Sırbistan'ın başkenti Belgrad'daki Yugoslav Dram Tiyatrosu'nda, Paolo Mađeli'nin yönetmenliğinde Ronald Harwood'un "Garderober" adlı oyununun provalarının başladığı bildirildi. Oyunun, tiyatro içindeki insan ilişkileri, ego mücadelesi ve hiyerarşi gibi evrensel temaları ele aldığı belirtildi.

Oyunun dramaturgluğunu Željka Udovičić Pleština, sahne tasarımını Darko Nedeljković, kostüm tasarımını Lana Cvijanović üstleniyor. Video tasarımında Ivan Marušić Klif yer alırken, müziğini KOIKOI grubu besteliyor ve sahne konuşmasını Ljiljana Mrkić Popović şekillendiriyor. Oyunda Vojislav Brajović, Miki Manojlović, Sloboda Mićalović, Branka Petrić, Nikola Rakočević, Miloš Samolov ve Marta Bogosavljević rol alıyor. İtalyan yönetmen Paolo Mađeli'nin, 1970'li ve 1980'li yıllarda Belgrad tiyatro yaşamında önemli bir iz bıraktığı, Ulusal Tiyatro, Atelje 212, Belgrad Dram Tiyatrosu ve Yugoslav Dram Tiyatrosu gibi kurumlarda birçok oyunu yönettiği kaydedildi. Mađeli'nin ayrıca Almanya, İtalya, Macaristan, Venezuela, Meksika, İsviçre, Kolombiya, Belçika, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya ve Karadağ'daki tiyatrolarda da sahneye koyduğu eserlerle tanındığı aktarıldı. Yugoslav Dram Tiyatrosu'nda daha önce Carlo Goldoni'nin "Tatil Üçlemesi" (1978), William Shakespeare'in "Kral Lear" (1979), Ödön von Horváth'ın "Don Juan Savaştan Dönüyor" (1980), Henrik Ibsen'in "Peer Gynt" (1986), Ödön von Horváth'ın "İtalyan Gecesi" (2004) ve Maksim Gorki'nin "Ayaktakımı Arasında" (2007) oyunlarını yönettiği belirtildi.

Harwood'un eseri, tiyatroda insan ilişkilerinin, en mahrem detayların ve hiyerarşinin acımasız gerçekliğinin aynı anda yaşandığı bir alanda, bireyin başarısına bağlı kamusal bir işte kibir ve bunun aşırı tezahürleri veya riyakârca bastırılması gibi sınırdaki durumlarla yüzleştiriyor. Oyun, küresel günlük yaşamda şiddetle hissedilen ve acı verici şekilde görünen tahakküm ve boyun eğme gibi önemli ve zamansız temalara değiniyor. Eserin başarısının sırrı, dramatik durumlara sadece bir baharat olmaktan öte, tiyatrodaki yaşamın ve aynı zamanda "yaşamdaki tiyatronun" özü olan bol miktardaki mizahında yatıyor. Savaş koşulları ve Shakespeare'in gölgesinin tiyatro olaylarının üzerinde sürekli varlığı, "Garderober"i sadece tiyatroya bir övgü olmakla kalmayıp, bu hikâyeyi insan kırılganlığı hakkında varoluşsal bir gerçeğe yükselttiği vurgulandı.