Avrupa Birliği (AB), bazı medya kuruluşlarına göre, hem genişlemeyi istiyor hem de korkuyor ve bununla nasıl başa çıkacağını bilmiyor. Bazıları bunu dönüm noktası olarak adlandırıyor. AB'nin genişlemesi için dikkate alınması gereken önemli faktörlerden biri coğrafi denge, özellikle 2004 yılında yaşanan "büyük patlama" göz önünde bulundurulmalıdır. 2004 yılında, 10 yeni ülke Orta ve Doğu Avrupa'ya katıldı, bu da birçok Batı Avrupa başkentinde AB'nin ağırlık merkezinin doğuya kaydığı hissine yol açtı. "Juronjuz" adlı metinde belirtildiği gibi, "şu anki favoriler olan Karadağ ve Arnavutluk, boyutları göz önüne alındığında bu dengeyi değiştirmeyecek".
Ancak, AB'ye katılma hedeflerine yaklaşırken, en önemli Balkan ülkesi olan Sırbistan ile nasıl başa çıkılacağı sorusu daha da önem kazanıyor. "Balkan'ın Dostları" gibi gruplar, Beograd'ın AB'ye katılım sürecine ilişkin geopolitik nedenlerin belirleyici olduğunu savunuyorlar ve sistemin her aday için eşit şekilde uygulandığına dair şüpheler dile getiriyorlar.
Ayrıca, Ukrayna ve Moldova ile daha fazla açıdan erişim klasterlerinin açılması için artan baskının varlığı, coğrafi denge konusundaki endişelerin daha da güçlenmesine yol açabilir. Bu durum, Ukrayna'nın AB'ye katılımındaki ilerlemenin Sırbistan'daki ilerlemeye bağlı hale gelebilir.
Bu varsayımlar ışığında, AB genişlemesi sırasında coğrafi denge ne kadar önemli bir faktör haline geliyor? Sistemin her aday için eşit şekilde uygulandığına dair iddialar doğru mu?
ISAC fondunun Marko Savković'i "Blic" gazetesine verdiği röportajda, "coğrafi denge"nin hikayenin bir parçası olduğunu söylüyor. Savković, Ukrayna durumunu "Rusya'nın savunucusu" olarak tanımlayarak, ancak tam üyelik için zorluklara işaret ediyor. Savković, karar alma sürecini uzun zamandır tartışılan bir konu olarak görüyor ve bu konuda büyük oyuncuların anlaşmaya varması gerektiğini belirtiyor. Savković, Karadağ'ın veya Arnavutluk'un AB'ye katılımının daha olası olduğunu, ancak Sırbistan'ın daha fazla kriteri karşılaması gerektiğini düşünüyor.
Eski diplomat Srećko Đukić, "Blic" gazetesine verdiği röportajda, her AB üyesinin, büyük veya küçük, politik yönelimi ne olursa olsun, AB'nin önemini iyi bildiğini söylüyor. Küçük ülkeler için, AB genellikle güvenli bir liman olarak görüldüğü için, Moldavya gibi ülkeler AB'ye katılmaya hevesli.
Đukić, her ülkenin AB'ye katılım yolculuğunun kendi özel süreçlerini içerdiğini ve bu süreçlerin AB üyesi devletler tarafından değil, Brüksel yönetimi tarafından onaylandığını vurguluyor. Ayrıca, AB'nin sürekli reformlara açık olduğunu ve en iyi çözümü bulacak şekilde çalıştığını belirtiyor.
"Juronjuz", Fransa'nın AB genişlemesi konusundaki en büyük soru işaretlerinden biri olduğunu ve Paris'in 2005 yılında her yeni katılım anlaşmasının ulusal bir referandumda veya parlamento ortak oturumunda üçte beş çoğunlukla onaylanması gerektiğini belirten bir anayasal değişiklik getirdiğini hatırlatıyor.
Karadağ, AB üyeliği konusunda tekrar test edilecek ve ratifikasyonu, Tirana'nın ilerlemesine bağlı olarak Arnavutluk ile birlikte veya İzlanda'nın referandum sonuçlarına bağlı olarak gerçekleşebilir.
Ukrayna, Rusya'nın istilası sırasında AB'ye acil katılım talebinde bulundu. Bu talep, AB üyesi sekiz ülke (Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovakya ve Slovenya) tarafından büyük bir yankı buldu, ancak diğer tarafta bazı ülkelerden tepki aldı.
Bu durum, Balkanların da bu adıma atması gerektiği konusunda düşüncelere yol açtı, böylece Sırbistan da dahil olmak üzere. AB'nin önümüzdeki dönemde gerçekleşecek önemli bir dönüm noktasına yaklaştığı ve Balkanlar'ın da bu süreçte yer alacağı belirtiliyor.