Melbourne Üniversitesi'nden araştırmacılar Dr. Kejd Paterson ve Dr. Rana Hinman, 24 Şubat'ta "Annals of Internal Medicine" dergisinde yayımlanan yeni bir klinik çalışma ile kalça ve diz osteoartriti olan kişilerde ayakkabı seçiminin ağrı üzerindeki etkilerini inceledi. Uzun süredir stabil ve destekleyici ayakkabıların en iyi seçim olduğu düşünülmesine karşın, çalışmalar daha fazla desteğin her zaman daha az ağrıya yol açmadığını ortaya koydu.

Ayakkabı seçiminin osteoartrit semptomları üzerinde ölçülebilir bir etkisi olduğu ve bu hastalığa sahip kişilere ağrıyı azaltmak için rutin olarak "uygun ayakkabı" giymelerinin tavsiye edildiği belirtildi. Ancak, "uygun ayakkabı" kavramının çoğu zaman yeterince kesin olmadığı ifade edildi. Topuklulardan tamamen vazgeçilmesi mi, yoksa spor ayakkabıların sert ayakkabılara göre daha mı iyi bir seçenek olduğu ve ortopedik tabanlıkların rolü gibi soruların yanıtları, "Annals of Internal Medicine" dergisinde 24 Şubat'ta yayımlanan en son klinik araştırma da dahil olmak üzere çeşitli çalışmaların sonuçlarıyla geldi. Bulgular, genel tavsiyelerin aksine, "daha stabil" ve daha sert ayakkabıların osteoartrit hastaları için her zaman en iyi seçenek olmadığını vurguladı. Osteoartritin kemikleri, kıkırdağı, bağları ve kasları içeren eklem dokularını etkileyen bir durum olduğu aktarıldı. Karakteristik olarak eklem kıkırdağının kademeli olarak bozulması, kemik değişiklikleri ve düşük yoğunluklu enflamatuar süreçlerle ilerlediği belirtildi. Melbourne Üniversitesi'nden kas-iskelet sağlığı doçenti ve en son araştırmanın başyazarı Dr. Kejd Paterson, "Yaşlılarda ve aşırı kilolu kişilerde daha sık görülen osteoartrit, eklem ağrısına ve sertliğine neden olur, hatta engelliliğe yol açabilir" açıklamasında bulundu. En sık kalça ve dizleri etkileyen bu durumun, vücut stabilitesi ve hareket için kritik öneme sahip eklemleri etkileyerek yürüme yeteneğini ve günlük aktiviteleri doğrudan etkilediği ifade edildi. Melbourne Üniversitesi'nden fizyoterapi profesörü ve araştırmanın yazarlarından Dr. Rana Hinman, "Osteoartritin kesin bir tedavisi olmadığı için, semptom yönetimi tedavide merkezi bir rol oynar. Bu, doğru türde ayakkabı giymeyi de içerir" kaydetti. Uzmanlar, osteoartritin çok faktörlü bir hastalık olduğunu, ancak yürüme sırasında eklem içindeki aşırı basıncın hastalığın başlangıcı ve ilerlemesinde önemli bir rol oynadığını düşündüğünü belirtti. Dr. Paterson, "Ayakkabı, vücut ile zemin arasındaki doğrudan bağlantıyı sağlar ve alt ekstremite boyunca basıncın nasıl iletildiğini önemli ölçüde etkiler" vurguladı. Bazı ayakkabı özelliklerinin, örneğin topuk yüksekliğinin özellikle önemli olduğu bildirildi. Dr. Paterson, "Daha yüksek topuklu ayakkabılar diz eklemindeki yükü artırır. Örneğin, altı santimetrelik bir topuk, çıplak ayakla yürümeye kıyasla diz yükünü ortalama yüzde 23 artırır" bilgisini aktardı. Birçok ayakkabının ayak kemeri desteği, güçlendirilmiş topuklar veya daha sert taban malzemeleri gibi ek destekleyici özelliklere sahip olduğu belirtildi. Geleneksel olarak, bu tür stabil ve destekleyici ayakkabıların, hareket kontrolünün artmasının daha az eklem yüklenmesi anlamına geldiği varsayıldığı için osteoartrit hastalarına daha iyi koruma sağladığı düşünülmüştü. Dr. Hinman, "Biyomekanik araştırmalar, sert taban, güçlendirilmiş topuk veya güçlü hareket kontrolü gibi belirgin