İnternet, bakış açısına, el hareketlerine veya konuşma biçimine göre yalanları tespit edebileceğinizi vaat eden birçok numara ile doludur. Ancak son yıllarda sosyal medyada Albert Ajnştajna atfedilen bir iddia yaygınlaştı: Yalanları ortaya çıkarmak için sadece iki basit soru yeterlidir.
Bu iddianın doğru olup olmadığı konusunda kesin kanıtlar bulunmamaktadır. Ünlü fizikçiye gerçekten de bu sözleri söylediği bilinmemektedir. Ancak virale olan tavsiye arkasındaki temel fikir, uydurulmuş bir hikayenin tutarlı bir şekilde anlatılmasından gerçek bir olayı hatırlamakta daha zor olabileceği varsayımına dayanır.
Bir kişi yalan söylüyorsa, zaten söylediklerini hatırlaması, zaman çizelgesinin değişmemesi, ek detaylar icat etmesi ve aynı zamanda konuşma partnerinin tepkisini takip etmesi gerekir. Bu nedenle, ek sorular, hikayede tutarsızlıkların ortaya çıkması olasılığını artırabilir.
Viral numara, kişiyi doğrudan yalancı olarak suçlamak yerine, olayı adım adım tekrar anlatmasını istemektedir. "Bunun nasıl gerçekleştiğini size doğru bir şekilde anlatabilir misiniz?" sorusu ile başlar.
Bu soru, hikayeyi genişleten ve her yeni detayın daha önce söylenenlerle örtüştüğünden emin olan kişiye yalan söyleyen kişiyi zorlayacaktır. Bu noktada zaman çizelgesinde değişiklikler, hikayede garip boşluklar veya birbirleriyle uyuşmayan detaylar ortaya çıkabilir.
Ancak, unutulmamalıdır ki, karışıklık veya ayrıntılarda unutkanlık tek başına yalan söylediğinin kanıtı değildir. İnsan hafızası mükemmel değildir ve stres, yorgunluk ve sinirlilik bir kişinin olayları nasıl anlattığına etki edebilir.
Bundan sonra: "Bunun öncesinde ve sonrasında neler oldu?" sorusu gelir.
Önceden hazırlanmış bir yalan söyleyen kişi genellikle konuya odaklanan ana olay üzerinde en fazla dikkat gösterir. Bu olaydan önce veya sonra ne olduğunu sormak, ek bir improvizasyon gerektirir.
Örneğin, bir kişinin belirli bir akşam belirli bir yerde olduğunu iddia ettiğini düşünün. Ona o geceye giden yolda ne yaptığını, nasıl oraya ulaştığını veya gittikten sonra ne yaptığını sorabilirsiniz.
Konuşma sırasında hikaye önemli ölçüde değişirse, bu ek sorular için bir neden olabilir ancak yine de kişinin yalan söylediğinin kesin bir kanıtı değildir.
En yaygın hatalardan biri belirli bir hareketin yalanları her zaman ortaya çıkarabileceği inancıdır. Göz teması kaçınmak, titreme, yüz dokunma veya sinirli konuşma genellikle yalan söylemenin işaretleri olarak gösterilir ancak bu davranışların başka açıklamaları da olabilir. Bir kişi doğruları söylüyor olsa bile, karşı tarafın ona inancını kazanmayacağı korkusuyla aşırı derecede gergin hissedebilir.
Bu nedenle, tek bir bakış veya jest üzerinden yargıya varmak yerine, kişinin söylediklerinin tamamını ve tutarlılığını gözlemlemek daha faydalıdır.
Bazı insanların sadece "hissettikleri" yalanları görebileceklerini düşünen fikir de yanıltıcı olabilir. Her zaman insanlarla iletişim kurup davranışlarını değerlendiren insanlar bile hata yapabilirler. Bazı insanlar inanılmaz derecede ikna edici bir şekilde yalan söyleyebilirken, diğerleri gerçekleri söylerken bile aşırı derecede güvensiz davranabilir. Örneğin, anksiyete duyarlı bir kişi, durmadan titreme, göz teması kaçırma veya gerginlik gösterme gibi davranışlar sergileyebilir ancak bunu gizlemek için değil.
Bu nedenle, bu iki soruyu yalanları tespit etmek için sihirli bir test olarak görmek doğru değildir. Ancak, daha fazla bilgi edinmek için kullanışlı olabilirler. Bir kişiyi suçlamak yerine, konuşmasına izin verin, olayı daha geniş bir bağlamda değerlendirin ve hikayenin tutarlılığını gözlemleyin. Ajnştajn hakkında ise, tarihin en büyük zekâlarından biri olarak kabul edilen kişinin yalanları yakalamak için böyle bir numara icat ettiğine dair iddiayı büyük bir şüpheyle karşılamak gerekir.