Avrupa Birliği'nin (AB) Sırp Belediyeler Birliği'nin (ZSO) kurulması için diyalog yoluyla "pratik çözümler" arayabileceği yönündeki açıklama, Brüksel'in bu sürece yeni bir yaklaşım sergileyeceği sorusunu gündeme getirdi. Belgradlı analistler, 'Kosovo onlajn'a yaptıkları açıklamada, taslağın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesinden kaçınılacak yolların bulunduğunu ancak Aljbin Kurti'nin siyasi irade eksikliğine dikkat çekti. Analistler, AB mesajlarının satır aralarının okunması gerektiğini, AB'nin siyasi ve mali mekanizmalarını tam olarak kullanmaya hazır olmasının anahtar olduğunu kaydetti. Ancak Priştine'deki uzmanlar ise ilk adımların zaten atıldığını belirtti. AB'nin Kosova eski Büyükelçisi Aivo Orav, Sırpça yayın yapan medya grubuna verdiği veda röportajında, AB'nin ZSO'nun kurulması için taslak tüzüğü Kosova Anayasa Mahkemesi'ne sunmadan başka yollar arayabileceğini bildirdi. Avrupa Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Slobodan Zečević, Sırp Belediyeler Birliği'nin kurulmasının her şeyden önce Priştine'de bir siyasi karar meselesi olduğunu ve AB'nin süreci nihayet başlatmak için siyasi ve mali baskı yapmaya hazır olması gerektiğini belirtti. Zečević, çok zaman geçtiğinin farkında olduklarını ve AB Büyükelçisi'nin açıklamasının da sonuç alınamadığını ve bir şeyler yapma zamanının geldiğini gösterdiğini kaydetti. Avrupa Birliği'nin Priştine üzerinde etkili olabilecek mekanizmalara sahip olduğunu vurguladı. Kurti için değil, Avrupa Birliği için asıl sorunun bu mekanizmaları kullanmaya hazır olup olmadıkları olduğunu açıkladı. Kosova'daki siyasi durumun kaotik olduğunu, ancak siyasi irade olması halinde bir çözümün yine de başarılabileceğini değerlendirdi. Kurti'nin siyasi iradesi olsa Sırp Belediyeler Birliği tüzüğü ile bu işi bitirebileceğini; ancak açıkça bu iradeye sahip olmadığını ve sorunun da bu olduğunu aktardı. Zečević, Sırp Belediyeler Birliği'nin Kosova'daki Sırpların hayatta kalması için tek koşul olduğunu vurgulayarak, Avrupa'nın kendi geleneğini, kültürünü ve medeniyetinin üyelerini koruması gerektiğini kaydetti. Kurti hükümetinin politikasının Sırpları Kosova'dan çıkarmaya, Sırbistan'a göç ettirmeye odaklandığını, Avrupa'nın ise Hıristiyan nüfusu koruması gerektiğini belirtti. Belgrad Siyasal Bilgiler Fakültesi Doçenti Stefan Surlić, 'Kosovo onlajn'a yaptığı açıklamada, AB'nin Kosova eski Büyükelçisi Aivo Orav'ın "diyalog yoluyla pratik çözümler" hakkındaki mesajlarının Brüksel'in yaklaşımında esaslı bir değişiklik olmadığını, aksine AB'nin ZSO politikası için bir süreklilik sinyali olduğunu bildirdi. Surlić, bu tür bir açıklamanın Orav'ın "çıkış stratejisinin" bir parçası olduğunu, ancak aynı zamanda Avrupa Birliği'nin de bir mesajı olduğunu belirtti. Bu duruşun uluslararası alanda da görüldüğünü aktardı. Almanya ve diğer kilit AB ülkelerinin Sırp Belediyeler Birliği kurulmadan Priştine'nin Avrupa Konseyi üyeliğinin mümkün olmadığını açıkladığını vurguladı. Bir hükümet kararının, anayasaya uygunluk değerlendirmesi yapılmaksızın tüzüğü kabul etme olasılığının yüksek olduğunu kaydetti. Şu anda Priştine'deki yetkililerin bu konuyu başlatma hazırlığı görmediğini vurguladı. Aljbin Kurti liderliğindeki Priştine hükümetinin ZSO'yu gönüllü olarak kurmayacağını ve statüyü Anayasa Mahkemesi'ne gönderme zorunluluğunun da Brüksel'deki belgelerde ısrar edilen bir bahane olduğunu, ancak "kırmızı çizgi" olmadığını bildirdi. Herhangi bir ilerlemenin ancak daha güçlü bir uluslararası katılım ile mümkün olduğunu belirtti. Belgrad'ın aksine, Priştine'deki uzmanların bir kısmı ilk adımların zaten atıldığını belirtiyor. Siyasi analist Armend Demaku, ZSO uygulama sürecinin çoktan başladığını ve 'Kosovo onlajn'a yaptığı açıklamada, Kurti ile Macron arasındaki görüşmenin bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Avrupa Birliği'nin Kurti ile ancak Sırp Belediyeler Birliği'nin uygulanması başladığında görüşeceğini açıkça bildirdiğini ve bunun da sürecin zaten devam ettiğini gösterdiğini aktardı. Hem Kendin Karar Hareketi'nin hem de Sırp Listesi'nin siyasi retoriğinin güçlü bir popülist karaktere sahip olduğunu, ancak aynı zamanda karşılıklı koordinasyon unsurları içerdiğini kaydetti. Demaku, uygulanan modelin 2013 ve 2015 anlaşmalarının çerçevesini aştığını ve burada sadece bir birlikten değil, Kosova Cumhuriyeti içinde genişletilmiş bir özerklikten söz edildiğini vurguladı. Kurti'nin daha önce bu olasılığı sürekli olarak reddettiğini de aktardı.