Global Gayrimenkul Rehberi'nin 2025 yılının dördüncü çeyrek verilerine göre, Avrupa'nın büyük şehirlerindeki konut fiyatları tarihi yüksek seviyelerde seyrediyor. Özellikle Zürih, metrekare başına ortalama 18 bin avroyu aşan fiyatlarla Avrupa'nın en pahalı şehir içi konut piyasası olarak belirlendi. Batı ve Orta Avrupa arasındaki fiyat farklılıklarının ise son derece büyük olduğu belirtildi.

Global Gayrimenkul Rehberi tarafından aktarılan verilere göre, en pahalı on şehir arasında Avrupa'nın gelişmiş ekonomilerinin finans ve idari merkezleri öne çıkıyor. Güney ve Orta Avrupa şehirleri ise fiyat aralığında önemli ölçüde daha düşük seviyelerde yer alıyor. Analiz, emlak fiyat seviyeleri ile sermaye yoğunlaşması, uluslararası şirketler ve yüksek maaşlı işler arasındaki net ilişkiyi vurguladı. Zürih, Lüksemburg ve Londra gibi şehirlerin Avrupa'nın önemli finans merkezleri olduğu, sınırlı konut arzının da fiyatları daha da yükselttiği kaydedildi. Özellikle Zürih'te metrekare fiyatının Paris'in neredeyse iki katı, Berlin'in ise üç katından fazla olduğu belirtildi. Son yıllarda Lizbon, Madrid ve Milano, yabancı alıcılar, dijital göçebeler ve yatırım sermayesi akışıyla güçlü fiyat artışları yaşadı. Ancak bu piyasaların Kuzey ve Batı Avrupa'ya kıyasla hala nispeten daha uygun olduğu aktarıldı. Onlarca yıldır en uygun büyük piyasalardan biri olarak kabul edilen Berlin'in ise metrekare başına 5 bin avro seviyesinin üzerine çıkarak istikrarlı hale geldiği ve Avrupa genelindeki konut fiyatlarındaki uzun vadeli artış trendini doğruladığı açıklandı.

Veriler, Avrupa'nın en pahalı ve orta fiyatlı piyasaları arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü gösteriyor. Zürih ile Madrid veya Berlin gibi şehirler arasındaki metrekare fiyat farkı bugün 12 bin avroyu aşıyor. Bu durum, yerel gelirlerin, vergi politikalarının ve yatırım çekiciliğinin emlak piyasası üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor. 2025 yılından itibaren gözlemlenen trendler, istikrarlı ekonomilerdeki talebin yüksek fiyatları sürdürmeye devam edeceğini işaret ediyor. Konut erişilebilirliğinin önümüzdeki yıllarda Avrupa'nın temel kentsel ve ekonomik sorunlarından biri olarak kalacağı ise vurgulandı.