Alkol tüketiminin ardından yaşanan şiddetli akşamdan kalma ve beyin üzerindeki olumsuz etkilerin, farklı alkollü içecek türlerine göre değişen mekanizmalarla ortaya çıktığı bilimsel çalışmalarla vurgulandı. Özellikle koyu renkli içkilerdeki kongenerler, gazlı içeceklerdeki karbondioksit, kırmızı şaraptaki tanin ve histaminler ile enerji içeceği karışımlarının bu etkileri şiddetlendirdiği aktarıldı.

Kaynakta yer alan bilgilere göre, viski, koyu renkli rom ve konyak gibi koyu renkli alkollü içecekler, fermentasyonun yan ürünleri olan ve onlara renk ile aroma veren yüksek miktarda kongener içermektedir. Bu maddeler, alkolün yanı sıra bir dizi başka kimyasal bileşiği de parçalamak zorunda kaldığı için karaciğere ek yük bindirir. Kongener miktarı arttıkça, akşamdan kalma halinin daha yoğun olma olasılığı da artmaktadır. Bira ve şampanya gibi gazlı içeceklerde ise farklı bir mekanizma devreye girmektedir. İçerdikleri karbondioksit, alkolün kan dolaşımına emilimini hızlandırır. Birkaç biranın ardından şampanya tüketildiğinde, alkol beklenenden çok daha hızlı bir şekilde beyne ulaşır. Zehirlenme aniden ortaya çıkar ve çoğu zaman net bir uyarı vermez. Bu durum, kandaki alkol konsantrasyonunda daha hızlı bir yükselişe, belirgin dehidrasyona ve daha ağır bir akşamdan kalmaya yol açar. Kırmızı şarap, genellikle zarif bir tercih olarak kabul edilse de, birçok kişide şiddetli baş ağrılarına neden olabilmektedir. Bu durumun nedeni tanin ve histaminlerde yatmaktadır. Taninler serotonin salınımını etkileyebilirken, histaminler kan damarlarını genişletir. Hassas kişilerde bu durum, sadece birkaç kadehten sonra bile migren benzeri semptomlara yol açmaktadır. Tatlı kokteyller ve enerji içecekleriyle karıştırılan alkol özellikle yanıltıcıdır. Şuruplar, meyve suları ve gazlı içecekler, alkolün tadını maskelediği için planlanandan daha fazla tüketim kolayca gerçekleşir. Şeker, kan şekeri seviyesini hızla yükseltir ve ardından hızlı bir düşüşe neden olarak mide bulantısı, halsizlik ve titremeyi şiddetlendirir. Enerji içeceklerindeki kafein ile kombinasyon ise daha da risklidir. Kafein, uykululuk hissini azaltır ve kişinin gerçekte olduğundan daha az sarhoş hissetmesine yol açar; bu da genellikle daha fazla alkol alımına neden olur.

Alkolün beyin üzerindeki etkisi, geçici zihinsel bulanıklığın çok ötesine geçmektedir. Alkol, beynin hafıza ve öğrenmeden sorumlu bölümü olan hipokampusu etkiler. Uzun süreli ve sık aşırı tüketim, hipokampusun hacmini küçültebilir ve bilişsel işlevleri zayıflatabilir. Aynı zamanda ruh hali, anksiyete ve uyku kalitesini etkileyen nörotransmitterler olan GABA ve glutamat arasındaki dengeyi bozar. Beyin, ölçülü tüketimle kendini toparlama yeteneğine sahip olsa da, düzenli aşırıya kaçma kümülatif sonuçlar bırakmaktadır. Sabahları yaşanan o bulanıklık ve yavaşlık hissi tesadüf değildir; nörolojik bir yükün işaretidir. Sık sık "üzerinden kamyon geçmiş gibi" bir hisle uyanılıyorsa, bu vücudun açık bir mesajıdır. Vücut her şeyi hatırlar ve her sabah faturasını keser. Belki de berrak bir sabah ve ertesi gün istikrarlı enerji, kendinize verebileceğiniz en büyük lükstür.