Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in açıklamalarına göre, dünyanın en uzağında yer alan Tristan da Cunha adası, yakın komşularından yaklaşık 2.400 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu ada, Sveta Helena adasına kadar olan mesafeyle karşılaştırıldığında daha da belirgin hale geliyor. Tristan da Cunha'nın engebeli yapısı nedeniyle hiçbir zaman havaalanı inşa edilmediği için tek ulaşım aracı yolculuk yapan gemilerle sağlanıyor. Keşif seferleri düzenlenen bu ada, altı ila yedi gün süren bir yolculukla ulaşılabiliyor.
Gemilerin sık sık uğramadığı Tristan da Cunha'da, deniz taşımacılığı oldukça sınırlı. Bu nedenle adadaki insanlar, gıda, ilaç, inşaat malzemeleri ve diğer ihtiyaçlarını önceden planlayarak temin ediyorlar. 1961 yılında aktif bir volkan patlaması nedeniyle ada ciddi tehdit altında kaldı ve tüm sakinler Büyük Britanya'ya tahliye edildi.
Büyük Britanya'da kalma teklifine rağmen, çoğu sakin iki yıl sonra evlerine geri döndü ve uzak adada hayatlarına devam ettiler. Tristan da Cunha'da topraklar özel mülkiyete ait değil, yerel topluluk tarafından yönetiliyor. Bu nedenle yabancıların ada üzerinde toprak satın alması veya kalıcı olarak yerleşmesi mümkün değil.
Aileler genellikle kendi bahçelerini yetiştirerek temel ihtiyaçlarını karşılayarak, özellikle patates yetiştiriyorlar. Koyun ve sığır sayısı, otlakları ve doğal kaynakları korumak amacıyla sıkı bir şekilde sınırlandırılmış durumda. Adanın en önemli gelir kaynağı yastık ihracıdır. Ek olarak, ada, posta pulları ve özel madeni paralar satarak ek gelir elde ediyor. Bu ürünler, nadir oldukları için koleksiyoncular tarafından değerli bulunuyor.
Tristan da Cunha'da temel altyapı mevcut: okul, hastane, polis karakolu ve bir market bulunuyor. Adada genellikle sadece bir doktor çalışıyor ve daha karmaşık tıbbi durumlar uzaktan danışmanlık veya gemi ile hastaneye sevk edilerek çözülüyor.
Tristan da Cunha, Birleşik Krallık'a bağlı bir deniz bölgesi olup, Sveta Helena, Ascension ve Tristan da Cunha bölgesine aittir. Adaya ziyaret etmek oldukça zor; her ziyaretçi yerel yetkililerden önceden izin almalı ve bu nedenle yılda sadece birkaç düzine turist (çoğunlukla araştırma veya gemi yolculuğu yapanlar) ada ziyaret ediyor.
1961 yılındaki tahliye sonrası, bilim insanları sakinlerin sağlık durumunu inceledi ve nüfusun yaklaşık yarısının astma türlerinden birine sahip olduğunu tespit etti. Bu nedenle Tristan da Cunha'ya "Astma Adası" lakabı verilmiş ve bu hastalığın genetik ve yaşam tarzı faktörleri hakkındaki araştırmalar dünya çapında ilgi çekmiştir.
Uzak adada yaşamak birçok zorlukla birlikte gelir, ancak çevredeki adalar Güney Atlantik'te bulunan vahşi yaşamın en önemli sığınaklarından biridir. Gough (Gough) ve Inaksesibl (Inaccessible) adaları, aynı arhipelaga ait olup UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan koruma altında olan doğal rezervlerdir. Gough adasında sadece meteoroloji istasyonu personeli bulunmaktadır ve bölge zengin bitki örtüsü ve fauna ile bilinir.
Bu arhipelag, çok sayıda balina türü, köpekbalığı, albatros, penguen ve fok gibi çeşitli hayvanlara ev sahipliği yapıyor. Ayrıca dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan birçok endemik tür de burada yaşıyor. Bu eşsiz ekosistem nedeniyle Güney Atlantik'in en değerli alanlarından biri olarak kabul ediliyor.