ABD'nin prestijli üniversitelerinden Cornell'de bir öğrencinin, Ekim 2024'te bir erkek öğrenci birliğinde (fraternity) uyuşturucu verilerek cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla 7 öğrenci ve üniversiteye karşı sivil dava açtığı bildirildi. Olayın ardından yerel savcılığın soruşturmayı yeniden açmayı değerlendirdiği aktarıldı.

Dava dosyasına göre, olay sırasında 20 yaşında olan ve kimliği açıklanmayan öğrenci, o gece önce bir kız öğrenci birliğinde (sorority) alkol aldı, ardından bir bara gitti. Daha sonra "arkadaşı" olarak gördüğü bir öğrenciyle buluşmak üzere "Chi Phi" adlı erkek öğrenci birliğinin evine gitti. İddiaya göre burada iki öğrenci kendisine ketamin olduğunu söyledikleri beyaz bir toz, esrar ve alkol verdi; ardından cinsel saldırı başladı.

Dava metninde, olayın yaklaşık 01.42'de bir öğrencinin Snapchat grubuna "üst kattaki odaya gelin" mesajı atmasıyla başladığı, cinsel istismarın 05.45'e kadar sürdüğü ve öğrencinin sürekli daha fazla ketamin almaya zorlandıktan sonra bilincini kaybettiği belirtildi. Öğrenci, telefonunun odanın diğer ucunda olması nedeniyle yardım isteyemediğini de ifade etti.

Olay, 8 Kasım 2024'te üniversite polisine bildirildi. Cornell aynı gün Chi Phi birliğinin kampüsteki faaliyetlerini geçici olarak durdurdu ve 7 öğrenciyi geçici olarak uzaklaştırdı. CBS News'in haberine göre iç soruşturma kapsamında toplam 12 kişi ifade verdi.

Öğrencinin avukatı Tomas P. Đufra, iki öğrencinin üniversiteden kalıcı olarak atıldığını, diğerlerinin ise daha hafif disiplin cezaları aldığını açıkladı. Federal öğrenci gizliliği yasaları gereği Cornell, bireysel isimleri ve ceza detaylarını kamuoyuyla paylaşamadı.

Yerel savcılık 2024'te "yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle ceza kovuşturması başlatmamıştı. Tompkins Bölge Savcısı Matthew Van Huten, davanın açılmasının ardından soruşturmayı yeniden değerlendirdiklerini ve ceza davası açmayı düşündüklerini söyledi. Van Huten, savcılığın ilk aşamada iddianame hazırlamamasının nedenini, öğrencinin polise verdiği ilk ifadede uyuşturucunun bilgisi dışında verildiğini ya da cinsel ilişkiye zorlandığını açıkça belirtmemiş olmasına bağladı.

Dufrane ise bu yorumu sert biçimde eleştirerek, cinsel saldırı mağdurlarıyla görüşmenin özel eğitim gerektirdiğini, üniversite polisinin bu niteliklere sahip olmadığını ve müvekkiliyle bu konuda yetkin bir savcı ya da dedektifin hiç temas kurmadığını savundu.

Cornell Üniversitesi, 21 Eylül'de yaptığı yazılı açıklamada cinsel saldırı iddialarını "son derece ciddiye aldıklarını" ve iç kurallara uygun soruşturma yürüttüklerini belirtti. Üniversite, federal gizlilik yasaları nedeniyle disiplin sürecine ilişkin ayrıntı veremeyeceğini, ancak kuralların ihlalinin uzaklaştırma ve kalıcı atılma dahil en ağır yaptırımlara yol açtığını vurguladı.

Sanık avukatları iddiaları reddetti. Scott Kretschmar'ın avukatı Jeremy Saland, "Skot bu kişiyi cinsel olarak saldırıda bulunmadı ya da herhangi bir şekilde temas etmedi" dedi. Scott Norris ise cinsel ilişkiye girdiğini ve uyuşturucu kullandığını inkâr ederken, Snapchat mesajını gönderdiğini doğruladı ve "düşünmeden yazışmaya katıldığını, uygunsuz davranışın yaşandığı odaya kısa süre uğradığını ancak olay sırasında orada olmadığını" ileri sürdü.

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, olaya ilişkin açıklamasında Cornell gibi seçkin üniversitelerdeki "tecavüz kültürünü" eleştirdi. Öğrencinin yaşadığı olayın ardından eğitimini bırakmak zorunda kaldığını, üniversitenin ise sanıkları koruduğunu öne süren Ocasio-Cortez, "Bu bir daha yaşanmamalı" ifadesini kullandı.

Mağdur öğrenci, yerel öğrenci gazetesine yaptığı açıklamada olayın üzerinden yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen günlük yaşamında ağır psikolojik etkiler hissettiğini belirterek üniversiteden ayrılmak zorunda kaldığını söyledi.