KFOR ve UNMIK'in eski üst düzey yetkilisi, Portekizli emekli tümgeneral Raul Kunya, bugün yaptığı açıklamada, 1999'daki NATO'nun Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ni bombalamasının tamamen uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve öncesindeki Rambouillet uluslararası konferansının bir farsa olduğunu belirtti. Kunya, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ne yönelik bombardımanın "tamamen ve kesinlikle uluslararası hukuka aykırı" olduğunu, Rambouillet müzakereleri sırasında verilenler de dahil olmak üzere Sırbistan'a yönelik birçok ultimatunun bahane olarak kullanıldığını kaydetti. Kunya, RTS'ye, "Bir bakıma, zayıf bir bahane ile o dönemde ABD'nin tüm bu eşitsiz koşulları destekleyerek siyasi iradesini dayatmasının bir yoluydu. Tabii ki, Sırbistan'ın birkaç ultimatumu reddetmesinden sonra bahaneler sunuldu. Özellikle önceki konferanslarda ABD, NATO'nun bölge üzerinde tam erişime ve kontrole sahip olmasını talep etmişti" diye açıkladı. Kunya, 6 Şubat - 23 Şubat 1999 tarihleri arasındaki Rambouillet müzakerelerinin fiyaskosunun da bu ışıkta değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. Kunya, bu müzakerelerin bir farsa ve bahane olduğunu, Sırbistan'ın reddetmesi halinde harekete geçilebilecek şekilde Kosova sorununun çözülmesi için bir koşul öne sürüldüğünü belirtti. Kunya, "Ancak, olan bitene izin veren bir Güvenlik Konseyi kararı olmadığı için, bence bu yasa dışıydı" diye vurguladı. Kunya, savaşın Sırbistan'ın egemenliğini tanıyan BM Güvenlik Konseyi'nin 1244 sayılı Kararı ile sona erdiğini, ancak NATO'nun bu operasyonla kurucu ilkelerini çiğnediğini açıkladı. Kunya, "Bu, NATO'nun kurulduğu ilkeleri ilk kez terk ettiği anlamına geliyordu. NATO'nun bir savunma örgütü olması gerekirken, geçerli ilkelere tamamen aykırı olarak bir ülkenin egemenliğine saldırmak için kullanıldığını" vurguladı. 2004 Mart pogromu hakkında, Kosova ve Metohiya'daki uluslararası kurumlar, KFOR ve UNMIK'teki çalışmalarına katılan birinin bakış açısından konuşan Kunya, bu olaylardan en çok KFOR üyelerinin sorumlu olduğunu, çünkü BM Güvenlik Konseyi'nin 1244 sayılı Kararı'ndan doğan kendilerine verilen yetkiye uygun hareket etmediklerini aktardı. Kunya, "İşte bu, bu tür şeylerin olmasına olanak sağlayan nedendi. Özellikle Fransız güçleri, İtalyanlar ve Almanlar en sorumlulardır. Pogromu gerçekleştiren insanların karargâhlarının önünden geçerek, savunmaları gereken anıtlara doğru bile ilerleyebilmeleri inanılmazdı. Almanlar söz konusu olduğunda, manastırların yok edilme şekli korkunçtu ve o bölgeyi korumaları gerekiyordu. Onlar sadece karargâhlarına barikat kurup her şeyin olmasına izin verdiler. Benim için bazı KFOR güçlerinin davranışı iğrençti" şeklinde aktardı. Kunya, 17 Mart 2004 sonrası "angajman kuralları sorununun" ele alındığını, ancak bunun o dönemde yaşanan her şey için esasen "zayıf bir bahane" olduğunu aktardı. Kunya, "Dolayısıyla, KFOR tamamen suçluydu ve UNMIK, o zamanlar elinden geleni bir şekilde yapıyordu. Ancak aynı zamanda, Genel Sekreter'in temsilcisi, misyon şefi, o zamanlar en iyi seçenek değildi, diyebiliriz. Ve bir bakıma, daha kararlı olmalıydı ve KFOR'dan talep etmeliydi ya da uluslararası otoritelerin çok daha güçlü bir pozisyonunu belirlemeliydi, ki bu yapılmadı" diye vurguladı.