Sırbistan medyasında yer alan haberlere göre, uzmanlar kronik yorgunluğun yalnızca uyku eksikliğiyle ilgili olmayabileceğini, aksine ciddi bir sağlık sorununun, özellikle de işitme kaybının erken bir belirtisi olabileceğini bildirdi. N1info.rs tarafından aktarılan bilgilere göre, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen işitme kaybı genellikle yıllarca teşhis edilemeden kalmakta, bu durum bireylerin özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Araştırmalara göre, yalnızca Birleşik Krallık'ta yaklaşık 18 milyon kişi çeşitli derecelerde işitme kaybından etkilenmektedir. Bu kişilerin çoğu, yardım aramadan önce ortalama dört yıl beklemekte; her altı kişiden biri ise kronik yorgunluk gibi erken uyarı işaretlerini göz ardı ederek on yıldan fazla bir süre teşhis gecikmesi yaşamaktadır. Tedavi edilmemiş işitme kaybı olan bireylerin, iyi işitenlere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek düzeyde yorgunluk hissettiği belirtilmektedir. Bu durum "dinleme yorgunluğu" olarak adlandırılmakta olup, birçok kişi bu yorgunluğun nedenini işitme sorunları yerine yanlışlıkla uyku eksikliğine bağlamaktadır. Odyolog Uzmanı Kaylie Waters, işitme kaybı yaşayan bir kişinin beyninin ses boşluklarını doldurmak için çok daha fazla çaba sarf etmek zorunda kaldığını, bunun da son derece yorucu olabileceğini açıkladı. Waters, "Birçok insan sadece yorgun veya dalgın olduğunu düşünürken, gerçekte beyinleri sohbetleri takip etmek için sürekli çaba harcamaktadır" ifadelerini kullandı. Bu çaba özellikle sosyal ortamlarda, işte veya telefon görüşmeleri sırasında, arka plan gürültüsü veya belirsiz konuşmanın dinlemeyi daha da zorlaştırdığı durumlarda belirginleşmektedir.

İşitme kaybının, sıradan yorgunluk veya dalgınlıkla karıştırılabilecek ancak göz ardı edilmemesi gereken çeşitli yaygın belirtileri bulunmaktadır. Özellikle gürültülü ortamlarda konuşulanları net bir şekilde anlama güçlüğü çekmek, sık sık tekrarlamasını istemek veya söylenenleri yanlış anlamak bu belirtiler arasında yer almaktadır. Diğer göstergeler arasında televizyonun sesini başkalarını rahatsız edecek kadar açmak, sohbetlerden uzaklaşmak ve genel olarak sosyal ortamlardan kaçınmak bulunmaktadır. Mirror gazetesinde yer alan habere göre, bu belirtilerden herhangi birinin fark edilmesi halinde, sorunun daha da ilerlemesine izin vermek yerine işitme testi yaptırılması önerilmektedir. İşitme kaybı, bireylerin günlük yaşamlarını, yakın ilişkilerini, özgüvenlerini ve genel refahlarını olumsuz etkileyebilir. Kaylie Waters, test yaptırmak için ne kadar uzun beklendiğinde ek sorunların gelişme olasılığının o kadar arttığını vurguladı. Araştırmalar, tedavi edilmemiş işitme kaybı ile bilişsel gerilemeye bağlı demans riskinin artışı arasında bir bağlantı olduğunu kaydetti. Ancak, işitme cihazları gibi yöntemlerle işitme sorunlarının erken çözülmesinin, beyni uyarılmış halde tutarak bu riski azaltmaya yardımcı olabileceği belirtilmektedir. Bu semptomları hisseden kişiler için çözüm, basit bir işitme testi olabilir. Hızlı ve ağrısız olan bu testler, işitmedeki en küçük değişikliklerin bile mümkün olan en kısa sürede kontrol edilmesini sağlamaktadır. İşitme kontrolü için aile hekimine başvurulabileceği, hekimin bir odyoloğa yönlendirebileceği veya testin uzmanlaşmış işitme merkezlerinde yaptırılabileceği aktarıldı. İşitme kaybı sorununu çözmek, sadece duyma yeteneğini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda enerji seviyesi, zihinsel netlik ve genel yaşam kalitesi üzerinde de büyük bir olumlu etki yaratabilir.