Haftalarca yemeksiz ve günlerce susuz hayatta kalınabilirken, modern çağın paradoksu çoğu insanın akciğerlerinin tam kapasitesini kullanarak beş dakika bile yaşamayı becerememesidir. Sırbistan kaynaklı haberlere göre, her on yetişkinden birinin, farkında olmadan "işlevsel olmayan nefes alma" bozukluğundan muzdarip olduğu bildirilmektedir. Bu temel yaşam sürecinin ritimden çıktığında ne olduğu, stres veya kötü kondisyon gibi nedenlere atfedilen semptomların kronik bir sorun haline gelmeden nasıl tanınabileceği merak konusu. İşlevsel olmayan nefes alma, en basit ifadeyle, düzensiz bir nefes alma modelidir. Bu durum, nefes almanın zorlaşması ve hatta korkutucu bir deneyim olarak tarif edilebilir. Çocuk alerji ve immünoloji uzmanı Dr. Zachary Rubin, birçok kişinin kan oksijen seviyeleri tamamen normal olmasına rağmen tam nefes alamadıklarını hissettiğini belirtti. Dikkat edilmesi gereken semptomlar arasında baş dönmesi, uzuvlarda karıncalanma, göğüste rahatsızlık ve nefes darlığı olduğu kaydedildi. Dr. Rubin, işlevsel olmayan nefes almanın, kronik stres, astım, reflü veya hastalık sonrası uzun süreli etkiler gibi çeşitli sorunlardan kaynaklanabilen bir model olduğunu vurguladı. Standart akciğer fonksiyon testlerinin genellikle normal çıkması nedeniyle tanının konulmasının zor olabileceğini de aktardı. Florida'dan girişimsel akciğer uzmanı Dr. Michael Marsh, bunun her zaman belirli bir sağlık sorunuyla ilgili olmadığını, çoğu zaman öğrenilmiş kötü bir nefes alma alışkanlığı olduğunu açıkladı. En yaygın nedenler arasında astım (yüzde 25), alerjiler, soğuk algınlığı, grip ve özellikle COVID-19 sonrası otonom sinir sistemi disfonksiyonu ile kronik stres gösterildi. Dr. Marsh, stresin bilinçaltında nefes alma modellerini değiştirerek kronik aşırı nefes almaya veya üst göğüsle sığ nefes almaya yol açabileceğini belirtti. Egzersize bağlı laringeal obstrüksiyon (EILO) olarak bilinen ses telleri disfonksiyonu da hiperventilasyon, boğazda sıkışma ve inspirasyon sırasında ıslık sesi (stridor) gibi semptomlara neden olduğu kaydedildi. Bu durum için kulak burun boğaz uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı veya alerji uzmanına danışılması gerektiği vurgulandı. Düzensiz nefes alma sadece estetik veya öznel bir sorun değil, aynı zamanda vücuttaki yaşamsal fonksiyonları düzenleyen gaz alışverişini doğrudan bozmaktadır. Dr. Rubin, çok hızlı veya sığ nefes alındığında karbondioksit seviyesinin normalin altına düşebileceğini ve bunun baş dönmesi, uzuvlarda karıncalanma, göğüste rahatsızlık ve paradoksal olarak daha da fazla nefes darlığına yol açabileceğini açıkladı. Tamamen nefes verilmediğinde akciğerlerin "şişkin" kalacağını ve bu durumun bir sonraki nefes almayı engelleyen bir sıkışma hissi yarattığını da aktardı. Dr. Marsh, ince işaretlere dikkat etmenin yeterli olduğunu, iç çekme sıklığının takip edilmesi, göğüs hareketlerinin diyafram çalışmasına baskın gelip gelmediğinin kontrol edilmesi ve iyi tıbbi bulgulara rağmen orantısız yorgunluk hissinin gözlemlenmesi gerektiğini vurguladı. Evde hızlı kontrol için üç adımlı basit bir test önerildi: burundan nefes alın, nefesinizi 5-7 saniye tutun, yavaşça ağızdan nefes verin ve bu döngüyü birkaç kez tekrarlayın. Test sonuçlarına göre nefes alma alışkanlıklarının değerlendirilebileceği belirtildi. Dr. Rubin, sağlıklı bir alışkanlık oluşturmak için yavaş ve derin nefes almaya odaklanma, diyafram nefesini kullanma, burundan nefes alıp verme ve bilinçli pratik yapma stratejilerini önerdi. Bağımsız nefes egzersizlerinin yardımcı olduğu durumlarda bir göğüs hastalıkları uzmanı veya solunum terapisti gibi bir uzmana danışılması gerektiği kaydedildi. Nefes alma alışkanlıklarını düzeltmek için anında bir çözüm olmadığı vurgulandı. Dr. Rubin, birçok kişinin birkaç hafta içinde daha iyi hissetmeye başladığını ancak gerçek bir değişim için genellikle dört ila sekiz haftanın gerekli olduğunu aktardı. Kronik stres veya virüs sonrası değişikliklerle ilgili semptomlarda iyileşme sürecinin birkaç ay sürebileceği de belirtildi. Tutarlılığın anahtar olduğu ve vücudun eski alışkanlığı bırakıp yenisini günlük tekrarlarla benimsemesi gerektiği vurgulandı. Dr. Rubin, vücudun bu nefes alma alışkanlığını öğrendiğini, bu yüzden onu değiştirebileceğini ancak her alışkanlıkta olduğu gibi tekrara ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.