Avrupa tüketici derneklerinin analizlerine göre, çamaşır makinelerinin harcadığı enerjinin yüzde 85'inin sadece su ısıtmaya gittiği belirtildi. Bu durum, her yüksek sıcaklık seçildiğinde elektrik maliyetlerinin doğrudan arttığı anlamına geliyor.

Uzmanlar, günlük giysilerin çoğu için 30 ila 40 derecenin yeterli olduğunu vurguladı. 90 derecelik bir programın, 40 derecelik bir döngüye göre dört kata kadar daha fazla elektrik tüketebileceği kaydedildi. Sıcaklığın yanı sıra enerji tasarrufu için birkaç alışkanlığın bir araya gelmesinin fark yaratacağı aktarıldı.

Çamaşır makinesinin yarı boş ya da tam dolu olmasının enerji tüketiminde büyük bir fark yaratmadığı, bu nedenle sık ve küçük yıkamaların maliyetli bir alışkanlık olduğu belirtildi. Tamburu kapasitesi dahilinde doldurarak makinenin çalıştırılması gerektiği açıklandı. Eco programların pazarlama hilesi olmadığı, modern cihazların suyu, sıcaklığı ve süreyi ayarlayarak toplam enerji tüketimini azalttığı vurgulandı. Ön yıkama döngülerinin makinenin çalışma süresini uzattığı ve tüketimi artırdığı için modern deterjanlarla çoğu kirin ek döngüye gerek kalmadan temizlenebileceği de kaydedildi. Ayrıca, fazla deterjanın daha temiz çamaşır anlamına gelmediği, aksine ilave durulamaları gerektirerek su ve elektrik tüketimini artırdığı bildirildi. Uzmanlar, hassas dozlamanın makinenin optimum çalışmasını sağlayarak cihaz üzerindeki yükü azalttığını ve bütçeyi koruduğunu belirtti.

Onlarca yıldır 40 derecenin güvenli bir yıkama sıcaklığı olarak kabul edildiği ancak gelişmiş deterjanlar ve modern makineler sayesinde günümüzde 20 veya 30 derecede yıkamanın genellikle yeterli olduğu ifade edildi. Aylık bazda dramatik görünmeyen bu farkın, yıllık bazda ciddi bir rakama ulaştığı belirtildi. Ancak havlu, nevresim ve beyaz çamaşırlar gibi istisnai durumlar için hijyenin korunması amacıyla 60 derece civarında daha yüksek sıcaklıklar gerektiği aktarıldı. Akıllı yıkamanın, temizlikten ödün vermeden yarın daha düşük bir fatura anlamına geldiği kaydedildi.