Emekli Savcı Jasmina Paunović, Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selaković hakkında açılan davada mahkemenin dokunulmazlık konusundaki ısrarının gereksiz bir gecikme olabileceğini belirtti. Yargılamanın başlamasıyla birlikte mahkemenin, Selaković'in dokunulmazlıktan feragat ettiğini açıklamasına rağmen Sırbistan Hükümeti'nden bu konuda bir yanıt beklediğini kaydeden Paunović, bu durumun yargıcın süreçle ilgili belirsizliğini gösterdiğini ancak temel bir bilgi eksikliği olarak yorumlamak istemediğini aktardı.

Paunović, organize suçlarla mücadele savcılığının (TOK) "Genelkurmay" davasında Bakan Selaković'in yanı sıra Cumhuriyet Anıtları Koruma Enstitüsü Müdürü Goran Vasić, Şehir Enstitüsü Müdürü Aleksandar Ivanović ve Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelača'yı görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilikle suçladığını hatırlattı. Selaković'i Sırbistan Başbakanı Đuro Macut'un koruyup koruyamayacağına dair bir soruya Paunović, "Şu anda her şey mümkün ve her şeyi bekleyebiliriz" yanıtını verdi. Mahkemenin bu tutumuyla ne kazanacağını sorgulayan Paunović, bakanın dokunulmazlıktan feragat etmesini cesur bir adım olarak nitelendirdi ancak mahkemenin "dokunulmazlık verin de yargılamayı durduralım" gibi bir tavır sergilediği izlenimini edindiğini ifade etti. Paunović, hükümetin bakana dokunulmazlık vermesi halinde davanın zamanaşımına uğramayacağını, sürecin duraklayabileceğini ancak mutlak zamanaşımına kadar tekrar başlatılabileceğini vurguladı. Cumhurbaşkanının affetmesi durumunda ise konunun kapanacağını sözlerine ekledi.

Cumhuriyet Kamu Avukatlığı'nın duruşmaya gelmemesinin kendisini şaşırtmadığını aktaran Paunović, bu kurumun genellikle devlet mal varlığıyla ilgili konularda herhangi bir girişimde bulunmadığını ve bir "devlet içinde devlet" gibi davrandığını belirtti. Bakan Selaković'in avukatı Vladimir Đukanović'in "suçun hem fayda hem de zarar içermesi gerektiği" yönündeki açıklamasına ilişkin Paunović, bu durumda sadece zararın söz konusu olduğunu ve zararın "Sırbistan Cumhuriyeti'nin kültürel mirasına" yönelik olduğunu açıkladı. Emekli savcı, "Bakan, tek bir kalem darbesiyle Sırbistan'ın kültürel mirasını sildi. Bu sadece bir kalem darbesi değil, diğer üç sanık tarafından önceden hazırlanmış, kendisine verilmiş ve imzalamış olduğu sahte bir belgedir. Hepsi bu eylemde, yani Genelkurmay'ın kültürel miras statüsünün kaldırılması önerisinde birlikte yer aldı" şeklinde görüşünü dile getirdi. Paunović, bakanın avukatlarının savunmada kullandığı özel yasa (Lex Specialis) için uzmanların onay vermediğini hatırlatarak, bunun Genelkurmay'ın koruma altındaki kültürel miras olduğu hükmünü geçersiz kılmaya yönelik idari bir eylem olduğunu ve kesinlikle yasa dışı olduğunu vurguladı. Paunović, savcının görevini tamamladığını ve sürecin geri kalanının davaya bakan tek yargıç tarafından yürütüleceğini kaydetti. Sırbistan'daki hükümetin yargıyı baskılamaya çalıştığını değerlendiren Paunović, yargıç ve savcıların protestolarının daha radikal olması gerektiğini savundu. Paunović, "Çok ciddi bir direniş göstermelisiniz. Bu, tüm savcıların ve yargıçların birleşip daha fazla devam edemeyeceklerini söyleyerek iş bırakması anlamına geliyor. Bir, iki veya üç kişi yaparsa sonuçlarına katlanırlar. Ama bir kitle yaparsa, o zaman çalışacak kimse kalmaz" ifadelerini kullandı ve protestolara katılmama gerekçesinde korkunun yattığını belirtti.