Sırbistan'dan uzmanlar, özellikle oruç tutanlar, safra kesesi, yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci sorunları olan kişilerin bayram sofralarındaki aşırı yemeğe karşı dikkatli olmaları gerektiğini bildirdi. Zira bayram sofralarının gözleri ve damakları cezbetmesiyle birlikte, tok olunmasına rağmen yemek yemeye devam edilmesiyle aşırı yeme durumunun ortaya çıktığı belirtildi. Beslenme uzmanları, aşırı yemenin alışkanlık haline gelmesi durumunda kilo artışının yanı sıra sindirim bozuklukları, karın ağrısı ve kötü sindirime yol açabileceğini kaydetti. Ancak bu semptomların sadece aşırı yemekten kaynaklanmayabileceği, birkaç saat içinde azalması gerektiği ve hafif egzersiz ile su içmenin yardımcı olabileceği ifade edildi. Sırbistan Nutrisyonist Diyetisyenler Derneği Başkanı, beslenme uzmanı diyetisyen Rada Vejin, Blic Sağlık'a yaptığı açıklamada, oruç döneminin ardından aşırı yemenin en yaygın hata olduğunu vurguladı. Vejin, yağlı yiyecekler, alkol ve tatlılarla birleştiğinde bunun organizma için önemli bir metabolik stres oluşturduğunu aktardı. Vejin, özellikle yüksek miktarda doymuş yağın ani alımının pankreas ve safra kesesi üzerinde aşırı yüklenmeye ve sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Safra kesesi taşı (kolelitiazis), dislipidemi ve insülin direnci olan kişilerde ek tedbirin gerekli olduğunu, çünkü bu tür beslenmenin temel hastalığın kötüleşmesine ve metabolik durumun dengesizleşmesine neden olabileceğini açıkladı. Özellikle safra kesesi sorunu olan kişilerin dikkatli olması gerektiğini kaydeden Vejin, safra kesesinde taş olan kişilerde ani yağlı yiyecek ve yumurta tüketiminin ağrı ve rahatsızlığa neden olabileceğini vurguladı. Bu nedenle oruç sonrası ilk günlerde daha küçük, sık öğünler ve yağlı yiyeceklerden kaçınılması önerildi. Eczacılık Yüksek Lisansı ve Beslenme Uzmanlığı Doktor Öğretim Üyesi Branislava Teofiloviç, daha önce Blic Sağlık'a yaptığı açıklamada, belirli yiyecek kombinasyonlarının kan şekeri seviyelerinde hızlı ve güçlü artışlara neden olarak, açlık sürecini hızlandırarak veya gıdaya karşı duygusal bağımlılık yaratarak aşırı yemeye önemli ölçüde katkıda bulunabileceğini belirtti. Teofiloviç, yüksek oranda işlenmiş gıdalar ve şeker kombinasyonlarının, vücut henüz tüketilenleri işlemeye zaman bulamadan açlığı daha hızlı tetikleyebileceğini açıkladı. Ayrıca, alkol ve tatlandırıcıların gıda alımı üzerindeki kontrolü azalttığını, yüksek yağ ve şeker oranlarının ise beyindeki ödül merkezini etkileyerek gıdaya karşı duygusal bağımlılık oluşturduğunu aktardı. Teofiloviç, safra kesesi atağının genellikle safra taşlarının safra kanallarını tıkaması ve safranın safra kesesinden bağırsaklara normal akışını engellemesiyle ortaya çıktığını ifade etti. Safra, yağların sindirimine yardımcı olan bir sıvı olduğunu ve bir tıkanıklık meydana geldiğinde safra kesesinin tahriş olduğunu, bunun da ağrı ve rahatsızlığa neden olduğunu açıkladı. Özellikle yağ açısından zengin yiyeceklerle aşırı yemenin, safra üretimini artırabileceği ve safra kesesi üzerinde stres yaratabileceği için bu atak riskini yükselttiğini vurguladı. Safra kesesi atağı semptomlarının genellikle kademeli olarak gelişebileceğini belirten Teofiloviç, bunların karnın sağ üst kısmında şiddetli ağrı şeklinde ortaya çıkabileceğini kaydetti. Ağrının keskin ve yoğun olabileceği gibi, künt ve batıcı da olabileceğini, sıklıkla ağırlık veya baskı hissi eşliğinde birkaç dakika veya saat sürebileceğini ifade etti. Ağrının sırta veya sağ kürek kemiğinin altına yayılabileceğini de ekledi. Teofiloviç, safra kesesi atağının mide bulantısı ve kusma dahil olmak üzere sindirim sorunlarına neden olabileceğini aktardı. Kusmanın sık olabileceğini ve bazen midedeki safranın varlığı nedeniyle ağızda acı bir tat bırakabileceğini açıkladı. Bu semptomların ortaya çıkması halinde hızlı hareket etmenin ve tıbbi yardım almanın önemli olduğu vurgulandı.