Dina Vučaj'ın yönettiği "Gospođa Nar ve Oğulları" (Bayan Nar ve Oğulları) adlı oyunun prömiyeri 24 Ekim'de saat 20.00'de Bitef Tiyatrosu'nda yapılacak.
Çağdaş İran öykülerinden esinlenen oyun, sıradan insanlara, onların gündelik yaşamlarına ve çoğu zaman gözden kaçan deneyimlerine odaklanıyor. Oyunda sekiz öykü yer alıyor ve bunları sahnede altı oyuncu canlandırıyor.
Oyuncu Hana Beštić, öykülerin kendisi için çok ilham verici olduğunu belirterek, "Sekiz öykü var, altı kişiyiz ve hepsini biz oynuyoruz" dedi.
Ünlü oyuncu Slobodan Beštić'in kızı olan Hana Beštić, genç bir oyuncu olarak "Plastelin" (Atelje 212, 2007), "Šta je ona kriva, nije ništa ona kriva" (Bitef Tiyatrosu, 2015), "Kad su cvetale tikve" (BDP, 2020) ve "Romeo ve Juliet" (Duško Radović Tiyatrosu, 2022) gibi oyunlarda rol aldı. Sinema filmlerinde de yer alan Beštić, "The Barking Dog" (2016, Dimitri Udovički), "Realna priča" (2019, Gordan Kičić) ve "Here Be Dragons" (2020, Alistair Newton Brown) yapımlarında oynadı. Ayrıca "Jutro će promeniti sve" (2018), "Mama i tata se igraju rata" (2019), "Klan" (2019), "The Outpost" (2020), "Slučaj porodice Bošković" (2020), "Azbuka našeg života" (2020) ve "Deca zla" (2021) gibi dizilerde rol aldı.
Hana Beštić'in yanı sıra oyunda Ivona Momirović, Nađa Minić, Petar Miljuš, Pavle Ivanović ve Nikola Štrbac sahne alıyor. Dekor ve kostüm tasarımı Anna Donskih'e, müzik ise Petar Milanović'e ait.
Yönetmen Dina Vučaj, yönetmenlik notunda insan kaderlerinin sürekli bölünmelerle belirlendiği bir dünyayı ve buna rağmen hayal kurmayı sürdürenleri anlatıyor. Vučaj, metninde bu dünyayı sert bir medeniyet kumarı benzetmesiyle tarif ederek, insanlığın ya hep ya hiç, siyah ve beyaz, büyük ve küçük sayılar, sağ ve sol, doğru ve işaretli kartlar üzerinden bölündüğünü ifade ediyor. Yönetmen, gidenlerle kalanlar, arzu, inanç ya da hiççilik tarafından sürüklenenler arasındaki ayrıma dikkat çekiyor.
Vučaj, metninde ayrıca bu mavi çölde hayal kuran ve özlemlerle sarınmış insanlardan söz ediyor; onların sessiz adımlarla, uzak ya da yakın, şarkı söylediğini, fark edilmeden soluk aldığını belirtiyor. Yönetmene göre eski haksızlıklar ve engellerle dolu bu süreçte geri planda kalan küçük insanlar, uzak ve aydınlık bir hayalle, güzellik ve güçle ışıldıyor. Vučaj, oyunun karanlıkta parlayan kuşların, atların ve insanların korkmuş gözlerine, rulet çarkının yüksek ve ürkütücü sesi altında tanıklık ettiğini söylüyor ve yapıtı "onlar hakkında bir oyun" olarak tanımlıyor.