O Jugoslaviji se ve bugün hala konuşuluyor, tamamen farklı perspektiflerden. Kimi onu güvenli ve huzurlu bir ülke olarak hatırlıyor, kimileri ise yüzyıllardır birbirinden farklı halkların zorla bir araya getirildiği bir yapı olarak görüyor.
Ancak bu devletin sınırları, belirli tarihsel yorumlara ve o dönemin politik fikirlerine göre oldukça farklı olabilirdi.
Tarihçi Sabrina Ramet, 2015 yılında daha geniş ve bütüncül bir Jugoslaviya fikrinin var olduğunu belirtti. Bu düşünceye göre, bu devlet bugünkü Jugoslavya sınırlarının ötesine de yayılabilirdi.
Bu planlarda Yunanistan, Trakya, Arnavutluk ve Bulgaristan, ayrıca Avusturya'nın Koruška bölgesi ve İtalya'nın Friuli-Venezia Giulia bölgesi de yer alıyordu.
Ancak bu tür coğrafi düşünceler Tito ile sosyalist Jugoslaviya dönemine kadar sınırlı değildi. 1918 yılında kurulan Krallik Srpska, Hırvatlar ve Slovenler'in kuruluşundan önce bile Yugoslav iredentizmi taraftarları hem monarşistler hem de cumhuriyetçiler arasında vardı.
Sabrina Ramet ayrıca politikacı Svetozar Pribićević'in "Soča'dan Selanik'e kadar" Jugoslaviya'nın yayılmasını savunduğunu anlattı.
Özellikle bugünkü bakış açısından, Bulgaristan ve Arnavutluk'un da bu genişletilmiş devlete dahil edilmesi fikri oldukça sıra dışıdır.
Ancak bu fikir de tamamen siyasi desteksiz değildi.
Bugün Zveno adlı Bulgar politik hareketi, Bulgaristan'ın Güney Slavlar'dan oluşan ortak bir devlet ile bağlanmasını savunuyordu. Zveno, 1934 yılında Bulgaristan'daki devrim girişiminde yer aldı ve Fransa ile yakınlaşma ve Bulgaristan'ın Yugoslavya'ya katılmasını destekledi.
İkinci Dünya Savaşı sırasında hatta İngiliz hükümeti de daha büyük bir Yugoslavya kurmayı savundu, çünkü Bulgaristan'ın Askeri Blok'a katılması endişesi vardı.
Sınırlar konusundaki ihtiraslar II. Dünya Savaşı'nın sonunda da sona ermedi. Tito savaş sonrası Trst ve Koruška'ya yönelik Yugoslav taleplerini vurguladı, bu da Avusturya'nın Koruška bölgesini de içeriyordu.
"Koruška'yı kurtardık ama uluslararası koşullar bize geçici olarak bırakmamızı gerektirdi. Koruška bizimdir ve onun için savaşacağız," Tito, kaynaklara göre söylüyordu.
O dönemde Yugoslavya'nın sınırları, II. Dünya Savaşı sonrası oluşan genişlemiş siyasi ilişkilerle yakından bağlantılıydı.
En dikkat çekici fikirlerden biri Bulgaristan ile ilgiliydi.
Özellikle, Josip Broz Tito ve Bulgar Komünist lideri Georgi Dimitrov arasındaki anlaşma olan Bled Anlaşması, Yugoslavya ve Bulgaristan'ın yakınlaşmasını amaçlıyordu. Farklı Balkan topluluğu projelerinde, Bulgaristan'ın Yugoslavya'ya katılma olasılığı da ortaya çıktı.
Eğer bu politik fikirler gerçekleşmiş olsaydı, Balkanlar bugün çok farklı görünürdü.
Yugoslavya'nın dağılmasından sonra, genişletilmiş bir SFRJ'nin nasıl görünebileceğini gösteren bir harita ortaya çıktı. Farklı ideolojiler Tito ve dönemin politik projelerine atfedildi.
Bir versiyonda Arnavutluk, Romanya'nın bazı bölgeleri ve Yunanistan (Selanik dahil) yer alıyordu. Diğer versiyon ise Tito ve Dimitrov arasındaki yakınlaşmanın Bulgaristan'ın Yugoslavya ile birleşmesini sağladığını varsayıyordu.
Bu haritanın yazarı, komünist devriminin kısmen başarılı olduğu alternatif tarih senaryosu da sunuyor. Bu senaryoya göre, Yunanistan'ın bazı bölgeleri ayrılıp Yugoslavya'ya katıldı.
Benzer bir senaryo Vlaş, yani eski Prenslik ve şimdiki Romanya tarihi bölgesi için de uygulanmıştı.
Eğer bu gerçekleşmiş olsaydı, ortaya çıkan devlet çok büyük bir alana yayılabilirdi.
Bu hipotetik haritanın gösterdiğine göre, böyle bir Yugoslavya Celovec (Klagenfurt) ile İstanbul arasında uzanabilirdi.
Bu, gerçekten var olan Yugoslavya'dan tamamen farklı bir ülke olurdu, sadece büyüklüğü ve nüfusu değil, aynı zamanda Avrupa'daki potansiyel politik önemi de farklı olurdu.
Ancak bu tür haritalar, farklı tarihsel hedefleri, politik projeleri ve alternatif senaryoları göstermek için kullanılır; Tito'nun tüm bu bölgelerin Yugoslavya'nın parçası olması gerektiğini belirleyen kesin bir plan olduğunu kanıtlamak amacıyla değil.