Sırbistan merkezli "Blic zdravlje" gazetesine konuşan fizyoterapist uzmanı Srđan Anđelkov, bahar mevsiminin doğrudan boyun ağrısına neden olmadığını ancak bu dönemde boyun ve sırtın üst kısmını tahriş eden koşulların sıklıkla bir araya geldiğini bildirdi. Anđelkov, baharla birlikte artan sıcaklık değişimleri, ani aktivite artışları ve alışkanlıkların değişmesinin boyun kaslarında gerginliğe yol açabileceğini kaydetti.

Uzman Anđelkov, baharın vücudu cezalandırmadığını, aksine sıcaklık, alışkanlıklar ve aktivite miktarı gibi birçok şeyin kısa sürede değiştiğini ve vücudun buna uyum sağlayamadığını açıkladı. Bu durumun, ani ritim değişikliklerine karşı ilk uyarı olarak ağrı şeklinde ortaya çıktığını belirtti. Baharın doğrudan hava nedeniyle boyun ağrısına yol açmadığını ancak dolaylı olarak bu dönemde boyun ve sırtın üst kısmını tahriş eden koşulların bir araya geldiğini vurguladı. Anđelkov, geçiş mevsimlerinin en zorlu dönemler olduğunu, bir gün içinde yaz ve kış senaryolarının yaşanabileceğini ve vücudun sürekli adapte olmaya çalıştığını aktardı.

Fizyoterapist Anđelkov, sıcak günlerde hafif giyinilip yürürken terlenmesi ve ardından açık pencere veya arabada soğuk havaya maruz kalınmasının boyun kaslarının istemsizce kasılmasına neden olabileceğini dile getirdi. Bu durumun spazma yol açtığını ve boynun “kilitlenmiş” hissi verdiğini kaydetti. Ayrıca, bahar rüzgarının nazik görünse de özellikle terli veya ince giysili olunduğunda ne kadar serinlettiğinin hafife alındığını aktardı. Anđelkov, pencere yıkama, bahçe işleri gibi faaliyetlerin uzun süre, ara vermeden ve kollar başın üzerinde yapılması durumunda boyun, omuz ve kürek kemikleri arasındaki bölgede aşırı zorlanmaya yol açtığını belirtti. Kış sonrası ani yürüyüşlere, bisiklete binmeye veya antrenmanlara dönülmesinin, zayıf bir gövde ve katı bir göğüs bölgesinde boynun aşırı çalışmasına ve gerginlik, batma, hatta boyundan kaynaklanan baş ağrılarına neden olabileceğini ifade etti. Alerjilerin de boyun üzerindeki etkilerine dikkat çeken Anđelkov, hapşırma, öksürme ve sürekli omuzların yukarıda tutulmasıyla solunumun yüzeyselleştiğini, gerginliğin arttığını ve boynun ilk “kırılma noktası” haline geldiğini dile getirdi. Tıkalı sinüslerin insanları farkında olmadan başlarını öne doğru itmeye sevk ettiğini ve bu pozisyonun boynu daha da yorduğunu açıkladı.

Uzman, boyun ağrısı ve omurga problemlerini önlemek için bazı küçük ayrıntıların çok önemli olduğunu vurguladı. Anđelkov, gerginliğin ilk işaretinde tepki gösterilmesi gerektiğini, “kilitlenmeyi” beklemenin iyileşme sürecini uzattığını ve daha rahatsız edici hale getirdiğini kaydetti. Her şeyin yavaş ve zorlamadan yapılması gerektiğini, eğer ağrı artar veya kola yayılırsa zorla egzersiz yapılmamasını tavsiye etti. Bu durumda bir uzmana danışılması gerektiğini, kendi kendine ani esneme veya boynu çıtlatma gibi yöntemlerin geçici rahatlama sağlasa da spazmı kötüleştirebileceğini ve daha fazla tahrişe neden olabileceğini belirtti. Anđelkov, baharın boynumuzun ağrıması için bir neden olmadığını, ancak sıklıkla cereyan, ani iş yükü ve bir anda çok fazla aktivite getirdiğini aktardı. Küçük bir dikkat, katmanlı giyinme, akıllı havalandırma, molalar, kademeli hareket ve hafif kondisyon ile bu rahatsızlıkların çoğundan kolayca kaçınılabileceğini vurguladı. Uzman, eğer bir tutulma meydana gelirse, panik yapılmaması, ani hareketlerden kaçınılması ve zamanında tepki verilmesi gerektiğini, zira sorunun o zaman en hızlı şekilde yatıştığını kaydetti.