Novi Pazar’ın merkezine sadece iki kilometre mesafede, Sırbistan’daki en eski kilise mimarisi örneği ve Raška episkoposluğunun ilk merkezi olan Aziz Petrus ve Pavlus Kilisesi yer almaktadır.

17. yüzyıla dayanan bir efsaneye göre, bu kilisenin inşasını, Aziz Pavlus'un öğrencisi ve takipçisi olan Aziz Titus gerçekleştirmiştir.

Aziz Petrus ve Pavlus Kilisesi, daha çok Petrova Kilisesi olarak bilinen bu yapı, IX. yüzyılda, VI. yüzyıldan kalma bir kilisenin temeli üzerine, romanesk öncesi mimari tarzda bir rotunda şeklinde inşa edilmiştir. Yüzyıllardır devam eden halk anlatımlarına göre, burada, I. yüzyılda Aziz Titus tarafından inşa edilmiş bir kilise daha bulunmaktaydı. Bu durum, Sırbistan’ın Ortodoks kilisesinin bağımsızlığını kazanması için gereken önemli argümanlardan biriydi. Bu konuda yerel rahip Tomislav Milenković, “Bağımsızlık, apostolik dönemden kalma ibadet yerleri ya da kalıntılara sahip olan bir kilise tarafından kazanılabiliyordu” şeklinde bilgi aktarımında bulunmuştur.

Kilisenin tarihi yapısı, erken Bizans dönemine uzanmaktadır. İçindeki freskler ise 10., 12. ve 13. yüzyıldan kalmadır. Hem dini hem de tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu yapı, 1979 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir.

Nemanjić hanedanı döneminde, bu kilisede birçok önemli olay yaşanmıştır. Burada I. Stefan Nemanja, Ortodoks inancını benimsemiş, oğlu Stefan, Vukan ve Rastko (daha sonra Aziz Sava) burada vaftiz edilmiştir. Kilisede hâlâ var olan vaftiz havuzu, yaklaşık 50-60 santimetre çapında ve 30-40 santimetre derinliğindedir.

I. Stefan Nemanja, burada, ruhban sınıfı ve soylulara önemli meseleleri sunmuş, ayrıca bogomil avına ilişkin kararını da burada almıştır. 25 Mart 1196 tarihinde, Petrova Kilisesi’ndeki bir mecliste, Nemanja, taç giyme merasimi için tahttan çekilmiş ve aynı zamanda, burada Rahiplik görevini de yerine getirmiştir. 1219 yılında, Sırbistan’ın ilk başpiskoposu olarak Sava Nemanjić göreve başlamış, Raška episkoposluğu merkezi olarak Petrova Kilisesi kalmıştır. Ancak, çevrede yeni büyük kiliselerin (Sopoćani, Đurđevi Stupa, Studenica vb.) inşa edilmesi ile birlikte, Petrova Kilisesi’nin önemi azalmıştır. Geçmiş yıllarda, bu kilisenin adı yazılı kaynaklarda oldukça nadir geçmiştir. İzlenen kaynaklara göre, 1455 yılında mitropolis seviyesine ulaşmıştır.

Kilisenin yapısı, birkaç kez genişletilmiş ve restore edilmiştir. Bir dönem askeri depo olarak kullanılmıştır. Balkan Savaşları sonrası, tekrar ibadet amacıyla kullanılmaya başlanmıştır.

1956 yılında, Petrova Kilisesi’nde yapılan kazılar sırasında, bilim dünyasında “novopazarski buluntu” olarak bilinen bir hazine keşfedilmiştir. Bu hazinede, birçok altın parça, kehribar boncukları ve Yunan vazoları yer almaktadır. Bu eşya, bir mezar alanına ait olup, onun varlıklarıyla birlikte gömülmüştür.

Kilise, ayrıca bir Ortodoks mezarlığı ile çevrilidir ve bu mezar taşları geçmişte yaşayan insanların hayatları hakkında en çarpıcı kanıtları sunmaktadır. 12. ve 13. yüzyıla ait mezar taşları, insan kafasının siluetine sahip olan alçak sandık biçiminde şekillendirilmiştir. 16. ile 19. yüzyıl arasına tarihlenen taşlarda ise genellikle haç biçiminde, ölülerin başları, geometrik veya çiçek desenleriyle birleştirilmiştir.