Amerikan iSeeCars tarafından yapılan yeni ve kapsamlı bir analiz, uzun süredir şüphelenilenleri büyük ölçüde doğruladı. Bu çalışmaya göre, Toyota araçlarının en az 250.000 mil (yaklaşık 402.000 km) yol katetme olasılığı en yüksek marka olarak öne çıkarken, Lexus onu takip ediyor ve Honda ile Acura ilk beşteki Japon markalarını tamamlıyor. 174 milyondan fazla aracı kapsayan bu çalışma, şaşırtıcı bir sonuç da getirdi: Tesla, genel sıralamada altıncı sıraya yükseldi ve geleneksel olarak kalite ve uzun ömürlülükle eş anlamlı görülen birçok markanın önüne geçtiğini açıkladı. iSeeCars'ın belirttiğine göre, Toyota'nın bir otomobilinin 402.000 km'ye ulaşma olasılığı yüzde 17,8 olarak tahmin edildi. Bu oran, yüzde 4,8 olan sektör ortalamasının 3,7 katı. Toyota'nın lüks markası Lexus yüzde 12,8 ile ikinci, Honda yüzde 10,8 ile üçüncü ve Acura yüzde 7,2 ile dördüncü sırada yer aldı. Bu dört marka, genel ortalamanın üzerinde kalan tek markalar olarak kaydedildi. Tanınmış birçok Amerikan, Avrupa ve Koreli üretici de dahil olmak üzere diğer tüm markaların bu eşiğin altında kaldığı vurgulandı. Toyota, bu başarısını tek bir araç türüne borçlu olmadığını aktardı. iSeeCars, özellikle 4Runner, Sequoia, Tacoma ve Tundra gibi modellerin yanı sıra, Avalon ve Prius gibi sedan ve hibrit araçların da uzun ömürlülük analizlerinde düzenli olarak iyi sıralamalarda yer aldığını belirtti. Lexus'un da aynı temel felsefeyi daha lüks bir pakette uyguladığı ve bu nedenle yüksek sıralamasının büyük bir sürpriz olmadığı kaydedildi. Japon dörtlüsünün ardından daha ilginç bir bölüm başladığı belirtildi. GMC beşinci, Tesla ise altıncı sırada yer alırken, her iki markanın da 402.000 km'ye ulaşma olasılığının yüzde 4,6 olduğu bildirildi. Bu durum, Tesla'nın istatistiksel olarak Chevrolet, Cadillac, Mazda, Ram, Ford, Dodge, Nissan, Subaru, Volvo, Mercedes, Jeep, Porsche, BMW, Volkswagen ve Audi gibi birçok markanın önünde olduğunu gösterdi. Tesla'nın, dayanıklı mekaniğiyle sıkça ilişkilendirilen Subaru'dan iki kat daha fazla şansa sahip olması özellikle dikkat çekici olarak kaydedildi. Bu sonucun elektrikli otomobiller hakkındaki tartışmalar açısından da ilginç olduğu vurgulandı. Genellikle pilin bozulması, pahalı onarımlar ve garanti sonrası maliyet endişeleri dile getirildiği belirtildi. Ancak elektrikli aktarma organlarının birçok klasik arıza kaynağını da ortadan kaldırdığı aktarıldı. İçten yanmalı motorlu araçlardaki motor yağı, egzoz sistemi, turboşarj, klasik otomatik şanzıman, enjektörler veya aşınan bir dizi hareketli parça bulunmadığına dikkat çekildi. Bataryanın kilit bir kalem olarak kaldığı, ancak bu analizin elektrikli otomobillerin klasik otomobillere göre daha kısa ömürlü olduğu anlamına gelmediğini gösterdiği ifade edildi. Premium sıralamada ise Tesla'nın daha da iyi bir performans sergilediği belirtildi. Lüks markalar arasında Lexus ve Acura'nın ardında üçüncü sırada yer alırken, Cadillac, Lincoln, Volvo, Infiniti, Mercedes, Porsche, BMW, Audi, Land Rover, Jaguar ve Maserati'nin önünde olduğu bildirildi. iSeeCars, lüks otomobillerin ortalama olarak 402.000 km'ye ulaşma olasılığının daha düşük olduğunu, bunun mutlaka daha kötü üretildikleri anlamına gelmediğini, ancak daha az kullanıldıkları, daha erken değiştirildikleri veya bakım maliyetleri nedeniyle yıllar içinde hizmet dışı kaldıkları için böyle olduğunu kaydetti. Listenin en altında, bu istatistiklerde genellikle kötü performans gösteren markaların bulunduğu aktarıldı. Land Rover'ın 402.000 km'ye ulaşma olasılığının sadece yüzde 0,1 olduğu, Jaguar, MINI ve Maserati'nin ise pratik olarak sıfır yüzdeye sahip olduğu belirtildi. Audi'nin yüzde 0,3, BMW ve Volkswagen'in yüzde 0,4 ve Porsche'nin yüzde 0,5 oranında olduğu kaydedildi. Bunun, bu markaların yüksek kilometreli tekil örneklerinin olmadığı anlamına gelmediği, ancak istatistiksel olarak bunun çok nadir gerçekleştiğini gösterdiği vurgulandı. iSeeCars'ın metodolojisinin, araçların yaşına göre ortalama kilometre verilerine dayandığı ve ardından yüksek kilometre eşiklerine ulaşma olasılığını tahmin eden bir model geliştirildiği belirtildi. Ağır ticari araçlar ve yetersiz veri bulunan modellerin analizden hariç tutulduğu kaydedildi. Bu nedenle sonuçların, istatistiksel bir olasılık olarak okunması gerektiği, herhangi bir tekil otomobil için garanti olarak yorumlanmaması gerektiği ifade edildi.