Sırbistan'dan gelen bir eleştiriye göre, ünlü yönetmen Jim Jarmusch'un Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülü kazanan "Otac majka sestra brat" adlı filmi, üç bağımsız ve birbiriyle bağlantısız hikayeden oluşan vasat bir omnibus olarak nitelendirildi. Eleştiride, filmdeki her bir hikayenin aile içi ilişkileri ve karakterlerin duygularını "kaykay, su, sahte Rolex, araba sürmek" gibi öğelerle ele aldığı ve bu durumun filmin genel kalitesini olumsuz etkilediği vurgulandı.

Jim Jarmusch'un 45 yılı aşkın süredir devam eden saygın kariyeri boyunca büyük bir yönetmen ünü kazandığı belirtildi. Yönetmenlik serüvenine yeraltı ve deneysel filmlerle başlayan Jarmusch'un "Ghost Dog: The Way of the Samurai", "Broken Flowers", "Paterson" ve "Only Lovers Left Alive" gibi önemli yapımlara imza attığı kaydedildi. FDU Profesörü Nebojša Pajkić'in, 1991 yapımı "Night on Earth" filmi hakkında verdiği bir derste, Jarmusch'un nihayet uzun metrajlı bir kurmaca film yapmayı başardığını, önceki "Stranger Than Paradise", "Down by Law" ve "Mystery Train" gibi eserlerinin ise çekim tekniği, kadrajlama ve oyuncularla çalışma konularında birer okul alıştırması olduğunu ifade ettiği aktarıldı. Eleştiride, benzer bir durumun yeni film "Otac majka sestra brat" için de geçerli olduğu belirtildi.

Filmi ileri taşıyan ve aynı zamanda en büyük tazelenmeyi sunan kısmın ilk hikaye olan "Baba" bölümü olduğu bildirildi. En azından bu bölümde olay örgüsünün tahmin edilebilir olmadığı aktarıldı. Kadrajlama, mekan hakimiyeti ve doğal ışık kullanımı üzerine bir stilistik çalışma olarak, Tom Waits'in baba rolünde, sağlığı konusunda resmiyeten endişeli olan oğlu (Adam Driver) ve kızı (Mayim Bialik) arasında dramatik bir karşıtlık yarattığı kaydedildi. İkinci hikaye olan "Anne"de ise Charlotte Rampling anne rolünde, kızları Vicky Krieps ve Cate Blanchett ile özenle hazırlanmış, çay ve kurabiyelerin bulunduğu bir masa etrafında yaşam başarıları üzerine "konuşurken" rekabet içinde oldukları gözlemlendi. Bu sahnede, çiçekli bir vazonun bile karakterler arasındaki ilişkileri yansıtan önemli bir rol oynadığı, önceki hikayedeki üç bardaklı, küçük, gösterişsiz ve yetersiz "donatılmış" masayla kontrast oluşturduğu aktarıldı. Üçüncü hikaye olan "Kız Kardeş Erkek Kardeş"in önceki ikisinden belirgin şekilde farklılaştığı ve Jarmusch'un kişilerarası ilişkilere dair stilistik çalışmasını daha anlamlı ve eksiksiz hale getirdiği ifade edildi. Hikayenin geçtiği dairenin büyük bir alana sahip olduğu, neredeyse tüm eşyalardan arındırıldığı ve Luka Sabbat ile Indya Moore'un canlandırdığı ikiz kardeşler arasındaki diyaloğun, uzak geçmişten fotoğraflara bakarak hatırlamalara dayandığı belirtildi. Bu bölümde masa veya sandalye bulunmadığı, bu nedenle karakterlerin yere oturmak zorunda kaldığı kaydedildi.

Filmin her üç hikayesinin geçtiği mekanlara arabayla varışların, kırsal Amerika, düzenli Dublin ve gösterişli Paris'in şehir manzaralarını etkileyici bir şekilde sergilediği ve bölgeler arasındaki önemli farklılıkları ortaya koyduğu vurgulandı. Hemen hemen aynı araç içi kamera konumundan gösterilen sokaklar, yollar, dükkan vitrinleri ve mimari farklılıkların ayrıntılı bir şekilde işlendiği, bunun yönetmenin olağanüstü bir müdahalesi olduğu kaydedildi. Her hikayenin sonunda karakterlerin ayrılışlarına dikkat çekildiği; küçük bir ipucu olarak, karakterlerin geldikleri araçlarla dönmeyebileceği ve tamamen beklenmedik bir otomobille bir sürprizin yaşanabileceği belirtildi. Jarmusch'un farklı araç seçimlerinde her ayrıntıyı göz önünde bulundurduğu ve yönetmenin hikayeler aracılığıyla ilettiği çözümün ve mesajın burada gizli olabileceği ifade edildi. Filmin daha ciddi bir değerlendirmesinde, yönetmenin amacının kesintiye uğramış aile ilişkileri ve yakınların ihmal edilmesi gibi evrensel temaları kapalı mekanlarda üç farklı şekilde sunmak olduğu belirtildi. Karakterlerin kaldığı evlerin ailevi anılarını çağrıştırdığı, metaforik olarak yorumlanabilecek "ayrılışların" veya daha doğru ifadeyle vedaların her hikayede farklılık göstererek konuya yeni bir bağlam kazandırdığı vurgulandı. Tüm bunların karmaşık görünmesine rağmen aslında öyle olmadığı, filmin yakında sinema dağıtımına gireceği ve izleyicilerin kendi çıkarımlarını yapmaları gerektiği ifade edildi. Eleştirmende, kısa sürede çok sayıda film izlemenin getirdiği yorgunluk nedeniyle bazı unsurları ve mesajları gözden kaçırmış olabileceğini, ancak izleyicilerin bunları keşfedebileceği kaydedildi.