Harvardlı onkolog ve Pennsylvania Üniversitesi tıp etiği ve sağlık politikası profesörü Dr. Ezekiel J. Emanuel, beslenme ile ilgili yaygın mitleri çürüterek, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının yıllarca sürdürülebilecek temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtti. CNBC ve N1info.ba'nın aktardığına göre, Emanuel, herkesin ihtiyaçları farklılık gösterdiğinden, diyette büyük değişiklikler yapmadan önce mutlaka bir doktora danışılması gerektiğini vurguladı.

Emanuel, ortalama bir yetişkinin günlük yaklaşık 500 kaloriyi, genellikle cips, kurabiye ve endüstriyel tatlılar gibi ultra-işlenmiş gıdalardan elde ettiğini kaydetti. Bu tür gıdaların aşırı yemeyi teşvik ettiğini ve araştırmaların, ultra-işlenmiş gıdaları sık tüketen kişilerin daha fazla kalori aldığını ve daha hızlı kilo verdiğini gösterdiğini aktardı. Bu beslenme tarzının ayrıca genel ölüm oranlarının artmasıyla da ilişkilendirildiğini ifade eden Emanuel, kuruyemiş, meyve, yoğurt, humus ve sebze gibi sağlıklı atıştırmalıkların ise lif, protein ve sağlıklı yağlar içerdiğini ve kan şekerinde ani yükselmelere neden olmadan doygunluk sağladığını açıkladı. Çoğu insanın yeterli proteini zaten aldığını belirten onkolog, önerilen günlük alımın kilogram başına yaklaşık 0,75 ila 1 gram olduğunu kaydetti. Protein tozlarının mucizevi bir çözüm olmadığını, ABD'de test edilen tozların üçte ikisinin tehlikeli seviyelerde kurşun içerdiğini vurgulayarak, Avrupa Birliği'nde gıda kontrolünün daha sıkı olduğunu ekledi. 60 yaş üstü kişiler, sporcular veya hastalıktan iyileşenler için biraz daha fazla protein gerekebileceğini aktaran Emanuel, baklagiller, mercimek, yoğurt ve balık gibi tam gıdalardan alınan proteinin, takviyeler veya aşırı kırmızı et tüketiminden daha güvenli ve faydalı bir seçim olduğunu dile getirdi. Yetişkinlerin çok azının önerilen günlük lif alımını karşıladığını belirten Emanuel, lif açısından zengin bir diyetin kolon kanseri, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azalttığını kaydetti. Lif takviyelerinin tam gıdalarla aynı olmadığını, çoğunun sadece tek tip lif içerdiğini ve meyve, sebze, baklagiller ve tam tahıllarda bulunan çeşitliliği taklit etmediğini açıkladı. Süt ürünleri tüketiminin, yağ içeriğinden bağımsız olarak tip 2 diyabet riskini azalttığını ve çocuklarda daha iyi gelişmeyle ilişkili olduğunu vurgulayan Emanuel, tam yağlı süt ürünlerinin obeziteye neden olduğu inancının kanıtlarla desteklenmediğini, aksine araştırmaların tam yağlı süt ürünleri tüketen çocukların daha az yağlı versiyonları tüketenlere göre daha düşük aşırı kilo riskine sahip olduğunu gösterdiğini bildirdi.

Yıllardır yağların kilo aldırdığı söylentilerine rağmen, bazı çalışmalarda yağ alımının azaltılmasının obezite ve diyabet oranlarını artırdığını aktaran Emanuel, sağlıklı yağların vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Kuruyemişler, zeytinyağı, tam yağlı süt ürünleri ve hatta bitter çikolata gibi gıdaların, işlenmiş tahıllar ve şekerli atıştırmalıklara kıyasla daha az kilo alımıyla ilişkilendirildiğini belirtti. Özellikle sızma zeytinyağının iyi araştırıldığını ve günlük az miktarda tüketiminin bile erken ölüm riskini azalttığını vurgulayan Emanuel, asıl sorunun yağlarda değil, yüksek şekerli ve düşük lifli ultra-işlenmiş gıdalarda olduğunu açıkladı. Ek fiziksel aktivitenin sağlıksız beslenmenin sonuçlarını nötralize edebileceği inancının yanlış olduğunu dile getiren onkolog, araştırmaların, fiziksel aktivite seviyesinden bağımsız olarak insanların günlük yaklaşık aynı sayıda kalori yaktığını gösterdiğini aktardı. Egzersizin uyku, ruh hali, bilişsel yetenekler, kemik yoğunluğu ve sosyal bağları iyileştirmek için son derece önemli olduğunu ancak kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemediğini bildirdi. Sağlıklı beslenmenin, tam gıdalar, ölçülü porsiyonlar ve keyif alınan kişilerle paylaşılan yemekler gibi sağlıklı seçimlerin basit ve sürdürülebilir olduğu bir yaşam tarzı oluşturmak anlamına geldiğini vurguladı.