Kalp atışı ve nabız, günlük dilde sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da, tıbbi olarak farklı fizyolojik süreçleri ifade eden kavramlardır. Klivlend Kliniği'nde kalp ritmi bozuklukları uzmanı Dr. Ayman Hussein, bu iki değerin genellikle eşleştiğini ancak özellikle bazı kalp rahatsızlıklarında nabzın her kalp atışını tam olarak takip etmeyebileceğini bildirdi. Bu durumlarda, vücudun sadece tıbbi ölçümlerle anlaşılan "görünmez bir ritim" oluşturduğu kaydedildi.

Kalbin, vücuda kan pompalayan yorulmak bilmez bir pompa gibi işlev gördüğü ve her kasılmanın bir kalp atışı oluşturduğu belirtildi. Nabzın ise atardamarlar boyunca ilerleyen bir kan dalgası olduğu ve bilek, boyun veya kasık gibi noktalarda hissedilebileceği aktarıldı. Dr. Hussein, "Nabız ve kalp atış hızı, 'dakika başına atım' (bpm) olarak ifade edilseler de, ölçtükleri süreçler açısından aynı değildirler," açıklamasını yaptı. Dr. Hussein, nabzın her kalp atışına yanıt olarak atardamarların genişleme ve daralma sayısını temsil ettiğini vurguladı. Kalbin güçlü bir pompa gibi her atışta kanı ana atardamar olan aortaya ve oradan vücuda ittiğini, atardamarların kan akışına uyum sağlamak için geçici olarak genişleyip daraldığını kaydetti. Teknik olarak nabız kontrolünde doğrudan kalbin kasılması değil, kanın atardamarlardan geçerken oluşturduğu hafif genişlemelerin hissedildiği de aktarıldı.

Dr. Hussein, normal şartlarda nabız ve kalp atış hızının çoğunlukla eşleşmesi gerektiğini, çünkü her kalp kasılmasının genellikle nabız oluşturacak kadar güçlü bir kan atımı sağladığını belirtti. "Örneğin, nabız dakikada 70 ise, bu genellikle kalbin dakikada 70 kez attığı anlamına gelir," ifadesini kullandı. Ancak, kalbin yeterince güçlü bir basınçla kan pompalayamadığı durumlarda nabzın kaydedilemeyebileceği, bu nedenle atım sayısı ile nabzın çakışmadığı durumlar olabileceği aktarıldı. Bu tür durumların bazı kalp rahatsızlıklarında ortaya çıkabileceği, bu durumda nabzın gerçek kalp atış hızından daha düşük seyredebileceği ve genellikle her iki sayıyı izleyen bir cihaz olmadan fark edilemeyebileceği bildirildi.

Dr. Hussein, hastaların bazen akıllı saatlerindeki nabız değerlerini (örneğin dakikada 30 atım) endişeyle görüp kalplerinin yavaş çalıştığını düşündüklerini, ancak aslında kalbin normal attığını, sadece ek atışların cihaz tarafından tespit edilemeyecek kadar zayıf nabız oluşturduğunu belirtti. En doğru nabız ve kalp atış hızı tespiti için bir doktor tarafından muayenenin ve elektrokardiyogram (EKG) gibi basit testlerin yapılması gerektiği vurgulandı. Evde daha sık ölçüm yapmak için çeşitli cihazların mevcut olduğu, ancak bazı cihazların doğrudan kalp atış hızını, bazılarının ise nabzı ölçüp bunu kalp atış hızı olarak gösterdiğine dikkat çekildi. Bu durumun kafa karıştırıcı olabileceği ve cihazın neyi ölçtüğünü bilmenin önem taşıdığı kaydedildi. Dr. Hussein, bilekteki radyal nabzın geleneksel yöntemle üç parmak kullanılarak 15 saniye boyunca sayılabileceği ve ardından sonucun dört ile çarpılabileceği bilgisini paylaştı.

Son olarak Dr. Ayman Hussein, "Bilgi sahibi olmak iyi olsa da, cihazlardan alınan sayıların doktorla yapılan görüşmenin yerini tutamayacağını unutmamak önemlidir," diyerek uzman tavsiyesinin kritik rolünü vurguladı. Gadget'lar ve akıllı saatlerin pratik bilgiler sunduğu, ancak sınırlamalara sahip olduğu ve bazen faydadan çok stres yaratabileceği de aktarıldı.