Novi Sad'da bir ilkokulda beşinci sınıf öğrencisinin okula bıçak getirmesi ve Yeni Belgrad'da 14 yaşında bir çocuğun grup halinde ağır şekilde dövülmesi, Sırbistan'da akran şiddeti tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Yeni Belgrad'da yaşanan olayda 14 yaşındaki çocuk, bir grup saldırgan tarafından ağır şekilde dövüldükten sonra Tiršova Çocuk Hastanesi'ne kaldırıldı. Novi Sad'daki bir ilkokulda ise beşinci sınıf öğrencisinin çantasında bıçakla okula geldiği tespit edildi. İki olay arasındaki süre yalnızca birkaç gün.
2023'te Belgrad'daki Vladislav Ribnikar İlkokulu'nda yaşanan ve toplumu derinden sarsan silahlı saldırının ardından her yeni çocuk şiddeti vakası, "Bu trajediden ne öğrendik?" sorusunu gündeme getiriyor.
Pedagog ve psikolog Prof. Dr. Saša Stepanović, bu tür olayların izole vakalar olarak değerlendirilemeyeceğini, şiddetin çok faktörlü bir sorun olduğunu belirtti. Aile koşulları, çevre, toplum ve internetin önemli rol oynadığını vurgulayan Stepanović, ciddi şiddet davranışından önce çoğu zaman fark edilmeyen uyarı aşamalarının bulunduğunu söyledi.
Avukat Milica Nicović ise 14 yaş altı çocukların cezai sorumluluğu bulunmamasının okul ve kurumların yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını ifade etti. Okula silah veya kesici alet sokulmasının en ağır kategori olan üçüncü derece şiddet kapsamında değerlendirildiğini belirten Nicović, bu durumda okul müdürüyle birlikte şiddetten koruma ekibinin oluşturulduğunu, sosyal hizmetler merkezinin devreye girdiğini, çocuğun 14 yaşından büyük olması halinde polisin ve çocuk savcılığının da sürece dahil olduğunu aktardı.
Stepanović, 11 yaşındaki bir çocuğun bıçağın ne olduğunu ve biriyle nasıl zarar verebileceğini anlayabileceğini, ancak soyut düşünme ve sonuçları öngörme kapasitesinin henüz tam gelişmediğini vurguladı. Önlemenin her gün yapılması gerektiğini, yalnızca trajedi yaşandığında gündeme gelmemesi gerektiğini kaydetti.
Yeni Belgrad'daki toplu saldırı vakasında birden fazla çocuğun yer alması, grup psikolojisi meselesini de gündeme getirdi. Stepanović, grup içinde bireylerin sorumluluğu paylaştığı hissine kapılabildiğini ve bu durumun, tek başına yapmayacakları eylemlere sürüklenmelerine yol açabildiğini belirtti.
Nicović, aynı olaya karışan her çocuğun otomatik olarak aynı sorumluluğu taşımayacağını, her birinin olaydaki rolü, niyeti, güdüsü ve eylemin hukuka aykırılığına ilişkin farkındalığının ayrı ayrı değerlendirildiğini söyledi.
Uzmanlar, şiddetin ancak olay yaşandıktan sonra ele alınamayacağı konusunda hemfikir. Stepanović, sosyal medyanın etkisine ve çocukların çok erken yaşta çeşitli içeriklerle temas etmesine dikkat çekerek, ebeveyn-çocuk iletişiminin tek seferlik değil sürekli olması gerektiğini vurguladı.