Amerikan ve İsrail uçaklarının Tahran semalarını füzelerle bombardımana tuttuğu, şehirde ise İran Devrim Muhafızları (IRGC) askerleri ve Besic milislerinin devriye gezdiği bildirildi. Bu durum, İranlılar için terörün hem havadan hem de karadan geldiği gerçeğini gözler önüne serdi. 28 Şubat'taki ilk saldırı gününde İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamanei, IRGC Başkomutanı Muhammed Pakpur ve çok sayıda diğer savunma yetkilisinin hayatını kaybetmesinin ardından İran'ın kriz moduna girdiği belirtildi. Komuta merkezlerinin hasar gördüğü ve liderliğin 'başsız kaldığı' aktarılırken, rejimin düzeni sağlamak ve isyanları önlemek amacıyla milisleri sokaklara konuşlandırdığı kaydedildi. İngiliz The Telegraph gazetesi, Tahran sakinleri için terörün iki yönden geldiğini vurguladı. İsrail ordusu (IDF) Çarşamba sabahı yaptığı açıklamada, F-35 savaş uçaklarının Tahran üzerinde bir İran 'yak-130' uçağını düşürdüğünü bildirdi. The Telegraph'a aracılar, uydu ve VPN bağlantıları üzerinden bilgi veren siviller, Tahran'daki durumu anlattı. 10 milyonluk şehrin, ABD ve İsrail uçaklarının attığı bombalarla İranlı ajanların sokaklarda dolaşması arasında sıkışıp kaldığı belirtildi. Tahranlı dükkân sahibi Cevat, rejim yanlıları ve hükümet ajanlarının bombaların düşmediği zamanlarda her yerde olduğunu, en ufak direnişin bile bastırıldığını kaydetti. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, saldırıların devam edeceğini belirterek, Cumartesi günü vatandaşlara mümkünse başkenti terk etmelerini tavsiye etti. Tahranlı Rıza ise, 'Şehirden ayrılmamız mümkün değil. Nereye gideceğiz? Yollar bile bombalanıyor. Ailemle şehirden ayrılmaya çalıştım ama yollar araçlar ve hükümet destekçileriyle doluydu' açıklamasını aktardı. İran Kızılayı Pazartesi günü yaptığı açıklamada, iki günlük saldırılarda 131 şehirde 555 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ölen siviller arasında Minab'daki IRGC üssü yakınlarındaki bir okuldan en az 165 kız çocuğunun bulunduğu, aynı saldırıda yaklaşık 100 kişinin de yaralandığı belirtildi. Amerikan haber ajansı Human Rights Activists, 3 Mart itibarıyla İran'da savaşın başlangıcından bu yana 1.000'den fazla sivilin öldüğünü, yüzlerce vakanın daha incelendiğini BBC'ye aktardı. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan'ın, dini liderlerin Hamanei'nin halefini seçene kadar ülkeyi yönetecek geçici liderlik konseyine destek göstermek amacıyla vatandaşları 'camilerde ve sokaklarda' toplanmaya çağırdığı kaydedildi. Ancak bu mitinglerin güvenlik tehdidi oluşturduğu ve katılımın güvenlik birimleri tarafından denetlendiği vurgulandı. Pazartesi günü milyonlarca mobil kullanıcısına, IRGC istihbarat kolundan 'Düşman sokaklarda isyan planlıyor. Güvenliği bozan her hareket, düşmanla doğrudan işbirliği olarak kabul edilecek. Şüpheli bir şey fark ederseniz güvenlik merkezlerini bilgilendirin' mesajının gönderildiği bildirildi. Dışişleri Bakanı Abbas Arağçi'nin Ummanlı mevkidaşına, İran'ın gerginliği durdurmak için 'tüm ciddi çabalara açık' olduğunu bildirdiği aktarıldı. Son olarak, yeni seçilecek liderin ülkenin kaderi üzerinde belirleyici rol oynayacağı belirtildi.