Sırbistan'da yapılan bir araştırmaya göre, her on çalışandan yedisi işini kaybetme endişesi yaşıyor ve mevcut pozisyonunu risk altında görüyor. Osiguranik, Infostud, Rezilient ve TIM Centar tarafından 3.452 çalışan ve 842 şirket karar alıcısının katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, iş güvencesi, yan haklar ve yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
Araştırmaya göre çalışanların yüzde 16'sı önümüzdeki 12 ay içinde işini kaybetme konusunda ciddi endişe duyuyor ve pozisyonunu tehdit altında görüyor. Katılımcıların yüzde 55'i doğrudan tehdit altında hissetmemekle birlikte bir miktar endişe taşıdığını belirtirken, yüzde 29'u işini kaybetme korkusu yaşamadığını ifade etti.
Çalışanların yanıtlarına göre, şirketlerin yüzde 74'ü son bir yıl içinde iş dünyasındaki ve toplumsal belirsizliğe yanıt olarak çeşitli önlemler aldı. İşverenlerin en sık başvurduğu yöntem, çalışanların yüzde 44'ünün belirttiği üzere üretkenlik baskısının artırılması oldu. Çalışanların yüzde 32'si maaş veya zam dondurulması, yüzde 28'i yeni işe alımların durdurulması, yüzde 27'si işten çıkarmalar ve yüzde 23'ü yan hakların kaldırılması uygulamalarıyla karşılaştı. Bazı şirketlerin birden fazla önlemi aynı anda uyguladığı belirtildi.
Bu koşullarda yönetim ile çalışanlar arasındaki iletişim de kritik önem taşıyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 26'sı yönetimin kriz döneminde hem olumlu hem olumsuz sonuçları açıkça paylaştığını söyledi. Yüzde 51'i bilgilerin seçici olarak kendilerine ulaştığını, yüzde 23'ü ise hiçbir iletişim kurulmadığını ve tahminlerle baş başa bırakıldıklarını dile getirdi. Sonuçlar, çalışanların kendini güvende hissetmesinin şirketin durumunu ve işlerini etkileyebilecek kararları ne ölçüde anladıklarına bağlı olduğunu gösteriyor.
Çalışanların en çok değer verdiği yan haklar arasında ek izin günleri ilk sırada yer alıyor; katılımcıların yüzde 41'i bunu en önemli haklardan biri olarak sıraladı. Dört günlük çalışma haftası ve esnek çalışma saatleri çalışanların yüzde 40'ı, evden çalışma imkânı ise yüzde 37'si için önem taşıyor. Ancak talepler ile mevcut imkânlar arasında belirgin bir fark bulunuyor: Esnek çalışma saatleri ve ek izin günlerine sahip olanların oranı yüzde 29, evden çalışabilenlerin oranı ise yüzde 27.
Takım oluşturma etkinliklerinde de dikkat çekici bir tezat görülüyor. Çalışanların yüzde 22'si bu tür etkinliklere erişebilirken, yalnızca yüzde 6'sı bunu kendisi için önemli bir yan hak olarak değerlendiriyor. Bu durum, şirketlerin yan hak paketlerini oluştururken çalışanlarının gerçekte neye değer verdiğini anlamasının önemini ortaya koyuyor.
Ücretli yan haklar arasında özel sağlık sigortası, çalışanların yüzde 30'unun en önemli bulduğu hak olarak öne çıkıyor; bu haktan yararlananların oranı ise yüzde 27. Ücretli ek eğitim ve programlar katılımcıların yüzde 23'ü için önemliydi.
Şirket temsilcilerinin yanıtlarına göre, çoğu firma yan hak paketini geçen yıla kıyasla önemli ölçüde değiştirmedi. Şirketlerin yüzde 61'i aynı paketi korurken, yüzde 28'i çalışanlara daha fazla hak sundu, yüzde 11'i ise paketi daralttı. Yan hakları azaltan şirketlerde ilk kesintiye uğrayanlar takım oluşturma etkinlikleri, ek eğitim ve programlar, sportif faaliyetler ile esnek çalışma saatleri oldu.
İş güvencesine dair endişelere rağmen çalışanların bilgi ve beceri gelişiminde net tercihleri bulunuyor. Katılımcıların yüzde 72'si iş başında öğrenmeyi tercih ederken, yüzde 41'i mentorluk, yüzde 36'sı yüz yüze grup eğitimlerini seçti. Dijital formatlar arasında en çok tercih edilen yüzde 22 ile çevrim içi kurslar olurken, yapay zekâ araçlarını öğrenme yöntemi olarak benimseyenlerin oranı yalnızca yüzde 7'de kaldı.
Yapay zekâ hâlihazırda bazı işleri etkiliyor ancak şirketlerin çoğunun net bir yaklaşımı bulunmuyor. Şirket temsilcilerinin yüzde 67'si yapay zekâyı daha yüksek üretkenlik için fırsat olarak görürken, aynı görüşü paylaşan çalışanların oranı yalnızca yüzde 32. Çalışanların yüzde 30'u yapay zekânın öneminin abartıldığını düşünüyor, yüzde 31'i ise etkisinin kendilerini ilgilendirmediğini belirtiyor.
Araştırmaya katılan şirketlerin yalnızca yüzde 2'si yapay zekâ kullanımı nedeniyle şu ana kadar işten çıkarma yaptığını bildirdi. Ancak bu oran bazı sektörlerde belirgin şekilde daha yüksek: Bilişim sektöründe yüzde 13, finans, bankacılık ve sigorta sektöründe yüzde 10. Bu da yapay zekânın etkisinin tüm sektörlerde aynı olmadığını gösteriyor.
Şirketlerin beklentilerine bakıldığında, bilişim ile finans sektörlerindeki temsilcilerin yüzde 24'ü yapay zekâ uygulamalarının önümüzdeki dönemde istihdam sayısını azaltabileceğini öngörüyor. Ancak bunlar alınmış kararlar ya da duyurulmuş işten çıkarmalar değil, yalnızca beklentiler.
Öte yandan şirketlerin yalnızca yüzde 15'i yapay zekâ araçlarının kullanımını sistematik olarak teşvik ediyor. Yüzde 30'u net bir strateji olmaksızın bu araçların kullanımına izin verirken, yüzde 52'sinin tanımlı bir tutumu bulunmuyor. Yalnızca yüzde 3'ü yapay zekâ kullanımını sınırlandırıyor veya yasaklıyor.