Jakutya, Sibirya'nın kuzeydoğusunda yer alan ve dünyanın en soğuk yerleşim yerlerinden biri olarak bilinen bölgede, sıcaklıklar -71 dereceye kadar düşebiliyor. Bölgede yüz binlerce kişi, bu aşırı koşullara uyum sağlayarak yaşamını sürdürüyor.
Jakutya'daki yerleşimler, sert iklim koşullarına dayanacak şekilde tasarlanmış durumda. Evler sağlam ahşaptan inşa ediliyor ve kalın yalıtım malzemesiyle kaplanıyor. Hanelerin büyük bölümü, uzun ve soğuk kış boyunca sıcaklığı korumak için odun sobalarına bağımlı. Donmuş yüzeylerle teması önlemek amacıyla ısıtmalı tuvaletler kullanılması, bölgedeki yaşamın ne denli pratik çözümlere dayandığını gösteriyor.
Kış koşulları günlük hareket biçimini de belirliyor. Uzun süre hareketsiz kalındığında ayakkabıların zemine yapışma riski bulunduğundan, halk sürekli hareket halinde olmak zorunda. Rüzgârın etkisiyle yüzlerde derin çatlaklar oluşuyor.
Buna karşın kış, yalnızca bir zorluk değil, kültürel kimliğin de parçası. Bölge sakinleri buz hokeyi, kayak ve kızak gibi kış sporlarıyla fiziksel ve zihinsel sağlıklarını koruyor.
Tarım, kısa süren yaz aylarına sıkıştırılmış durumda. Yerli halk sebze yetiştiriyor, hayvancılık yapıyor, balıkçılıkla uğraşıyor, orman meyveleri topluyor ve ren geyiği besliyor. Ren geyikleri bölge ekonomisi için hayati önemde; eti, derisi ve boynuzları gıda, el sanatları ve sanayide kullanılıyor.
Ancak yaşam kolay değil. Köylerde sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim sınırlı; temel tıbbi yardıma ulaşmak için uzun mesafeler kat etmek gerekiyor. Halk, dayanışma ve karşılıklı destekle bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyor.
Avrupa iklim değişikliği izleme servisi Copernicus'un verilerine göre Haziran 2020, küresel ölçekte kaydedilen en sıcak haziran ayı oldu ve Sibirya'da olağanüstü sıcaklıklar ile orman yangınları yaşandı. Sibirya'da doğumların büyük bölümünün mart ve nisan aylarında gerçekleşmesi, en sıcak aylar olan haziran ve temmuzda gebelik oranlarının arttığına işaret ediyor.
Jakutya halkı, deri işleme, geleneksel giysi üretimi ve yöresel yemek hazırlama gibi el sanatlarını kuşaktan kuşağa aktararak kültürel mirasını koruyor.