DragiÅ¡a MijaÄiÄ, Ulusal Konvansiyonun 35. Bölüm Başkanı ile yaptığı röportajda, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in reke Ibar'ın akışını değiştirme ve bu konuda bir çalışma grubu oluşturma planı hakkında konuştu.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in reke Ibar'ın akışının değiştirilmesi ve bu konuda bir çalışma grubunun kurulması planı ne amaçla?
Reke Ibar'ın üst kısmındaki akışını düzenleme fikri Sırbistan stratejik planlarında uzun zamandır yer almaktadır. Bu sadece rekenin akışını değiştirmekle ilgili değil, aynı zamanda RibariÄa bölgesinde bir hidroelektrik santrali inşa etmeyle de ilgilidir. İklim değişikliği nedeniyle bu bölgede Ibar nehri sık sık kurumuştur ve yakın gelecekte tekrarlanma olasılığı yüksektir. Bu nedenle, hem sosyal-ekonomik kalkınmayı hem de biyoçeşitliliğin korunmasını sağlayacak bir akış düzenleme sistemi gereklidir. Öte yandan, reke Ibar'ın akışını değiştirmek, Sırbistan için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerindeki siyasi, ekonomik ve sosyal koşulları etkileme aracıdır. Vučić bu argümanı daha önce kullanmamıştı ancak Gazivode Gölü'nde evlerin yıkılmasıyla retorikası değişti. Bu ifadeyle Vučić, Sırbistan-Kosova ilişkilerinde yeni bir dinamik yarattı ve gelecek yıllarda kamu tartışmaları, stratejiler ve planlar konusu olacak. Bu durum kesinlikle yaklaşan seçimlere de yansıyacak olsa da, seçim kampanyasının sonunda ortadan kalkmayacaktır.
NATO'nun KFOR'un Ibarski Köprüsü'nden çekilme kararını ve güvenlik durumunun iyileşmesi argümanını nasıl yorumluyorsunuz? Bu kararın sonuçları nelerdir?
NATO uzun zamandır KFOR misyonunda personel sayısının azaltılmasını duyurmuştur, bu nedenle Ibarski Köprüsü veya DeÄani Manastırı'na yakın varlığının yeniden değerlendirilmesi bekleniyordu. Bu amaçla güvenlik durumunun iyileşmesi argümanı kullanılmış olsa da, bu değerlendirmenin detayları kamuoyuna açıklanmamıştır. KFOR komutanı ve NATO temsilcileri ile Belgrad yetkilileri arasında yoğun iletişim olduğu göz önüne alındığında, Beograd'ın böyle bir eylem hakkında önceden bilgilendirilmemiş olması zor görünmektedir.
KFOR, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Sırp topluluğunu Kosovos polisi tarafından gelen baskılardan korumak için hiçbir şey yapmadı. Bu nedenle, KFOR köprüden çekilse bile veya mevcut varlığını korursa sonuçlar aynı kalacaktır.
AB'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Banja saldırısı sorumlularının yakalanması ve yargılanması talebi tekrar ortaya çıkmış durumda. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
EU, Banja saldırısı sorumlularının yargılanmasını talep eden bir rapor yayınlıyor. Avrupa Komisyonu her sonbaharda bu raporu yayınlıyor. Bu nedenle, AB yetkilileri, özellikle de AB'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Sırbistan arasındaki diyalog için özel temsilcisi olan Sorenssen gibi, Beograd yönetimini bu olayla ilgili sorumlulukları yerine getirmeye hatırlatmak zorundadır.
Beograd'a gelen farklı mesajlar - büyüme planı fonlarının dondurulması tehdidi ve MrdiÄevi kanunlarında kozmetik değişikliklerin övgüsü - nasıl yorumlanabilir?
AB, karmaşık bir siyasi kuruluş sistemini temsil ediyor. Bazıları bu karmaşıklıktan keyif alırken, diğerleri bu sessizliği rahatsız edici buluyor. Sorun, bu sistemdeki her bir sesi tüm kompozisyon olarak algılama ve tek bir ifadeyi veya cevabı AB'nin son politik tavrı olarak yorumlamaya çalışmaktır. Bu durum Sırbistan'da hem siyasi aktörler arasında hem de analistler ve gazeteciler arasında sıklıkla görülür.
Büyüme Planı, Reform Ajandası'ndaki yükümlülüklerle bağlantılı finansal bir araçtır. Yani, reformlar gerçekleştirildikten sonra fonlar çekilebilir. Eğer reformlar belirtilen zaman içinde yapılmazsa, ülke planın parçasından kaynakları kaybedebilir ve bu kaynaklar diğer kullanıcılara dağıtılabilir. Sırbistan Reform Ajandası'ndaki yükümlülükleri yerine getirmekte gecikmektedir ve bu nedenle Büyüme Planı'ndan fon çekme imkanına sahip değildir.
MrdiÄevi kanunları konusunda Avrupa Komisyonu, Venesiyans Komisyonunun önerilerini göz önünde bulundurarak bunların değiştirilmesini talep etmiştir. Bu değişiklikler yapıldığında, Avrupa Komisyonu protokollerle övgüde bulunmuştur. Ancak, Sırbistan'ın AB üyeliği sürecine olan pratik etkisi oldukça sınırlı kaldı, bu durum 3. Bölümün açılışının tekrar engellenmesiyle de görüldü<h1></h1>