2026 yılı başlarında yasal statü kazanması beklenen gayrimenkul legalizasyonu süreci, bu durumun vatandaşlara sağlanacak bir güvence olacağı iddiasıyla, hükümetin en önemli vaatlerinden biri haline geldi. İlgili bakanlık, şu ana kadar bir milyondan fazla başvuru alındığını bildirdi.

Sayılarla ilgilenen yetkililer, 6 Şubat 2026'ya kadar gündeme gelebilecek yüz binlerce başvuru hedeflediklerini vurguladı. Bu yılın Şubat ayında, başvuru sahiplerinin "sahip olduğu yerde" olmasını sağlayacaklarını belirtti.

Ancak yetkililerin, bu yasanın gerektirdiği katılım sürelerine uymak için gerekli olarak yasal değişiklik yapmaları gerektiği iddia edildi. Yasa, gayrimenkul sahipliğinin, gayrimenkulün tapuya kaydedilmesinden sonra kazanılacağını öngörmektedir. Bu bağlamda, başvuru sahipleri ancak gayrimenkul kayıt ofisi (RGZ) tarafından kaydedildiğinde "sahibi" olabilecekler. Ancak bu durumun, Şubat ayında ya da çoğu gayrimenkul için gelecek yıl bile gerçekleşmesi beklenmiyor. Şu an için, Mekânsal Planlama Ajansı’nın bazı başvurular için kısa süreli onaylar vermesi mümkün olabilir, ancak bu onay tek başına gayrimenkulün satışını ya da ipotek kullanımı için yeterli olmayacaktır.

Ajansın, başvuru sürecini nasıl yürüteceği ise belirsizliğini koruyor. Sürecin, başvuru sahiplerinin kimlik doğrulaması yapılmadan ve geçerli belgeler eksiksiz incelenmeden yürütülmesinin yasalara aykırı olduğunu daha önce belirtmiştim. Geçerli yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde, başvuruların ancak belge kopyalarıyla desteklenmesi öngörülmektedir.

Bunun yanı sıra, Mekânsal Planlama Ajansı’nın kanunu yanlış uygulaması sonucunda, e-Devlet portalı üzerinden başvuru yapma imkânı kaçırılmıştır. Bu sayede vatandaşların kimlik doğrulamasının yapılabilirdi; ancak şu an, gereksiz sorunların ve olası sahteciliklerin önüne geçilememektedir.

Ayrıca, bilgi sisteminin kurulumundaki gecikmeler ve yanlış yönlendirmeler nedeniyle, karmaşık yapılar için birçok başvuru eksik veya yanlış bilgilerle yapılmıştır. Vatandaşlar, konut binalarının yanlış belgelerle, eksik parçalara sahip olarak, hatalı yüzölçümleri ile kaydedildiğini vurguladı. Ajansın bu kaostan nasıl kurtulacağı belirsizdir; zira RGZ’nin, başvuru belgeleri olmadan gayrimenkulleri nasıl kaydedeceği de muallaktır.

Eğer RGZ, başvuru sahiplerinin hemen ödemesi gereken harçları kaydetmeden başvuruları işleme almazsa, bu durum vatandaşlar için ek bir gereksiz maliyet anlamına gelecektir. Ancak, eğer önerilen süreçler kabul edilseydi, legalizasyon işlemleri Şubat ayında başarıyla tamamlanabilirdi. Bakanlığın elinde, sürecin iyileştirilmesi için yaptığım analizde belirttiğim öneriler mevcuttur.

Öneriler arasında, başvuru belgelerinin veriler doğrultusunda otomatik olarak değerlendirilmesi öngörülmüştü. Aksi takdirde, mülk sahiplerinin yer sahibi olmadığı durumlarda, sadece mülkiyetin kaydedilmesi gerekecektir; bu süreç, mülkiyet belgelerinin değerlendirilmesinin ardından tamamlanabilir veya iptal edilebilir.

Sonuç olarak, bu sürecin, gayrimenkullere ilişkin hangi belgelerin gerekli olduğunu belirlemek için gerekli teknik belgelerle desteklenmesi şarttır. Ancak, yetkililerin bu süreci nasıl yönetecekleri ve gerekli belgelerin ne olacağı konusunda hala net bir açıklama yapılmış değil.