Sırbistan Petrol Endüstrisi (NIS) operasyonel lisansının Cuma günü sona erecek olması nedeniyle şirketin gelecekteki faaliyetleri yeniden gündeme geldi. Yeni izin konusundaki belirsizliğin, şirketin geleceği ve sahiplik yapısına ilişkin müzakerelerin 22 Mayıs'a kadar tamamlanması beklentisiyle daha da arttığı belirtildi. Ekonomist Milan Beslać, sıradan vatandaşları enerji fiyatlarında artışın beklediğini açıkladı. Küresel petrol piyasasındaki istikrarsız koşulların durumu karmaşıklaştırdığı kaydedildi. ABD ve İran arasındaki olası müzakere sinyalleri nedeniyle varil fiyatının geçici olarak yaklaşık 95 dolara düşmesine rağmen, uzmanlar bu tür hareketlerin genellikle kısa ömürlü ve siyasetten güçlü bir şekilde etkilendiğini vurguladı. Ekonomist Beslać, petrol fiyatlarındaki bu dalgalanmaların en çok aktif olarak ticaret yapanlara fayda sağladığını, geniş halk kitleleri için doğrudan bir önemi olmadığını bildirdi. Beslać, bu fiyatların arz ve talepten ziyade piyasadaki belirsizlik ve beklentilerin etkisiyle oluşan spekülatif fiyatlar olduğunu aktardı. Beslać, sıradan insanları hem gaz hem de petrol gibi enerjide, aynı zamanda diğer tüm ürünlerde, özellikle de tarım ve gıda ürünlerinde fiyat artışlarının beklediğini vurguladı. Amonyak ve gazın yapay gübre üretiminin temel hammaddeleri olduğunu, yapay gübre olmadan tarım ürünlerinin üretim hacminin artırılamayacağını, bunun da talebi artırarak daha yüksek fiyatlara ve bir enflasyon sarmalına yol açacağını belirtti. Ekonomist, bütçenin bu tür şokları hafifletme yeteneğinin, bütçeyi oluşturanlara bağlı olduğunu ve bütçe dengesinin harcamaları azaltarak veya gelirleri artırarak sağlanabileceğini açıkladı. Briselski klub za energetiku'dan Nadežda Kokotović, NIS için lisansın kesinlikle bir ay değil, daha uzun süreli olarak uzatılmasını beklediğini aktardı. Kokotović, petrolün pahalı ve elde edilmesinin zor olduğunu, bu nedenle bir aylık uzatmanın hem şirket hem de Sırbistan için sorun teşkil edeceğini belirtti. Ayrıca, NIS'in geleceği sorununun izole edilemeyeceğini, Rusya, Macaristan, ABD ve Sırbistan gibi kilit uluslararası aktörler arasındaki ilişkilerin daha geniş bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kokotović, odak noktasının öncelikle Moskova'nın tutumu, yani Rusya'nın Macaristan'daki yeni siyasi koşullar altında şirketteki payını satmaya istekli olup olmadığı olduğunu vurguladı. Ancak bu kararın Budapeşte ve Moskova arasındaki uzun vadeli enerji anlaşmalarıyla güçlü bir şekilde bağlantılı ve karmaşık olan genel ilişkilere bağlı olacağını kaydetti. Macaristan'ın yeni hükümetinin, siyasi değişikliklere rağmen, Rusya ile işbirliği ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme ihtiyacı arasında denge kurarak pragmatik bir politika izlemesinin beklendiğini belirtti. Macaristan'ın Avrupa ile Rusya arasında bir köprü konumunu sürdürdüğü ve Macar enerji şirketi MOL'ün Slovakya, Hırvatistan ve Bosna-Hersek dahil olmak üzere bölgedeki birçok ülkedeki iş ve stratejik etkisinin yakından izlendiği bildirildi. MOL'ün bu ülkelerde petrol ve petrol türevleri tedarikinde önemli bir rol oynadığı ve Baltık'tan Adriyatik ve Karadeniz'e kadar Avrupa'nın büyük bir bölümünü kapsayan geniş bir ağa sahip olduğu kaydedildi.