Tarihin en etkili sanatçılarından biri olarak kabul edilen Leonardo da Vinci'nin ölümünden önceki son sözleri, yüzyıllardır insanlığı meraklandırmaktadır. Ünlü Mona Lisa'nın ressamı olan Da Vinci'nin, hayatından duyduğu derin pişmanlığı dile getirdiği söylenen bu sözler, bilim insanlarını ve tarihçileri hala meşgul etmektedir. Hidrolik üzerine çalışmalar yapan, çeşitli mekanik cihazlar tasarlayan Da Vinci, günümüzde modern helikopterin öncüsü olarak görülen bir hava aracı bile çizmiştir. Ancak, ardında bıraktığı devasa etkiye rağmen, Leonardo'nun son anlarına dair bir hikaye yüzyıllardır insanları meraklandırmıştır. Bilinen bir efsaneye göre, onun son sözleri kendi hayatına dair pişmanlık ve hayal kırıklığıyla doluydu. Ölümünden önce, iddiaya göre 'Tanrı'yı ve insanlığı gücendirdim, çünkü işim sahip olması gereken kaliteye ulaşmadı' demiştir. Bu cümle, en büyük sanatçıların ve dehaların bile mükemmeliyetçilik, güvensizlik ve hiçbir zaman yeterince yapmadıkları hissiyle esir alınabileceğinin bir kanıtı olarak sıkça aktarılmaktadır. Ancak, Leonardo'nun bu sözleri gerçekten söyleyip söylemediği büyük bir soru işareti olarak kalmaktadır. Onun son sözlerine dair tüm hikaye, ölümüne hiç tanık olmayan bir adam tarafından yazılan bir biyografiye dayanmaktadır. İddia edilen bu alıntı, İtalyan yazar ve sanatçı Giorgio Vasari'nin 1568 yılında yayımladığı 'En Ünlü Ressamların, Heykeltıraşların ve Mimarların Hayatları' adlı eserinden gelmektedir. Vasari, kendi olay versiyonunda, Leonardo'nun ömrünün sonlarına doğru Katolik inancına yöneldiğini ve kilise sakramentlerini aldığını belirtmiştir. Bir çeviride Vasari, Fransa Kralı I. François'in Leonardo'yu sık sık ziyaret ettiğini, sanatçının ise krala duyduğu saygıdan ötürü yatağında doğrulup hastalığı hakkında konuştuğunu ve 'Sanatını olması gerektiği gibi yapmadığı için Tanrı'yı ve insanları gücendirdiğini' itiraf ettiğini kaydetmiştir. İşte bu kayıt, günümüzde internet ve sosyal medyada sıkça yayılan Leonardo'nun trajik son sözleri hikayesinin temelini oluşturmuştur. Ancak, Vasari'nin anlatımındaki birçok detay ciddi şüpheler uyandırmaktadır. 20. yüzyılın başlarında metni İtalyancadan çeviren Herbert Horn, Leonardo'nun Kral I. François'in sarayından yaklaşık 140 kilometre uzaklıkta bir yerde öldüğünü belirtmiştir. Ayrıca, Leonardo'nun vasiyetinin uygulayıcısı Francesco Melzi, ailesine onun ölümü hakkında bir mektup göndermiş, ancak mektupta kralın varlığından söz etmemiştir. Kral I. François'in kendi günlükleri de ölüm anında Leonardo'nun yanında olduğunu kaydetmemektedir. Vasari'nin Leonardo'nun yaşını yanlış belirtmesi de ek bir şüphe kaynağıdır; sanatçının 75 yaşında öldüğünü iddia etse de, aslında 67 yaşındaydı. Bazı tarihçiler, Vasari'nin çok dindar bir adam olarak yazdığı sanatçıların hayatındaki dini yönleri abartmış olabileceğini belirtmiştir. Tarihçi Michael White, 'Leonardo: İlk Bilim İnsanı' adlı kitabında, Vasari'nin anlatımının çok ciddiye alınmaması gerektiğini ve Leonardo'nun ölümünden önce geleneksel dinde teselli bulduğuna dair gerçek bir kanıt olmadığını aktarmıştır. Son sözleri muhtemelen hiçbir zaman tam olarak açıklığa kavuşamayacak olsa da, Leonardo'nun hayatı boyunca sık sık kendinden şüphe duyduğu bilinmektedir. Aşırı derecede öz eleştirel olan Da Vinci, işleri erteleme alışkanlığıyla mücadele etmiş ve çok sayıda projeyi yarım bırakmıştır. New Yorker dergisinin aktardığına göre, bir keresinde günlüğüne 'Bana söyleyin, hiç bir şeyi bitirdim mi?' diye yazmıştır. Bu nedenle birçok kişi, son anlarında gerçekten belirli bir pişmanlık veya kendi işinden memnuniyetsizlik hissetmiş olmasının imkansız olmadığını belirtmektedir. Ünlü cümleyi söyleyip söylemediğine bakılmaksızın, onun içsel güvensizliği, tarihin en büyük zihinlerinin bile başkalarının asla görmediği kendi iç savaşlarını verdiğinin bir hatırlatıcısı olarak kalmıştır.