Hiperakuzi, çoğu insan için sıradan olan mutfak lavabosundaki su sesi veya oda içindeki sohbetler gibi seslerin, aşırı yüksek, rahatsız edici, hatta acı verici veya korkutucu hale geldiği nadir bir işitme bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Ortalama bir dinleyicinin algıladığından önemli ölçüde daha yüksek ve yoğun hissedilen bu durum, sese karşı toleransın azalması (STO) olarak da belirtilmekte, günlük, hafif gürültülerin bile rahatsızlık veya ağrıya yol açabileceği kaydedilmektedir.

Hiperakuzinin temel özelliği, seslere karşı artan hassasiyettir; hem yüksek hem de düşük sesler, ortalama bir kişiye göre daha yoğun algılanır. Bu sesler hoş olmayan, dayanılmaz derecede gürültülü, acı verici ve hatta korkutucu olabilir. Yoğunluk hafif ve rahatsız edici olabileceği gibi, daha ciddi vakalarda denge güçlüklerine veya krizlere yol açabilmektedir. Bu durum genellikle kulak çınlaması (tinnitus) ile birlikte görülse de, hiperakuzinin yalnızca tinnitus veya işitme kaybı ile ortaya çıkmadığı bildirilmiştir. Hiperakuzi zihinsel bir hastalık olmamasına rağmen, günlük yaşamı ciddi şekilde bozarak zihinsel sağlığı etkileyebilir. Seslere karşı artan hassasiyet sıklıkla sinirlilik, anksiyete ve sosyal izolasyona neden olmakta, bireyler yoğun ses uyaran riskini azaltmak için sosyal durumlardan kaçınabilmektedir. Sürekli rahatsız edici ve yüksek ses deneyimi, kişinin psikolojik durumunu kötüleştirerek yaşam kalitesini doğrudan etkilediği vurgulanmıştır.

Hiperakuzinin nedenleri tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte, uzmanlar beynin sesleri gerçekte olduğundan daha yüksek algıladığını belirtmektedir. Düşük (gök gürültüsü), orta (insan konuşması) veya yüksek (ıslık veya siren) tüm frekanslardaki sesler aşırı yoğun hissedilebilir. İşitsel sinir hasarı veya kulaktaki ses yoğunluğunu düzenleyen stapedius kasını kontrol eden yüz siniri hasarının hiperakuziye yol açabileceği aktarılmıştır. Bell paralizisi, Ramsay Hunt sendromu ve Lyme hastalığı gibi bazı durumlar bu tür sinir hasarlarını içerir. Çoğu durumda, tek bir neden yerine birden fazla faktörün birleşimi söz konusudur. Tinnitus (yüzde 86'ya kadar), Williams sendromu (yüzde 90'a kadar) ve anksiyete gibi davranış bozuklukları (neredeyse yarısı) hiperakuziye eşlik edebilir. Ayrıca ilaç reaksiyonları veya ameliyat sonrası da gelişebileceği kaydedilmiştir. Hiperakuzinin kesin sıklık verileri henüz bilinmemekle birlikte, çocuk ve ergenlerde yüzde 3,2 ila 17,1, yetişkinlerde ise yüzde 8 ila 15,2 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Hiperakuzi tanısı zorlu olabilmektedir, çünkü tüm sağlık çalışanları bu duruma tam olarak aşina değildir. Sorunu doğru bir şekilde belirlemek için genellikle kulak, burun, boğaz uzmanı ve odyolog ile görüşmek gerekmektedir. Tanı süreci genellikle anksiyete, depresyon, yüksek seslere maruz kalma veya işitme hasarı gibi risk faktörlerini içeren ayrıntılı bir tıbbi öyküyü içermektedir. Ardından, kulak zarı hareketliliğini değerlendirmek için timpanometri ve yüz siniri fonksiyonunu kontrol etmeyi içerebilecek bir kulak ve işitme sistemi muayenesi yapılmaktadır. İşitme testleri işitme aralığını belirlerken, rahatsız edici ses düzeyi (LDL) değerlendirmesi sesin hangi seviyelerde aşırı yoğun hale geldiğini göstermektedir. Bazı durumlarda, özellikle hiperakuzinin yüz siniri felci gibi yapısal bir sorundan veya Lyme hastalığı gibi sistemik bir durumdan kaynaklandığına dair şüphe varsa, görüntüleme veya laboratuvar analizleri istenebileceği belirtilmiştir.

Hiperakuzi için tek bir standart tedavi bulunmamaktadır; terapi semptomları azaltmaya ve durumun neden olduğu stresle başa çıkma stratejilerini öğrenmeye odaklanmaktadır. Nadir durumlarda, yüz siniri felciyle ilişkili hiperakuzi için cerrahi müdahale bir seçenek olabilir. Hiperakuzi için evrensel bir tedavi olmamasına rağmen, semptomlar terapi veya altta yatan nedenin çözülmesiyle genellikle hafifletilebilmektedir. Uzun vadeli etkileri hala araştırılmaktadır. Sesleri kulak tıkacı veya kulaklıklarla bastırma girişimlerinin geçici rahatlama sağlasa da durumu genellikle kötüleştirdiği vurgulanmıştır. Koruyucular çıkarıldıktan sonra sesler daha yoğun algılanabilir ve sosyal izolasyon anksiyete ile depresyon riskini artırabilir. Bu nedenle, semptomları göz ardı etmek veya uzman yardımı olmadan sorunu çözmeye çalışmak şikayetleri uzatabilir ve sese karşı duyarlılığı artırabilir. Modern terapiler, semptomları hafifletmek ve günlük ses ortamı üzerindeki kontrolü yeniden kazanmak için gerçekçi bir olanak sunduğu belirtilmiştir.