Springsteen tarafından yazılan ve 1993 yapımı "Philadelphia" filmiyle tanınan "Streets of Philadelphia" şarkısının, AIDS hastası bir kişinin yaşadığı acı ve izolasyonu konu aldığı belirtildi. Hastalıkla mücadele ederken kendini kaybeden birinin kişisel bakış açısından yazılan şarkının, yavaş temposu, melankolik akor ilerleyişi ve "Ezildim ve dövüldüm / Ne hissettiğimi söyleyemedim / Kendime yabancılaştım / Pencerede yansımamı gördüm / Ve yüzümü tanıyamadım" gibi sözleriyle dinleyiciyi adeta ölen bir kişinin yerine koyarak derin bir çaresizlik hissi uyandırdığı aktarıldı. The Cure grubunun "There Is No If" adlı parçasının, o kadar hüzünlü olduğu, grubun solisti Robert Smith'in başlangıçta "Bloodflowers" albümünün şarkı listesinden çıkarmayı düşündüğü bildirildi. Ölümün kaçınılmazlığını ele alan bu şarkının, psikolojinin karanlık köşelerine inerek kendini kaybolmuş ve yalnız hisseden herkese seslendiği kaydedildi. The Cure'un birçok şarkısının depresyon, yalnızlık, izolasyon ve genel bir karamsarlıkla ilgili olduğu, ancak "There Is No If"in doğrudan olması ve başka çıkış yolu yokmuş gibi nihai bir çözümden bahsetmesiyle öne çıktığı belirtildi.