Sırbistan'da yapılan çok sayıda klinik çalışma, kilo verme amacıyla kahve tüketiminin kafein ile metabolik süreçler arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu bildirdi. Etkinliğin anahtarının sadece çekirdeğin kimyasal yapısında değil, termogenezin kesin aktivasyonunda yattığı belirtildi. Bilimsel kanıtlar, kahvenin belirli bir zamanda içilmesi koşuluyla güçlü bir yağ yakma aracı olabileceğini vurguladı. Ancak, birçok kullanıcının sadece miktara odaklanarak, biyolojik saatin vücudun bu uyarıcıyı nasıl kullanacağını dikte ettiğini göz ardı etme hatası yaptığı kaydedildi. İlk ve son yudum için ideal zamanın, gözle görülür sonuçlar elde etmek için kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Kafein alımının doğru zamanlamasının, durağanlık ile başarılı kilo kaybı arasındaki farkı yaratan belirleyici bir faktör olabileceği vurgulandı. Gerçeği söylemek gerekirse, sadece kahvenin kilo kaybı hedeflerine ulaşmak için yeterli olmadığı belirtildi. Kilo kaybı ve sağlıklı vücut ağırlığını korumak için vitamin, mineral, protein ve lif açısından zengin besleyici bir diyet ile toplam kalori alımının azaltılmasının çok daha önemli olduğu açıklandı. Kahve ve içerdiği bileşiklerin, kilo kaybına veya kilo yönetimine katkıda bulunabileceği aktarıldı. Zamanın doğrudan önemli olmadığı, ancak araştırmaların kahve tüketim zamanının, kilo kaybını veya kilo yönetimini destekleyebilecek diğer vücut süreçlerini veya kararları etkilemeye yardımcı olabileceğini gösterdiği kaydedildi. Kahvenin kendi başına, yağ veya karbonhidrat içermeyen ve ihmal edilebilir miktarda protein içeren düşük kalorili bir içecek olduğu belirtildi. Ancak, tatlandırıcılar eklendiğinde, kahvenin kilo verme faydalarının kaybedilebileceği açıklandı. Kahve alımının genellikle kilo kaybı ile ilişkilendirilmesine rağmen, kahveye düzenli olarak sadece bir çay kaşığı şeker eklemenin bile vücut ağırlığında artışla bağlantılı olduğu aktarıldı.