destekleyici özelliklere sahip ayakkabıların, daha basit, esnek modellere kıyasla diz eklemi üzerindeki kuvveti yüzde 15'e kadar artırabildiğini gösteriyor" açıklamasında bulundu ve ekledi: "Benzer şekilde, ayak kemerini destekleyen tabanlıklar, ayakkabılara yerleştirildiğinde diz yükünü yaklaşık yüzde 6 daha artırabilir." Bu veriler ilk bakışta mantıklı bir soruyu akla getiriyor: babet gibi stabilizasyon elemanları olmayan daha düz, esnek ayakkabılar, diz ve kalça osteoartriti olan kişiler için daha iyi bir seçenek mi? Dr. Hinman, "Cevap tek değil. Biyomekanik yük ölçümleri bulmacanın sadece bir parçasıdır. Klinik sonuç, özellikle ağrının şiddeti de aynı derecede önemlidir" değerlendirmesini aktardı. Melbourne Üniversitesi'nden bilim insanlarının 2017 yılında "Osteoarthritis and Cartilage" dergisinde yayımlanan biyomekanik araştırması, düz, esnek ayakkabıların stabil ve destekleyici modellere kıyasla diz üzerindeki basıncı ortalama yüzde 9 azalttığını gösterdi. Bu verilere dayanarak, daha basit, esnek ayakkabıların osteoartrit hastaları için daha iyi bir seçenek olduğu varsayılabilir. Ancak, biyomekanik her zaman klinik sonucu yansıtmayabilir. Bu nedenle, ana semptom olarak ağrıya odaklanan iki klinik çalışma yürütüldü. Dr. Paterson, "Yeni klinik çalışmamız, kalça osteoartriti olan 120 kişiyi kapsadı. Katılımcılar rastgele olarak düz, esnek ayakkabılar (babetler ve diğer esnek modeller dahil) veya stabil, destekleyici ayakkabılar (yapılandırılmış koşu ayakkabıları gibi) giymek üzere ayrıldı. Ayakkabılar altı ay boyunca günde en az altı saat giyildi ve ardından yürüme sırasında kalça ağrısındaki değişim değerlendirildi" bilgisini paylaştı. Sonuçlar, düz, esnek ayakkabıların stabil, destekleyici ayakkabılara kıyasla kalça ağrısını azaltmada üstün olmadığını gösterdiğini belirtti. Dr. Hinman, "Bu bulgular, 2021 yılındaki, diz osteoartriti olan 164 kişiyi kapsayan klinik çalışmamızın sonuçlarından farklılık gösteriyor. O çalışmada, altı ay boyunca stabil, destekleyici ayakkabı giyilmesi, yürüme sırasında diz ağrısında düz, esnek ayakkabılara kıyasla ortalama yüzde 63 daha fazla azalmaya yol açmıştı" ifadesini kullandı. Bilim insanları, diz ve kalça sonuçlarının neden farklılaştığını tam olarak anlamadıklarını bildirdi. Dr. Paterson, "Olası açıklamalardan biri, diz eklemindeki, özellikle diz osteoartritinde basıncın kalçadakinden daha yüksek olmasıdır. Bu, stabil, destekleyici ayakkabıların dizin mekanik yükünü ve dolayısıyla ağrının azalmasını etkileme potansiyelinin daha yüksek olabileceği anlamına gelebilir" görüşünü aktardı. Her iki çalışmada da, düz, esnek ayakkabı giyen katılımcıların ayak ağrısı gibi yan etkileri daha sık bildirmesi dikkat çekici bulundu. Dr. Hinman, "Bu durum, bu tür modellerin daha az mekanik koruma ve daha zayıf yük emilimi sağladığı anlamına gelebilir" yorumunda bulundu.

Tüm araştırmaların ışığında, Dr. Paterson ve Dr. Hinman şu tavsiyelerde bulundu: Kalça veya diz osteoartriti endişesi taşıyan kişilerin, bir aile hekimi veya podiatr ya da fizyoterapist gibi bir uzmanla konuşmalarının en iyisi olduğu belirtildi. Dr. Paterson ve Dr. Hinman, "Uygun ayakkabının yanı sıra, egzersiz, kilo kontrolü, doğru beslenme ve gerektiğinde ağrı kesiciler gibi cerrahi olmayan yaklaşımlar da semptomları azaltmada ve eklem fonksiyonunu korumada önemli ölçüde yardımcı olabilir" hatırlatmasında bulundu.